Yeni bir dünyanın kurulması tercih değil zorunluluktur

Hafta sonu Saadet Avrupa’dan kıymetli Murat Gürbüz Beyefendi’nin daveti ve sunumuyla mültecilerin sorunlarına yönelik olarak online ortamda düzenlenen programa katıldım. Program vesilesiyle gündemimize giren konu ile ilgili düşüncelerimizi burada da ifade etmekte yarar görüyorum.

Son yıllarda küresel ölçekte ele alınan önemli konu başlıklarından birisi de oldukça yaygın bir fenomen haline gelen göç hareketliliği konusudur.

Rakamlara bakıldığında dahi bu gerçekliği tespit etmek mümkündür.

Öyle ki, Uluslararası Göç Örgütü’nün güncel verilerine göre şu anda 275 milyona yakın kişi göçmen konumunda yaşıyor. Bu oran dünya nüfusunun neredeyse yüzde 4’üne tekabül ediyor ki, bu oran bugüne kadar ulaşılan en yüksek göç hareketliliği olma özelliğine sahip.

Bu göçmenlerin 40 milyondan fazlası ülke içinde yerinden edilmiş kişiler iken yaklaşık 30 milyonu ise mülteci durumunda bulunuyor.

Göçmenlerin içinde çalışanların sayısı 165 milyona yaklaşırken, göçmenlerin ülkelerine gönderdikleri havale miktarı 2020 yılı itibariyle yaklaşık 700 milyar dolar mertebesinde seyrediyor. Yani küresel finansal denge açısından göçmenler başlı başına ciddi bir ekonomik potansiyel anlamı taşıyor.

Bu nedenlerledir ki, göç hareketliliği; iktisadi, siyasi ve sosyal etkileriyle siyasetin öncelikli konuları arasında yer alıyor.

Esasında göç, insani bir eylemdir. İnsan yapısı gereği hareket etmek durumundadır. Hareket edebildiği ölçüde hayatta kalabilmektedir.

Verimli sulak arazilere ulaşma, can güvenliğini teminat altına alacak yerleşim yerlerine yönelme, doğal afetlerden kaçınma, daha iyi yaşam koşullarına (eğitim, sağlık, ticaret) sahip olma ve daha başka birçok nedenden kaynaklı olarak insanlar göç etmeye yönelebilmektedir.

Bu yönüyle göç; tarihsel değil evrensel bir olgu ve insani bir eylemdir.

Bu yüzden göç konusunu ele alırken onu bir problem gibi algılamak veya o şekilde lanse etmek başlı başına eksik değerlendirmeye neden olmaktadır.

Bugün göçün bir problem gibi algılanmasına neden olan husus, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere gelişmiş ülkelere doğru yönelen kitlesel göç hareketlilikleri ve sorunlu bölgelerden özellikle komşu ülkelere ve oradan da yine Avrupa’ya doğru yönelen iltica hareketliliğidir.

Göçmenlerin ekonomik ve politik nedenlerle göç etmeleri ve bugün gelinen noktanın dünya tarihinde eşi görülmemiş bir hâl alması, mevcut dünya düzeninin nasıl da tıkandığını göstermesi açısından dikkatle ele alınmayı hak etmektedir.

İçinde bulunduğumuz dünya ne yazık ki; eşitsizliklerin, zulümlerin, işgallerin, kaosun, sömürü ve tahakkümün egemen olduğu bir dünyadır.

Dünyamızın mevcut hali ile barışın tesis edilmesi, insanların huzur ve saadet bulması mümkün değildir.

Bugün kayıtlara geçen göç ve iltica istatistikleri, esasında bu gerçeği haykırmaktadır. Örneğin on milyona yakın Suriyeli bugün mülteci konumuna gelmiştir.

Peki, ama neden?

Irkçı emperyalist zihniyetin insanlığı kana bulamak üzere yaptığı planlardan ötürü, milyonlarca Suriyeli vekâlet savaşına kurban edilmiştir ve edilmeye de devam etmektedir.

Suriyelilerden sonra ülkemizde yoğun olarak yaşayan Afgan ya da Iraklı kardeşlerimiz için de durum aynı.

Siyonist mahfillerin emrinde ABD’nin Afganistan ve Irak’ı işgalinden bu yana bölge insanı doğduğu topraklardan göç etmek durumunda kalmaktadır.

Mültecilik, zorla yerinden edilmeyi içerir. Onun için konuyu ele alırken zorla yerinden edileni yani mülteciyi konuştuğumuz kadar zorla yerinden edeni de konuşmamız gerekir.

Ve elbette sadece konuşmak değil, bu zulmü ve haksızlığı doğuran batıl zihniyetin bünyeden sökülüp atılması, hak ve adalete dayalı yeni bir dünyanın kurulması da gerekmektedir.

Bugün mülteciler üzerinden dünyanın içinde bulunduğu durum okunduğunda, Erbakan Hoca’mızın ortaya koyduğu Yeni Bir Dünya vizyonunun ehemmiyeti çok daha belirgin hale gelmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Gündoğmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?