Erbakan’ın hocası Abdulaziz Bekkine kimdir?

Erbakan Hoca’nın Almanya’da doktora yaparken hocası Abdulaziz Bekkine’ye yazdığı mektuptan söz ettim, önceki yazımda. Okurlardan yoğun talep geldi; “Abdulaziz Bekkine hakkında biraz malumat verir misiniz?” diye.

Bir yazıda Bekkine Hazretlerinin ne kadarını, hangi yanlarını anlatabilirim bilemiyorum ama buyursunlar;

* Abdulaziz Bekkine Hazretleri büyücek başlı, sivrice çeneli, mavi gözlü, yüzleri sarıya çalar buğday renkli idi. Teni beyaz, sakalları sarı, uzunca ve seyrekçe idi.

* Pazuları kuvvetli idi. Bir koyunu rahatça yatırır, keser ve yüzerdi.

* Orta boyluydu.

* Genellikle vasıtaya binmez ve gideceği yere yürüyerek giderdi.

* Allah vergisi olarak deha mertebesinde bir zekâya sahipti. Hangi meslekten tahsil ve kademeden olursa olsun, onunla konuşup sohbetinde bulunan herkes kendilerinin zekâ ve ilmine hayran kalır ve o zamana kadar böyle bir kimseye rastlamadıklarını kabul ve itiraf ederlerdi.

* Cömertti. Bir şey kabul etmezdi. Zeyrek Ümmügülsüm Camii’nde imam olduğu zamanlar maaşı 19 lira idi. Bu nedenle çocuklarını besleyebilmek için keçi aldı, keçilerin sütü ile çocuklarını büyüttü. Yemeğini misafir ile yerdi. İnsanları çok severdi, müsamahakârdı.

* İstanbul’un Mercan semtinde, 1895 yılında doğdu. Kazan’dan göç ederek İstanbul’a yerleşen ve zengin bir tüccar olan Haris Efendi’nin oğluydu.

* Henüz okula gitmeden Beyazıt Kaptanpaşa Camii İmamı Halil Efendi’den Arapça ve din dersleri aldı. Dârü’d-Tedris Mektebi’ne girerek buradan mezun oldu.

* On beş yaşında iken ailesiyle birlikte Kazan’a gitti. Öğrenimine bir süre Kazan’da devam ettikten sonra Buhara’ya geçerek devrin tanınmış âlimlerinden beş yıl dinî ilimler okudu. Babası vefat edince tekrar Kazan’a döndü. 1917 Sovyet devriminin ardından onaltı kardeşi ile birlikte İstanbul’a gelmek üzere yola çıktı.

ÇİVİZADE ÜMMÜGÜLSÜM CAMİİ YILLARI

* Bir süre Bakû’de kaldıktan sonra 1921’de İstanbul’a ulaştı. Hilmi Ziya Ülken’le akraba idiler. Teyze çocukları gibi bir yakınlıkları vardı. Geçimini sağlamak için kardeşleriyle birlikte Asmaaltı’nda bakkal dükkânı işletti. Daha sonra dükkânı kapatıp Beyazıt Medresesi’ne devam etti.

* Bu yıllarda medrese arkadaşı Mehmet Zahid Kotku Efendi ile birlikte meşhur Nakşibendî-Halidî şeyhi Ahmet Ziyaeddin Gümüşhanevî’nin halifelerinden Tekirdağlı şeyh Mustafa Feyzi Efendi’ye yirmi üç yaşında iken intisap etti.

* Otuz bir yaşında 1926 yılında manevî ilimlerde irşat selahiyeti mertebesine icazetle erişti.

* Yine aynı yıl Gümüşhanevî’nin Ramuzü’l-Ehadis adlı eserini okutma izni aldı. Tarikat silsilesi Mustafa Feyzi, Ömer Ziyaeddin Dağıstanî ve Ahmet Ziyaeddin Gümüşhanevî vasıtasıyla Nakşibendîliğin Halidiyye kolu kurucusu Halid el-Bağdadî’ye ulaştı. Şeyhinin (Mustafa Feyzi Efendi) vefatından sonra uzun yıllar Serezli Hasib Yardımcı Efendi’den (vefatı, 1949) istifade etti.

* Abdülaziz Efendi irşat izni aldıktan sonra imamlık görevine başladı. Beykoz’da, sonra Aksaray’da görev yaptı. İmamlık vazifesini daha sonra Yazıcıbaba ve Kefevî camilerinde sürdürdü. 1939’da Zeyrek’teki Çivizade Ümmügülsüm Camii’nde görevlendirildi. Bu camide 13 yıl hizmet ve görev yaptı.

* Kanun çıkınca “Bekkine” soyadını aldı.

* Bekkine Hazretleri, irşat makamına şeyhi Abdullah Hasib Efendi’nin 15 Mayıs 1949 tarihinde vefatından sonra geçti. 

* İkinci defa gittiği hac dönüşü hastalandı. Vefatından üç gün önce, Nurettin Topçu’ya, “Lütfen bunlara söyle, hastaneye götürüp beni yormasınlar. Şurada üç merdivenim kaldı” demiş.

* 57 yaşında, 2 Kasım 1952 tarihinde vefat etti. Fatih Camii’nde Mehmet Zahid Kotku’nun kıldırdığı cenaze namazından sonra Edirnekapı Sakızağacı Şehitliği’ne, şeyhi Hasib Efendi’nin yanına defnedildi.

* Vefatından sonra irşat faaliyeti, imamlık görevini Bursa’dan Çivizade Camii’ne nakleden Mehmet Zahid Kotku tarafından sürdürüldü. Zahid Kotku Hazretlerini kendi yerine getirten, davet eden yine kendisiydi.

OSMAN NURİ ÇATAKLI ANLATIYOR

Sohbetlerini, derslerini günü gününe takip edenlerden 3 isim; Osman Nuri Çataklı, Cevat Akşit ve Lütfi Doğan’dı...

Merhum Osman Nuri Çataklı, Abdulaziz Bekkine’yi anlatıyor:

* “Bir gün sohbet esnasında hocaefendiye şöyle bir soru soruldu: ‘Efendim bu memleket nasıl kurtulur?’ Bunun üzerine Hocaefendi şunları anlattı: “ Rusya’dan İstanbul’a dönerken Batum’dan bir Türk gemisine binmiştik. Gemide bilet kontrolü esnasında yaşlı ve fakir bir adamın bileti çıkmayınca, kontrol memuru adama bir tokat patlattı. Adamcağız yere yuvarlanıp kaldı. Bu durumu kaptan köşkünden gören geminin İtalyan kaptanı, tokat yiyen adamcağızı yanına aldırttı ve İstanbul’a kadar da yanında misafir etti. İşte evladım bu memlekette İslâmiyet, dolayısıyla insanlık, insanlarımıza teker teker anlatılmadıkça ve o insanlar da İslâmiyet’i yaşamadıkça bu memleket için kurtuluş yoktur.”

* Osman Nuri Çataklı, Bekkine’nin bu cümlelerini şu şekilde yorumladı: “Kanaatimizce burada hocaefendi şu hususa dikkatimizi çekmektedir; bir İtalyan kaptanın yaşlı fakir bir adama karşı gösterdiği olgun ve insanî davranışı, bir Türk ve Müslüman olan kontrol memuru, İslâm’ı bilip yaşamadığı için gösterememiştir. Öyleyse insanlarımıza İslâm’ın esaslarını iyice tanıtıp anlatmak ve yaşamalarını sağlamak icap edecektir.”

***

* Erbakan Hoca ile Abdülaziz Bekkine Hazretleri arasındaki ilişki, tasavvufi manada bir bağlılıktı. Erbakan Hoca’nın İTÜ’de talebe olduğu yıllarda başlayan bu bağlantı, aynı yıllarda Zeyrek Camii çevresinde bulunan diğer kişilerle beraber sürdürülen ve sadece mürit-mürşit bağlılığı olarak kalmayıp, ülkenin hali ve istikbali üzerine ortaklaşa kafa yorulan bir mahiyet de arz ediyordu.

Rabbim rahmet eylesin. Âmin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Zizu - ALLAH CC onların yolundan ayırmasın bizleri inşallah

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Haziran 00:13
01

Sanem - Başımıza taş yağmıyorsa Evliyalar ve Allah dostlarının varlığındandır...

Yanıtla . 10Beğen . 1Beğenme 23 Haziran 16:27


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?