Siyaset, söylem ve hedef kitle

Siyaseti en basit ifadeyle yönetme sanatı olarak tanımlayabiliriz. Siyasetin hem nesnesi hem de öznesi insandır. Yani siyasi işleri yürüten de bundan etkilenen de insanın bizzat kendisidir. O yüzden siyaset yapmanın sorumluluğu bir hayli büyüktür. Siyaset yapmak için yola çıkanların dikkat etmesi gereken üç husus vardır. Birincisi siyasetin niçin yapıldığının bilincinde olması gerekir. İkincisi siyasetin nasıl yapılması gerektiğinin farkına varması. Üçüncüsü ise siyasetin kimlerle ve kimler için yapılması gerektiğine karar vermesi. Bu üç hususun ortak bir zeminde buluşması siyaset yapanları doğru siyaset anlayışına götürür.

Siyasetin amacı üzerine olumlu olumsuz çok şey söylenebilir ama siyasetin amacını kişisel menfaatleri ya da ideolojik tahakkümleri dışarıda tutarak ele almamız gerekir. Çünkü bunlar siyasetin amacını değil siyaseti araç olarak kullanmayı ifade eder. Hiçbir insan diğer insanların varlığından bağımsız olarak yaşayamaz. O zaman yapılması gereken, birlikte yaşayan insanlar arasındaki dengeyi ve ahengi sağlamaktır. İşte siyasetin temel amacı budur. Allah’ın muradı da bu doğrultudadır. Bu amaçla yola çıkıldıktan sonra siyaseten ortaya çıkan fikri ayrılıklar rahmete dönüşecektir.

Siyasetin nasıl yapılması gerektiği konusunda farklı tercihler söz konusudur. Siyasette söz sahibi olmak için her yolu mubah görmek, bir noktadan sonra toplumsal teraziyi de bozacaktır. Çatışmacı, kavgacı ve itham edici siyaset anlayışının zamanla toplumda karşılık bulmasıyla kutuplaşmayı ve nefreti körüklemesi kaçınılmazdır. O zaman siyaset yapma yöntemimizi bu gerçeği ıskalamadan belirlememiz gerekiyor. Dil ve üslubun önemi burada yatıyor. Siyaset yapmanın en ideal yöntemi ithamı değil iknayı, çatışmayı değil itidali, kavgayı değil uzlaşıyı esas almasıdır. Bu sebeple her bir ferde yaklaşımımız bu ideal üzerine belirlenmelidir.

Siyasetin kimlerle ve kimler için yapılması gerektiği konusunda iki kavram öne çıkıyor. Taban ve hedef kitle. Taban siyasi hareketin siyaset yapma amacı ve yöntemi üzerinde mutabık kalmış kişileri ifade eder. Hedef kitle ise siyaset yapma biçiminden doğrudan ya da dolaylı etkilenecek kitledir. Yani siyaset yapma biçiminin doğruluğuna ikna edilmesi gereken kitle. Taban bir siyasi partinin sayısal karşılığını göstermez. Sayısal karşılık hedef kitlenin ikna edilebildiği orana tekabül eder. Bu nedenle siyaset taban için yapılmaz ama toplumsal ahengin sağlanması adına hedef kitleyi ikna etmek için tabanla birlikte ve tabandan güç ve feyiz alınarak yapılır. Tercih edilecek dil ve söylem tabanı memnun etmeye dönük değil hedef kitleyi ikna etmeye dönük olmalıdır. Çünkü tabanla siyasi hareket arasındaki ilişki zaten amaç ve yöntem birliği ilişkisidir.

Öncelikli olarak siyasette toplumsal bütünlük mutlaka gözetilmelidir. Bu anlamda herkesin haklı taleplerinin dengelendiği bir vasat üzerinden siyaset geliştirmek esastır. Belirli bir sınıfın, kimliğin ya da grubun çıkarları veya beklentileri doğrultusunda siyaset üretmek siyasetin amacına aykırıdır. O yüzden siyasette tabanın talepleri ile hedef kitlenin beklentilerini ortak bir paydada buluşturabilmek önemlidir. İşte burada siyasi hareketin doğru siyaset anlayışı, dil ve söylemdeki isabet ile siyaseti yürütenlerin becerisi kendini gösterecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?