“Ulaşabilseydim onları kavuştururdum”

Bu söz, dünya adalet tarihinin birinci sırasına altın harflerle yazılsa az gelecek olan Hazreti Ömer’e (Allah ondan razı olsun) aittir.

Tabiinden Urve bin Hızam’ın hikâyesi dillere destan olduğu gibi kıskançlığın da ölçüsünü verir.

Urve’nin babası ölünce amcası himayesine alır.

Urve amcasının kızı Afra ile yaşıtlar.

Çocuklukları beraber geçer.

Birbirlerini seven bu iki genç ergenlik çağına gelince amcasından Afra’yı ister.

Amcası kabul eder amma kızın annesi kızını zengin birine vermek istediğini, mihrinin yüksek olduğunu söyler.

Urve, Yemen’deki amcasının yanına para istemeye gidince hacdan dönmekte olan Belkalı zengin bir genç o köyde konaklar.

Konakladığı günler içinde develer keser, kazanlar kaynatır ve köyün hepsini davet ederek birkaç gün orada dinlenir.

Bu arada gördüğü Afra’nın evli olup olmadığını sorar ve bekâr olduğunu öğrenince onu ister.

Afra’yı verirler. Düğün yapılır ve Afra Belka’ya gider.

Aylar sonra Urve yüz deve ile geldiğinde Afra’nın Belka’ya gelin gittiğini öğrenir.

Kılıç yarasından daha ağır bir yara çöker yüreğine ve yüreğini yemeye başlar.

“Görmezsem ölürüm” diyerek yola koyulur ve Belka’ya gelir.

Belka’nın en zengininin evine müsafir olur.

Daha sonra o evin Afra’nın evi olduğunu öğrenir.

Evin beyi, gelen müsafirin Afra’ya âşık olduğunu, Afra’nın da onu sevdiğini öğrenince ikisini bir araya getirir ve “İsterseniz ben aradan çekilirim. Afra’yı boşarım ve evlenmenizi sağlarım” der.

Urve bunu kabul etmez.

Teşekkür edip ayrılır.

Ciğerleri tükenen Urve, yolda Dar’ul Kura’da vefat eder.

Şiirleri Medine’de Hazreti Ömer’e kadar ulaşır.

Hazreti Ömer:

“Lev edraktü Afrae ve Urvete le cema’tü beynehüma / Eğer Afra ile Urve’ye yetişebilseydim aralarını birleştirirdim” demiş. (İbn’ül Cevzi, Menakıb, Sayfa 81, Zehebi, Tarih-ül İslam, Muzaffer Can tercemesi, Cantaş Yayınevi, sayfa 1136, İbni Asakir T. Dımışk 40/217-225; İbnu Makulâ 2/418; Nihayetu’l-İrab 2/201; Uyunu’l-Ahbar 4/129; Ensabu’-Eşraf 35/50).

Günümüzde saygın bilim adamlarımızın bir kısmı, diploma aldığı üniversitenin adıyla insanlardan saygınlık bekler.

Bazıları mezun olduğu fakültedeki ünlü ilim adamından ders aldığını söyleyerek saygınlık bekler.

Biz, kişinin o bilgisiyle kendine ve insanlığın hizmetine sunduğu söze ve işe bakarak saygı duyarız.

Hazreti Ömer, dünyanın kuruluşundan bu güne kadar gelip geçen bütün kahramanların, ilim adamlarının, sanatkârların, şairlerin yaratıcısı olan Allah celle celalüh tarafından eğitilen Sevgili Peygamberimizin eğitiminden geçen ve öğrendikleriyle adalet tarihinin ilk sırasına alınan Hazreti Ömer’e sevgi ve saygılarımızı sunarken onun adının anıldığı her yerde ona ve bütün okul arkadaşlarının adının anıldığı anda (R.A.) “Allah ondan razı olsun” deriz.

Peki de o sevdiğimiz, saydığımız ve örnek aldığımız zatın yaptığını yapıyor muyuz?

En mücahidimiz, kendini iki maddeye şartlandırmış ve onu yapmaya devam ediyor.

24 saatin her dakikasının kendine göre ibadet anı vardır.

Namazın vakti gibi ibadetlerin de oluşan vakitleri vardır.

Mesela bir insanla karşılaştığında, tanısan da tanımasan da ona selam vermek ibadettendir.

Birbirini seven kadın ve erkeğin evlenmeleri için katkıda bulunmayı hiç cihattan bir ibadet olarak düşündük mü?

Yöneticilerden de bir dileğim olsun:

Hazreti Ömer, Urve ile Afra’nın haberini onlar öldükten ve haklarında mersiyeler yazıldıktan sonra haberi olunca, “Keşke haberim olsaydı…” demiş.

Yöneticilerimiz, SGK’lılara evlenme yardımı yaptığına ilave olarak SGK’lı veya SGK’sız her ihtiyaç sahibi insanımızın evlenmesine katkıda bulunmak için yeni bir fon ayırması.

Yeni nikâh akdini getirenlere, düğün yapabilecek kadar faizsiz borç para verip beş yıl sonra taksitle ödemesi istense.

Beş yıldan önce boşanırlarsa, boşanma yapıldığı günden itibaren ödenmesi istense, birçok nişanlı insanımızın bir an önce kavuşmaları sağlanmış olur.

Ve biz de, “Keşke…” demesek.

Rabbimiz bize sosyal sorumluluk yüklerken:

“Sizden bekâr olanları, evlendirin…” buyuruyor. (Nur süresi ayet 24/32).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder

# Altın

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Mert - İslam'da keşke yok!

Hz. Ali (r.a) gibi biri İlmin kapısı sizce kaç Üniversite bitirmiştir dersiniz?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Haziran 17:38


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?