Bir şey olmaz

Çok sık duyduğumuz ve hayat biçimimizi büyük oranda belirlediğini düşündüğüm bir kalıptır: “Bir şey olmaz.” Çocukluktan başlayarak adeta ilmek ilmek örülen bir davranış kazandırma ifadesidir. Bu adeta bir kural delme ve kuralsızlığa kapı aralama aracı gibidir. Tabi bunda netice itibari ile insanların başına bir iş açılıp açılmadığı meselesi de bu ifadenin bir karakter haline gelmesinde başat rol oynamıştır. “Türkiye’de garibandan başkasına bir şey olmaz” kanaati de bu davranış kalıbının sağlam bir vücuda oturması için oluşturulmuştur. Çünkü bir şey olmaması için garibanlara bir şey olması gerekir. Yoksa yürümez. Garibanlara bir şey olabileceği her hâl ve şart içerisinde artık su götürmez bir gerçektir. İnsanlar için “utanma” duygusu yok hükmündedir adeta ve bu ülkede her şey olunabilir ancak rezil olmak bir yana mahcup bile olunamıyor. Ne kadar acı bir durum ne kadar vahim bir hadise… Üstünde durulmayacak kadar gündeme bile gelmeden kayboluyor.

Örneğin, “Hiçbir şey olmadıysa bile bir şey kesin olmuştur” diyenler gibi olmasını dilediğimiz her şey istediğimiz kesinlikte olmalıdır. Çünkü biz zan üzere yaşarız. Zanlarımız hayatımızın nasıllığını, heveslerimiz istikametini, hırslarımız ilişkilerimizi biçimlendiriyor. Doğal olarak hiçbir makuliyetin dâhil olamadığı bir düzlemde olması gerekenler olabilir mi? Hayır, ne mümkün? Buna imkân bulunabilir mi? Kocaman bir hayır çünkü bu ülkede makuliyet ölçüsü insanın karakter olarak elastiki olmasını gerekli kılıyor. Onun için bu ülkede rezil olunmaz ancak herkes ahlaktan, faziletten bahseder. Cilalı cümleler, hamaset yüklü nutuk katarları hiç eksik olmaz.

Bunda elbette kurumların ve kuralların da bu elastikiyete uygun olmasının büyük bir payı vardır. Nitekim en çok ihtiyaç duyulan adalet duygusu çoğunlukla bulunmaz. Dolaysı ile toplum olarak herkes kendi yaralarını saymakla veya kendi yarasına ağlamakla oyalanır. Senin benim ayrımına sürekli her konuda düşülür onun için ortak konu bulmak ne kadar zordur. Elbette bu durumun böyle olması yönetenler için her türlü yönetim organizasyonunda kolaylık sağlar. Zaman zaman bütün bu olumsuzluklardan şikâyet edenler olur ancak onlar da güç ile tanıştıkları ilk anda aynı düzenin daha kuvvetli uygulayıcısı ve savunucusu olurlar.

Ahmet Bican Ercilasun’un tarifini yaptığı Türk bulunursa bugün onu en hassas laboratuarda incelemek lazım çünkü galiba şu tarife uygun birini bulmak bu zamanda imkânsız gibi: “Türklerde şerefle yaşamak çok önemlidir. Şerefine düşkün insanlar, şereflerine bir halel gelmemesi için ömürleri boyunca dikkatli ve özenli davranırlar.” Bunlar birer sosyal, bireysel ölçüt olmakla birlikte bir şey gösterir bize bir toplumun karakteri onun gerçekte ne ile kendini anlamlandırdığı ile ilgilidir. Bu nedenle bugün kolay köşeyi dönmeyi, zahmetsiz, emeksiz yaşamayı salık veren bir toplum hamasetten başka bir şey ile ayakta duramayacağını gösterir. Normali, saygınlığı yön değiştirmiş bir toplumda itibar alınabilir, kurgulanabilir ve kir normalleştirilebilir. O vakit çivisi çıkmış bu dünyada insan ne ile kendini var kılabilir ki!

Oysa muhafazakâr kafalar tarihe atıf yapmaktan, bunu söyleme dökmekten hoşlanırlar, onların yıllarca kutsallaştırarak buharlaştırdığı bir yerde müracaat merciini de işlevsiz kılmış oluyorlar. Yani hor kullanıp katılaştırdıkları her değer gibi onları da buharlaştırıyorlar. Yani ne bir müracaat kapısı ne de yeni bir perspektif imkânı bırakmıyorlar. Merhamet ve şefkatten sıyrılmış bir toplum elbette acımasız ve katı olur. Yaptığı her iş tasarlanmış, planlanmış yani kurgulanmış olur. Onun için de mahcup olunmaz hele rezil hiç olunmaz sadece kurgu tutmamıştır, boşa çıkmıştır. Kalkılır ve yeniden her şey kurgulanır ne de olsa toplum hafızasıdır. Bu zamanın mottosu ‘korkma bir şey olmaz’ olmuştur. Ağlamanın, sızlanmanın bir manası yok, bir şey olmaz. Hoşça bakın zatınıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?