Kimyana geri dön!

Erbakan Hoca’mızın siyasete ilk girdiği zaman yapmış olduğu konuşmalar dâhil daha sonraki yıllarda yapmış olduğu konuşmaların videolarını seyrettiğimiz zaman şahit olduğumuz durum ülkede o zamandan bu zamana değişen bir şeyin olmaması. O konuşmaları yapıldığı ve yayımlandığı seneleri göz ardı ederek dinlediğimizde hiçbir şeyin değişmediğine görüyoruz. Erbakan Hoca’mızın bahsettiği meseleler hale ülkenin en büyük meseleleri, o zaman muhataplarına söylediği sözler de hala geçerli. Noktasına, virgülüne değişmeden…

Peki, neden bu kadar her konu aynı. Çünkü ülkemizde Erbakan’ın ve Milli Görüş’ün hedeflediği zihniyet değişimi gerçekleşmedi. Erbakan ülkede zihniyet değişimi olsun için gayret eden sayılı kişilerdendi. Erbakan Almanya dönüşü ülkemizde Gümüş Motor’u kurarken de, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne genel başkan olmak için Anadolu’yu karış karış en uç noktasına kadar gezerken de, üniversite kürsüsünde öğrenci yetiştirirken de, siyaset alanına da girerken amacı ülkede zihniyet dönüşümünü sağlamaktı.

Ülkenin en temel sorununun köklerinden kopartılarak son üç yüz yıldır başka duraklarda (batılılaşma) zorla bekletildiğinin farkında olarak Erbakan, ülkenin kalkınmasının ve hak ettiği değerinin sadece ve sadece kendi inanç kodlarından neşet edeceğini biliyor ve buna inanıyordu. Bu sebeple ilk sözleri “zihniyetin/paradigmanın” değişmesi üzerine oldu. Ülke yönetiminde yıllardır batı taklitçiliğinin ülkeyi getirdiği çıkmazdan ancak milletin kendi inancına sahip çıkacak Milli Görüş zihniyetine mensup kadrolar sayesinde mümkün olacağını anlattı. Milli Görüş zihniyetine dayanmayan her işin ise fesada sebep olacağını da.

Son aylarda iyice su yüzüne çıkan, her akşam haberlerin baş gündemi olan ülkede yaşanan yozlaşmanın, çürümenin, kötülüklerin, hak yemelerin, işi ehline vermemiş olmanın, yolsuzlukların, arsızlıkların temelinde ülkedeki hâkim zihniyet yatıyor. Toplumun en küçük birimi aileden en büyük kurumumuzda mevcut olan bozulmanın başka açıklaması olamaz. Zira ortaya çıkan eylemlerin faillerinin zihniyeti doğru olsaydı ortaya çıkan ürünler/işler de sağlam, doğru, güzel, iyi, faydalı ve adaletli olurdu. Tanzimat Fermanı’yla başlayıp AKP’nin iktidara taşınmasıyla yeni bir forma dönüşen Batılılaşma/Batı taklitçiliği ülkeyi yaşadığımız hale getirdi. Hayatın her alanında ortaya çıkan çürümüşlüğün temeli budur.

Yaşadığımız bu kadar kötü halden dolayı umutsuzluğa düşecek değiliz. Çünkü elimizde son çağda Müslümanlar ve insanlar için kurtuluş reçetesi olan Milli Görüş’ün ilkeleri mevcut. Erbakan Hocamızın siyasi alanda 1969’dan beri anlattığı Milli Görüş’ün kimyasının formülü yerli yerinde duruyor. Milli Görüş’ün kimyasını sık sık hatırlamakta ve hatırlatmada fayda var. Erbakan Hocamızın anlatımıyla Milli Görüş’ün kimyası üçtür. Birincisi; kaba kuvveti değil, hakkı üstün tutmak. (Hak etmediği halde devlet ve belediye gibi kurumlarda hak etmediği ücretleri alarak o makamları işgal edenlerin bu hareketinin temel sebebi budur. Nasıl ki, 2003’te Amerika Irak’ı işgal ettiyse. Kaba kuvveti üstün tutmak.) İkincisi; materyalist değil, maneviyatçı olmak. (Maneviyatçı olmak ahiret merkezli, ahirette hesap verme merkezli bir hayatı yaşamayı gerektirir. Son dönem ortaya çıkan yolsuzlukların, hırsızlıkların, gaspların sebebi de materyalist bakış açısını önceleyen kadrolarla karşı karşıya olduğumuzu ortaya koyuyor.) Üçüncüsü ise nefse esir olmayı değil, nefis terbiyesini esas almak. (Bu madde kaba kuvveti üstün tutmayı da, materyalist olmayı da besleyen maddedir. İnsanın nefsi kötülüğü yaptırmakta ısrarcıdır. Doğru olanı, adil olanı, faydalı olanı, iyi olanı, güzel olanı yapmak nefse ağır gelir. Çünkü bunları yapmak emek gerektirir, ter dökmeyi gerektirir. Oysa nefse uymak çok konforludur. Nefse uymanın dünyalık karşılığını görmek te anidir, hızlıdır. Kaba kuvveti kullanarak, ahirette hesabını göz ardı ederek nefsin istediği sonuca ulaşmak kolaydır.)

Milli Görüşçüler ve bu işin ehli olanlar bilirler ki, bu toprakları bizlere vatan yapan bu ilkelere bin yıldır bu milletin sahip çıkmasıdır. Bu zihniyet zamanında batıda yaşayanlara “Başımızda kardinal külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi yeğleriz” cümlelerini kurdurtmuştur. Bütün insanlığın muhtaç olduğu kurtuluş bu reçetedir. Bu topraklarda bin yıldır cari olan şu an her ne kadar inkıtaya da uğramış olsa da bu kimya bizi tekrardan dünyada “Adil Temellere dayalı Yeni Bir Dünya”yı kurmaya götürecektir.

Erbakan Hoca’nın kemiklerinden önce dert edinilmesi gereken meselenin Erbakan’ın zihniyetini kavramak olduğu bilinmelidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?