Bir hayırlı teşebbüs: Yeni Kur’an meali

Toplumların başına gelen sıkıntıların sebeplerini saymaya kalksanız işin içinden çıkmaya ne takatiniz ne de zamanınız yeter. Bugünün insanı ana sebebe inmemek için sebepleri bahaneleştirip parçalara ayırmakta ustalaşmış durumda. Problemlerin bir kavrama noktası olduğu gerçeğine ulaşmak nedense kimsenin işine gelmiyor. Çözülmüş meselelere düğüm atarak sorunlaştırmak diye bir şey var bugün. Din ve onun yaşamaya dönük tarafı olan hayat konusunda durmadan tartışıyor ve inandığımız şeyleri bir türlü pratiğe dökemiyorsak bunun gerçek sebebi dinin kaynaklarını anlamaya karşı yorgun ya da isteksiz tavrımızdır. Bireysel ve toplumsal sorunlarımızın özünde yatan şey, Peygamberimizin Kur’an’ı yaşama sünnetini hayatımıza geçiremeyişimizdir.

Kur’an okumayı anlamından bağımsız düşündüğümüz için Kur’an’ın üzerimizdeki tesirini ne yazık ki somut işaretlerle görmemiz mümkün olmuyor. Kur’an’ı anlamaya çalışanlarla anladık zannedenlerin “dindar” kabul edildiği bir zeminde yaşıyoruz. Oysa her kuşak belli bir kültür atmosferinin içine doğuyor. Doğru ve hakikat kabul edilen yaşam kalıplarını hiçbir kritiğe tabi tutmadan yaşamaya kalkmak Kur’an ve sünnetin değiştirici, dönüştürücü ve geliştirici özelliklerinin göz ardı edilmesine sebep olmaktadır. Kur’an mesajının bütün yeryüzüne ulaşabilmesi için dünya dillerine çevrilmesi bugün her zamankinden daha çok önem arz etmektedir. Memleketimizde dünden bugüne yapılmış Kur’an çevirilerinin yeniden tetkik ve tashih edilmesi gerekiyor. Kur’an çevirilerinde çok yönlü yetkinlik şarttır. Sadece Arapça bilmek değil Arap dili ve edebiyatının bütün inceliklerine de vakıf olmak lazımdır. Diğer yandan Kur’an’ı çevirecek kişi hangi dile çevirecekse o dilin bütün özellik ve nüanslarını bilmeden tercüme işine girişmemelidir. Piyasadaki Kur’an çevirilerine baktığımızda nasıl bir titizlik sorunu olduğu daha iyi görülecektir.

Geçtiğimiz hafta Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu bir süredir yürütülen Kur’an-ı Kerim Meali Hazırlık Projesi kapsamında bir çalıştay düzenledi. Daha önceki toplantı ve çalıştay sonuçlarının değerlendirilmesi neticesi belirlenen başlıkların müzakere edildiği çalıştayda meal yazımında uyulması gereken ilke ve yöntemler doğrultusunda fikir teatisinde bulunuldu. Çeşitli üniversitelerden akademisyen ilahiyatçı, sosyal bilimci ve dilcilerin yanı sıra mütercim ve edebiyatçıların da katıldığı çalıştay, “Barika-i hakikat müsademe-i efkârdan doğar” muvacehesinde son derece yararlı ve verimli geçti. Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ömer Kara’nın başkanlık ettiği çalıştay, hazırlanacak yeni bir Kur’an mealinin yazım komisyonunu oluşturmayı hedefliyor. Tefsir, Arapça ve Türkçe alanlarında yetkin isimler yeni meal çalışmasına katkı sağlıyor. Türkçe ve Türk dili uzmanlarının görevi burada motamot bir çeviri yapmak değil metin inşa etmek. İhtiyaç duyulması halinde katkı sağlayacak 10 kişilik bir istişare heyetinin de bu meal çalışmasına gerektiğinde eşlik edeceğini de ilave etmiş olalım.

Bilindiği gibi Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından şu ana kadar yayınlanmış üç meal bulunmakta. Bu meallerin en sonuncusu beş ciltlik Kur’an Yolu isimli mealdir. Kur’an Yolu sadece meal değil aynı zamanda tefsir özelliği de içeriyor. Kur’an ve tercümesi üzerine üç gün boyunca teatide bulunup beyin fırtınası estiren tebliğci ve müzakerecilerin hazırlanacak Kur’an meali üzerinden cevap aramaya çalıştıkları bazı soru ve konular şunlardı:

*Mealin muhatap kitlesi kimler olmalıdır? Hangi kitleyi merkeze almalıdır? (Benim cevabım: Allah Kur’an’da kimleri muhatap kabul edip merkeze alıyorsa meal de aynısını yapmalıdır.)

*Lâfzî tercüme mi tefsiri tercüme mi esas alınacak? Lafız mı mana mı öncelenmelidir? Orta bir yol bulunabilir mi? (Benim cevabım: Lafzın peşinden giden bir mana meseleyi halledecektir.)

*Lâfzî tercüme esas alınacaksa, Türkçeye aktarımdaki sorunlar nasıl çözülecektir?

(Benim cevabım: Hem Türk diline enine boyuna vakıf bir dil bilimci hem de Kur’an’ın dil sosyolojisine Arapça din diline vukufiyeti olan işinin ehli kişilerce bu başarılabilir.)

*Parantez kullanılacak mı? (Benim cevabım: Öyle sağlam bir tercüme yapılmalı ki parantez araya girmesin. Çok zorunlu ise şayet dipnot halinde verilsin.)

*Dipnot bilgileri neleri kapsayacak? (Benim cevabım: Dipnot bilgileri nüzul bilgileri ve örtülü kelimeleri açmak için kısa notlarla verilebilir.)

*Kur’an lafızlarının anlamları nüzul dönemiyle sınırlı mı olmalı yoksa gelişmeler neticesinde kelimenin sonradan kazandıkları anlamları bazı yerlerde yansıtılacak mı? (Benim cevabım: Her ikisi de olabilir. Nüzul dönemi anlamı toplum hafızasında diriliğini koruyorsa kelimenin sonradan kazandığı anlama gerek yoktur. Şayet nüzul dönemindeki kelime bugünün idrakini zorluyorsa aynı kelimenin sonradan kazandığı anlamı kullanılabilir.)

*Nesh konusunda yaklaşım nasıl olacak? Kitab-ı Mukaddes’ten yararlanılacak mı? Önceki meallere başvurulacak mı? Belagat kaynaklarından hangilerine itibar edilecek?

Daha onlarca konu bütün ayrıntısı ile çalıştayda ele alındı. Sunum yapan hocaların her birinden ziyadesiyle istifade ettiğimi söylemeliyim. Çalıştayın belki de en besleyici taraflarından biri edebiyatçı yazar arkadaşların yaptıkları -yer yer akademik dizgeye uymasa da- katkılardı. Bir sonraki çalıştayda edebiyatçı ve dilcilere de tebliğ sunma imkânı verilirse çok daha derli toplu fikirler ortaya çıkacaktır. Münire Kevser Baş, Mustafa Aydoğan, İlyas Aslan’ı bir meal hazırlama çalışmasında görmek gerçekten heyecan vericiydi. TYB Onursal Başkanı D. Mehmet Doğan ağabeyin davetli olduğu halde önemli bir mazeretinden dolayı katılamadığı çalıştay programı için kaleme aldığı sunum metni TYB resmî web sitesinden okunabilir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nı, Din İşleri Yüksek Kurulu başkan ve üyelerini bu önemli ve anlamlı çalışmaya verdikleri emek ve gösterdikleri dikkat ve hassasiyet sebebiyle tebrik ediyor, gösterilen ceht ve gayretin hayırlar getirmesini diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Yaşar Akgül - Emek veren kardeşlerimize teşekkürler...sonucun hayırlı olmasını temenni ediyorum Allahtan...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Haziran 22:18


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?