Bir senle neler olur?

Ramazan ayında Filistin’de yaşanan hadiselerin hararetlenmesiyle beraber boykot mevzusu tekrar gündemimize düşmüştü. O zaman da dile getirmiştim boykotun her yaşanan hadisede hemen sarıldığımız, bir süre sonra unuttuğumuz bir eylem olmaması gerektiğini. Üzerinden çok uzun bir süre geçmemesine rağmen boykot eylemlerinin sesi kısılmaya başlamıştı ki Filistinlilere verdiği destekle tanınan futbolcu Ronaldo’nun Coca-Cola’yı boykot ettiği o olay meydana geldi. Yaptığı çok basitti ama çok ses getirdi. Bu olaydan sonra Coca-Cola 4 milyar dolar kaybetti. Basında da büyük ses getirdi. Herkes takdir etti ve boykot sesleri tekrar yükselmeye başladı.

En baştan dile getirmek istiyorum, hayatımda asla almadığım ve tüketmediğim ürünlerden biridir Coca-Cola. Genelde, “Hadi filanca yerde burger yiyelim, cola içelim, şurada kahve içelim” tekliflerine, “Ben yemiyorum ve oralardan alışveriş yapmıyorum” şeklinde cevap verdiğimde, “Nasıl yani hiç mi yemiyorsun, hiç mi gitmedin” şeklinde tepkiler alıyorum. İnsanlar benim o ürünleri hiç yemememe, o mekânlara hiç ayak basmamama çok şaşırıyorlar ve algılamakta sorun yaşıyorlar. Ben de her seferinde nasıl ya, nasıl bir Müslüman buralardan hiç rahatsız olmadan alışveriş yapar ve tüketir diye şaşırıyorum.

Bu sahneyi birçok kere yaşamış bir kardeşiniz olarak bunun üzerine bolca düşünme ve nedenlerini tespit etme imkânım oldu. Boykot mevzusunun idrak edilememesinin nedeni kanaatimce konuyu keyfi bir mevzu olarak görmemizden ve İslam’ı bütünüyle anlayamamamızdan kaynaklanıyor. Zira boykot mevzusuna gelene kadar inancımız gereği bu ürünleri almamamız gereken birçok neden bulunmaktadır. Kalemim izin verdiğince bu konuyu anlatmaya çalışacağım bugün.

İslam, tüm hayatımızı düzenleyen toplumsal bir dindir. Her bir emrinde hayatımızı kolaylaştıracak, bize ve insanlığa faydalı hikmetler bulunmaktadır. Bu nedenle yasak ve emirleri parçalayarak, tek tek değil bütünsel olarak ele almamız gerekmektedir. Bugün şikâyet ettiğimiz birçok şey İslam’ı sadece ahiret odaklı olarak görmemizden kaynaklanmaktadır. Sıklıkla dile getirip her defasında sonuca ulaşamadığımız boykot meselesini de bu açıdan irdelemek gerekmektedir.

Sağ elle yemek yemek kadar, sağ elimizle ne yediğimiz, sadaka vermek kadar verdiğimiz sadakayı nasıl kazandığımız, kazandığımız malı neye harcadığımız önemlidir. Maalesef ki helal kazanç elde ettikten sonra o helal kazançla istediğimizi alabiliriz algısı var. Bu büyük bir yanılgıdır. Çünkü helal ve tayyib olan yiyecekleri yememiz emredilmiştir (Maide, 88).

Özetle ifade edersek bir Müslüman önce helal kazanç elde etmeli, o helal kazancı helal ve tayyib olana harcamalıdır. Boykot etmemiz gereken ürünleri incelediğimizde çoğu insan sağlığına zarar veren, içinde ne olduğu belli olmayan şüpheli ürünlerdir. Yani helal ve tayyib olup olmadığı bilinmemektedir. İnancımız gereği hayati bir şey söz konusu değilse helal ve tayyib olmayan yiyecekleri yiyemeyiz. Sonuç olarak boykot mevzusuna gelene kadar zaten bizim bu ürünleri inancımız gereği almamız gerekmektedir.

Öte yandan bilim insanları tarafından bugün bağırsaklarımız ikinci beynimiz olarak tanımlanmakta, yediklerimizin beden ve ruh sağlığı üzerinde birçok etkisi olduğu ifade edilmektedir. Bağırsak sağlığını koruyabilmek için paketli, işlenmiş gıdalardan uzak durmamız tavsiye edilmektedir. Bu bilimsel gelişmeler ışığında zihin dünyamızı koruyabilmek için sadece izlediklerimizin ve okuduklarımızın temiz olmasının yetmediğini aynı zamanda helal ve tayyib olan gıdanın da karar verme mekanizmamız için önemli olduğunu anlıyoruz.

Boykot meselesi gündem olduğunda, “Ama en kalitelisi o, daha iyisi yok ki, olsa zaten almayız”, “Ama herkes oradan/ondan alıyor bir benimle mi çözülecek bu iş”, “Canım çok çekti bir kerecikten bir şey olmaz” gibi bahanelere sarılıyor olmamızın, irademizin güçsüzleşmesinin, bu ürünlere karşı koyamıyor oluşumuzun altında yatan neden çoktan karar mekanizmamızın bozulmasıdır. Ne demişlerdi büyükler ne yersen o’sun!

Ronaldo’ya geri dönecek olursak. Yaptığı sadece Coca-Cola’yı kadrajdan çıkartıp yerine “su için” demesiydi. Sayesinde sadece bir ürünü almak veya tüketmek değil aynı zamanda onun reklâmının da yapılmamasının ne kadar önemli olduğunu yaşayarak görmüş olduk. Zaman zaman inançlı ve duyarlı kardeşlerimizin bazı markaları bilinçsizce reklâm ettiğini görüyoruz. Bu bazen bir poşeti taşımak, bazen bir sosyal medya paylaşımı ile oluyor. Belki bir anlık dalgınlık, belki yaptığımız bu küçük şeylerin nelere mal olacağını bilememekten. Sonuç olarak bir benimle ne olur, bir kerecik tüketsek ne olur diyorsak Ronaldo’nun hareketi bize bir kişiyle neler olabileceğini gösterdi diye düşünüyorum…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selime Sümeyye Abatay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?