Karşılıksız Derinlik

Bu böyle; insanın sevdiği insanlar kendisini sever. Ama bazı sevdiği insanlar kendisini sevmez. Karşılıklı, karşılık beklemeden birbirini seven insanlar birbirinin dostudur. Dostluğa, iki insanın dostluğuna, ancak gıpta edilir. Konumuz dostluk değil, karşılıksız sevmedir. Karşılıksız sevgide karşılık olmadığı için maddi ve manevi herhangi bir çıkar söz konusu değil. Peki, bu sevginin kaynağı nedir? Maddiyatı geçtik manevi olarak bile karşılığı yok. İşte konunun nirengi noktası burası. Bu nasıl iştir ki herhangi bir karşılık görmediği kimseleri insan sevebiliyor. Burada karşı cinsin birinin diğerini karşılıksız sevmesi söz konusu değil. Kaldı ki karşı cinsin birinin diğerini karşılıksız sevmesine karasevda denir o konumuz dışı. Bir insanın bazı insanları karşılıksız sevmesinin nedenleri ne olabilir?

Birkaç neden sayılabilse de birincisi yaşadığı değerlerdir. İnsan bu dünyada yaşadığı değerlerle var olur. Değerler insana başlangıçta doğuştan verilir; doğuştan getirilen, aile terbiyesi sonucu terbiyenin yönüne göre gelişir. İnsandaki temel insani değerler doğuştan ve aile terbiyesiyle verilenlerdir. Belli bir yaştan sonra kendisinin mizacına göre edindiği değerlerle var olur. Karşılıksız sevme inandığı ve yaşadığı değerlere göre kendi kendine gelişir. İnsan, inandığından çok inandığını yaşadığı kadardır. Yaşanmayan bir değer inanç olarak kalabilse de değer olarak tebarüz etmesi derinlemesine olmaz. İnanıp yaşadığı değerler düzeyinde bir dünyası vardır. Somut olan her şeyin soyuttan kaynaklı üst düzey değerler bütününde kendi dünyasında eskimeyecek bir yer edinen, bir başka ifadeyle, inanıp yaşadığı dünyanın bir parçasını onunla bütünleştirdiği düzlemde aynı dünyanın düzeyli değerlerinde buluşmaktan karşılık olması beklenmeden derin sevme gerçekleşiyor. Aynı atmosferin hem var olması hem de seven ve sevilenin atmosferin bir parçası olması doğal olarak aynı düşüncede bütünleşmeyi sağlıyor. Bu bütünleşmede karşılıksız seven inandığı gibi yaşadığı halde sevilenin de aynı şekilde yaşadığına inanır. Mesele burada düğümleniyor. Sevmenin karşılıksızlığı aynı değerlerin yarattığı atmosferde aynı yaşantının tezahür etmemesidir. Tezahür etseydi zaten sevme karşılıksız değil az çok bir karşılığı olan (çıkar değil değer anlamında) şeklinde olurdu. Karşılıksız olan aynı değerlerin atmosferinde kendi kendine yaşarken karşıdaki aynı atmosferde başka durumdadır. Başka durumda olması karşılıksız sevenin umurunda değil. Karşılıksız seven sevilenin inanıp yaşadığı değerler dünyasının kendisiyle aynı atmosferde olmadığını bilse bile karşıdakinde kendisiyle aynı değerler dünyası olduğunu bildiğinden karşılıksız sevmeye devam eder. Örneğin okuduğu bir şiirden aldığı tadı ve yaşadığı dünyayı aynen onun da aldığını ve yaşadığını duyumsar.

Karşılıksız sevmenin bir nedeni de geçmişte yaşanan güzelliklerdir. İki insan geçmişte güzel günler yaşamışlardır ancak artık görüşmüyorlardır. Burada kalıcı güzel anı bağlılığı denilebilecek bir dünya vardır. Her ne kadar birbiriyle herhangi bir şekilde görüşmeseler de geçmişte yaşananlar hatırlandığında karşılıksız sevme tezahür eder. Birbirine dönme düşüncesi olsa da dışsal nedenler buna olanak vermiyordur. Karşılıksız seven sürekli dönme isteğinde olsa da karşıdaki böyle bir istek ve düşüncede değildir. Yaşadıkları dünya yaşadıkları değer bakımından aynı dünya olsa da atmosfer farklılığından dahası aynı atmosferde dışsal zorunluluklardan bir araya gelme olanağı kalmamış olabilir. Kendisini sevmediğini bildiği halde insanın sevmeye devam etmesi inanıp yaşanılan değerler bütününün üst düzey noktasından kaynaklanıyor. Burada da değerler belirleyicidir. Aynı değerlere inanıp yaşayan ve geçmişte birlikte güzel yaşanmışlıkları olan iki insandan biri diğerini seviyor ama diğeri onu sevmiyor; trajiktir belki fakat derin bir karşılıksız sevmedir. Trajik olması her iki tarafın birbirine dönmek isteği ama o dönmez düşüncesidir. Hatırlanıp duygulandıkça akla güzel günlerin gelmesi sevmenin karşılıksızlığından kaynaklanıyor.

İnsandan insana karşılıksız derinlikler vardır!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Gel,de Atla - Karşılıksız derinlik, hmmm, ingilinç! Göl var 10 metre mesla, yukarı, göğe doğru da bi 10 metre deniz olması lazım ama yok, karşlıksız demek ki

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Temmuz 09:29


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?