Reklamı Kapat

Sevgili babacığım, ne çok şiir yazmadın

Annelerimizle konuşup halleştiklerimiz, babalarımızla konuşamadıklarımız ve halleşemediklerimiz ömrün hatıra defterinde kendine yer bulur. Babaların sükûtu annelerin sözü derindir. Eminim sizler de benim gibi bunu yaşarken görmüşsünüzdür. Annem bu dünyada 84 yıl babam 86 yıl hayat sürdü. Yedi ay sonra annemin peşinden babam vefat etti. Annem sözleriyle her gün yaşamaya devam ediyor. Babamın yüzünü ise dinmiş bir yağmur gibi yüzlerce kelimenin sustuğu yerde net olarak seçebiliyorum.

Edebiyat ve fikir dünyası babalar ve oğullar arasındaki yaşanmış ve etkisi hâlâ devam eden hikâyelerle doludur. Kafka’nın “Babama Mektup” adlı eserinden Oğuz Atay’ın yine “Babama Mektup” isimli metnine kadar baba-oğul arasındaki anlam çekişmesi sürüp gider. Babamla o kadar çok şeyi beraber yapmadık ki sadece bu bile onunla olan hatıralarımın derinlik ve gizemini artırmaya yetiyor. Mesela birlikte hiç sinemaya ya da tiyatroya gitmedik. Bir milli maçı birlikte izlemedik. Bir romanı, bir hikâyeyi ya da şiir kitabını birlikte okuyup bitirmedik. Çağdaş meselelerde bir konu üzerine aynı düşünmedik. Sadece bir kere bir iş için Samsun’a kadar yolculuk yapmıştık. Lokantaya girdiğimizde onun en çok sevdiği yemekleri orada öğrenmiştim.

Birçok konuda müşterek düşünmediğimiz halde inandıklarımız ve yaşadıklarımız arasında özde hiçbir fark yoktu. Babam benim türkümü sadece eksik kelimelerle söylüyordu. Ritim aynı, ahenk aynı, ses ve heyecan aynı idi. Bunu nice sonra anladım. İstemediğim halde ilkokuldan sonra okumamda ısrar etti. Belli ki bir bildiği vardı. Çok başarısız bir öğrenci olmama rağmen o hiç bu başarısızlığımdan etkilenmedi. Bol zayıflı karnemi her görüşünde tebessüm ederek, “Olur öyle şeyler, bu karne senin yarınını değil bugününü gösteriyor, yarın çok daha iyi olmayacağını hangi karne söyleyebilir ki?” diye “başarısızlığa sığınarak okulu bırakma” mazeretimi hükümsüz kıldı.

Daha ortaokul sıralarından beri şiir yazdığımı biliyordu, fakat buna bir anlam veremiyordu. Derslerden kaytarma yolu gibi algılıyor olmalıydı. Pek de haksız sayılmazdı. Bir şeyle ders olarak uğraşmak bana zül geliyordu. Bir müddet sonra sağda solda yazdığım şiirler yayımlanmaya başladığında evde misafirlerin içinde bu şiirleri okumamı ister, bundan gurur duyduğunu bir şekilde hissettirirdi.

Dünya meselelerini algılama düzeyi, hayat görüşü ve siyasi bakış açısı nice entelektüelden çok daha sağlam ve tutarlıydı. Zamanının 5. sınıfı bitiren talihlileri arasında yer alıyordu babam. İlla da bir şey okuması gerekse takvim yapraklarının arkasını okurdu. Hiçbir takvim yaprağını zayi etmez, okuduktan sonra da bir kenarda muhafaza ederdi. Vefatından sonra çekmecesinden çıkardığım, ondan bana kalan şu beş kitaptı: Yunus Emre Divanı, Niyazi Mısri Divanı, Miftahül Kulüb, Divan-ı Hulusi Darandevi ve Ariflerin Menkıbeleri. Bu kitaplara ilaveten bir kitap daha vardı ki o babamın hafızasında mahfuzdu: Eşrefoğlu Rumi Divanı.

Çocukluk ve gençlik yıllarımda bizim evimizde hep Yunus okunurdu. Rahmetli annem ve babam Yunus’un şiirlerini ilahi şeklinde söyler, sonra konuyu bu şiirlerdeki mısralara bağlarlardı. Bu çoğunlukla ölüm ve ölüm sonrası hesap gününe dair mısralar olurdu. Modern hayatın saldırılarına karşı geleneği ikame ederek mukavemet geliştirmemizi isterdi. Yoksulluk ve yoksunluğa karşı onurlu duruş, tavizsiz dini yaşam ve alın teri babamızın bize öğrettiklerinin özeti gibidir.

Yaşı 50’ye baliğ olmuş bir neslin zamanın kirine pasına bulaşmamış anne babaları hızla hayatımızdan çekiliyor. Bir açıdan da Y ve Z kuşağının büyükanneleri ve büyükbabalarıdır hayatımızdan çekilip gidenler. Tüketim piyasasına malzeme olmamış, kanaat nedir bilen bir dünyanın insanlarıdır onlar. Kendilerinden evvel evlatlarını düşünen, daha fazlasını değil daha hayırlısını ve helalini isteyen insanlardır. Ne bunalımları vardır ne kapris ve kompleksleri. Onları huzursuz eden şeyler bellidir; kılınmamış bir namaz, tutulmamış bir oruç, kesilmemiş bir kurban ve yanlışa sapmış bir hayat.

Babam arkasından konuşulacak değil daha çok yaşanmış güzel günleri hatırlayıp susulacak adamdı. O yaşarken de ondan bir bahis açıp başkasına konuşmazdık. Ona dair konuşmak gerektiğinde ne yapar eder yine onunla konuşurduk. Uzun süre yanında sözcükleri hiç kullanmadan sükûtu bir elif miktarı uzatarak.

Bir baba eşi ölünce neden böyle yalnızlaşıp dünyaya sığmaz olur? Bir dünya bir insanla nasıl ıssızlaşır böyle? Hâlbuki o kadar çok şiir gelip o demlerde babamı bulmuştu ki o düşeceğini çok iyi bildiği halde hiçbir dizeye tutunmak istemedi. Kim bilir belki de babamın yüzüne karşı ama arkasından şu mısraları onun için yazmıştım da haberim yoktu:

“Sevgili babacığım, ne çok şiir yazmadın

Uyanmasın acılar, düşler ürkmesin diye.

Ben ki hayattan düştüm, kime çektimse böyle

Gelmeseydim dünyaya o kadar kırılmazdım

Bu yüzden seviyorum her şeyi ölesiye.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

05

Necdet Meşe - Dostum,

Diliyle değil yüreğiyle konuşan, yaptığını anlayamadığımız bir hikmetle yapan fedakar bir nesil ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Bu güzide nesle saygılı ve kayıplarından dolayı gelecek için kaygılı yüreğin var olsun. Bu vesileyle muhterem pederinize ve validenize Allah Teala rahmet buyursun, üzerinize sekinetini indirsin...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 10 Temmuz 00:56
04

Mehmet Temur - Allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun anneciğnle babacığının sevgili Hüseyin Akın

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 26 Haziran 05:36
03

Yaşar Akgül - Rabbim rahmet eylesin..nur içinde yatsın..bana da rahmetli babamı hatırlattınız..mekanları cennet olsun

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Haziran 22:18
02

Hayati Otyakmaz - “… İNNÂ LİLLÂHİ VE İNNÂ İLEYHİ RACİÛN…” (Kur’an-ı Kerîm, Bakara Sûresi, âyet: 156.)

Allah (c.c.) vefat eden anne ve babanıza rahmet eylesin. Makamları cennet olsun (âmin)!

Selâm ve dua ile hayırlı çalışmalar dilerim değerli kardeşim.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Haziran 14:50
01

Ts-61 - Başınız sağ olsun.. Allahü teala gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun inşaEllah.!

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 24 Haziran 13:08


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?