Kendi olmak

Karmaşanın alabildiğine büyüdüğü, insanlığı kuşattığı bir zamanda insanlar seçeneksiz kalıyor. Seçenekler seçeneksizlik oluyor. Bir toplumdan çıkmış olan genetik ruhunun özünün uzağında farklı bir dünyadan söz ediyoruz.

Zamanın âdeta daralan bir dönemi. İnsanlığın kendine özgü bulacağı bir yol bile olmuyor. Diji dünyanın ruhu insanlığın üzerinde püfür püfür esiyor. İnsanlık bununla âdeta büyüleniyor. Sınırsız ve sonsuz uçarılıkların insan hayatına girdiği ve sınırları zorladığı ortada.

İnsanlık hangi şarkıyı söylüyor, hangi ritmi tutturuyor? Hangi kültür dünyasının ruhundan besleniyor. Ne tuhaftır ki beslenme kaynakları hiç de benimsenmeyen ve hatta kendi dünyasına, ruhuna aykırı bir düzlemde seyrediyor. Çeviri dünyasında, kültür ve düşünce dünyasında bambaşka bir hayat anlayışı kökleşiyor. Kendine ait olmayan sıradan bile olmayan bir hayat. Karmaşık ve tadı tuzu olmayan bir çorba gibi. Tadı ne, tuzu ne, damak tadı ne? Bunun gibi bir şey.

Kimi toplumlar kendi kültürlerinin arkeolojik kazılarını yaparken kendilerine yepyeni bir tarih oluşturuyorlar. Kurdukları dünyayı insanlık üzerine abandırıyorlar. Amaçları da zaten bu. Belki de dünyaların daralması diye bir süreç.

İslâm milletinin köklerini, arkeolojik kazılarını yapan oryantalistler amaçlarına birçok yoldan ulaşıyorlar. Öncelikle bir milletin bütünlüğünü bozmak, onları birbirine düşürmek, büyük bütünlüğü parçalamak. Bu, elbette işlerine geliyor. Diğer yandan bu küçük hedeflerin tutkusuna kapılanlar da o karmaşanın küçük bir oyuncuları oluveriyorlar.

Tanzimat sonrasında Batılı bilim insanlarının yaptığı tek şey İslâm milletinin ırk unsurlarını merkeze alarak, sanki onların adınaymış gibi çalışmalar yapıyor. Ondan sonra da söz konusu ırk mensupları bu arkeolojik kazıların peşine takılıyorlar. Açılan yolda yürüyor ve bunu derinleştiriyorlar.

Yüzyıllar boyunca Filistin ile bağı kalmamış olan, yeryüzüne dağılmış olan Yahudilerin uzun süreli çalışmaları sonucunda taşlar, parşömenler, tabletlerle bunun ön hazırlığını yapıyorlar. Eski zamandan kendilerine kalmış olan sadece ağlama duvarı kalıtı var.

İsrail’in köklü bir kültür tarihi Filistin’de yok. Sonradan olanlar yeni bir dünya kurma çabasıdır.

Benzer durum Müslüman Türkler adına Batı’da yapılan çalışmaların geçmişe ait ne varsa ortaya çıkarılması çabası. Fakat bu çaba ile Anadolu Türklerinin bu arkeolojik kazılarda geldikleri yerlere dönme niyetleri yok. Sadece İslâm öncesi pagan düşünüşün yeniden ihyası amacını taşıyor. Türkler İslâm ile buluştuktan sonra kendilerini buluyorlar. Dünya yüzünde iz bırakıyorlar. Büyük Osmanlı Devleti ve medeniyetinin öncüsü oluyorlar. İslâm milletinin yeni yüzü oluyorlar.

Sadece Türkler değil Arnavutların da İslam öncesi düşünüşe götürülüşünün nedeni de belli.

Bu unsurların bu yeni süreçte çocuklarının adları da İslâm öncesi izlerini taşıyorlar.

Yeni ve karmaşık kültür zamanında insanların isimleri de artık ırki izlekten kopuyorlar. Batı ruhunun özünü taşıyorlar.

Müslüman milletin insan isimleri genelde ortaktır. Bu bir bütünleşmedir. Fakat daha sonra artık isimler üzerindeki bir bütünlükten söz edilemez.

Bir millet daha çok Allah’ın insanlığa sunduğu İslâm ile insanlığın bir bütünlüğü oluşabilir. Bundan başka bir seçenek bulunmamaktadır.

Irkların öncelenmesi ayrılıkları ve bölünmeleri derinleştirir.

Kültürler toplumların çeşitlilikleri zenginliktir. Bir millet kendi dini değerleriyle bunu dönüştürür ve kendileştirir, kendine ait kılar. İnsanlığın kurtuluş ve çıkış yolu olan İslâm, değer kazandıran ruhun yeniden kazanılması gerekir. İnsanlığı kuşatan karmaşıklığa aldırmadan yolu sürdürmekten başka bir seçenek yok. Bunu aşk diline dönüştürerek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?