Büyük aşk

İnsan hayatı bu dünyada sınırlı. İnsanın varlık amacı dünyada olan bitenlerle sınırlı olmuyor. İnsan bilinci oluşmaya ve insanın uyanışı zamanında artık hayattan, kendinden ve gelecekten sorumludur. İnsanın doğal dönemleri ya da evreleri var. Her evre insan için bir basamak. Çocukluktan gençliğe, oradan orta yaşa, sonra olgunluk dönemi başlıyor. Bu aşamalar insanın deneyimleridir.

Yaşama bilinci ve sorumluluğu öncelikle içinde bulunduğumuz İslâm düşüncesi içinde varlığımız, bu varlığın anlamlı oluşu ve hem kendisine hem de çevresine olan katkılarıyladır. İnsan teki bir başına olmadığı gibi, tek başınalığın insanı yalnızlaştırdığı, ya da ilgisizleştirdiği ve hatta amaçsız bir varlığa dönüştürdüğü gerçeği. Zamanla insanın yüzüne bazı durumlar soğuk havada, buz kesen ortamda yüze çalınan sert kamçılar gibidir. O zaman geç kalınmış oluyor ve artık bir anlamda da iş işten geçmiş oluyor.

Hayat geriye sarılamıyor. Bir filmin geriye sarılmasıyla ancak geçmiş hüzünlü bir biçimde anımsanıyor ya da eskiler tazelenmiş oluyor. Bunların o andan sonra ne bir karşılığı oluyor ne de bir değeri. Geçmiş kusurlarla ya da iyiliklerle olmuş ise o zaman onların hepsi bir tartıya tutuluyor. Tartının yükünü o zaman karşılanamıyor. Çünkü artık o kişinin heybesinde olduğu gibi duruyor.

Yazıcı melekler an’ı eksiksiz olduğu gibi kayda geçiriyorlar. O bellek çok kuvvetlidir ve asla bir daha silinmiyor. İnsanın iyilik ve güzellik kefesine, ya da hanesine ekledikleri onu geleceğe daha sağlıklı ve emin olarak taşıyor.

İslâm inancında veya inanışında kişiler hayata aşk ile bağlandıklarında hayat hem kendileri için anlamlanıyor hem de çevresine güzellikler saçıyor ya da sunuyor. Bu yüce aşk insanı değerli kılıyor. Bencillik ötesi, büyük bağlanış ve inanış.

İnsan, yeryüzündeki aracılar vasıtasıyla asıl olana ulaşıyor. Peygamberler vasıtasıyla Allah’ı biliyoruz. Peygamberimiz vasıtasıyla Kur’an’a erebiliyoruz. Asıl aracı ve elçi O’dur. Sonrasında bu yol üzere olanlar geleceğe taşıyıcılardır.

Müslüman bir ailede, bir toplumda dünyaya gelişimiz bizler için bir bağış ve lütuf. İnsanlık genel anlamda bulundukları çevrenin, ortamın, kültürün ve inancın içinde var oluyor ve kişilik kazanıyorlar.

Başka kültürlere mensup olup da sonradan İslâm inancına bağlananlar için de elbette bir ışık ve bir yol belirmiştir. Onlar bununla hakikate ermişlerdir ya da ereceklerdir.

İnsan insanın aynasıdır. İyi ve güzel aynanın yansıması güzel olur. Bu sadece görünen yüz, beden ve cisim değildir. Manevî aynanın yansıması özeldir. Bu yansıma çok daha etkili ve kuşatıcıdır.

İnanan müminler dünyayı kendileriyle sınırlı bilmezler, bilmemeleri gerekir. Çünkü her insan sadece kendisinden sorumlu değildir. Asıl sorumluluk kendisidir ve kendisinin dışa olan yansımasıdır.

Fiziki veya bedensel güzelliklerin de bir ömrü vardır. Gün geliyor onlardan artık eser kalmıyor. Asıl güzellik ve asıl yansıma insan ruhundan başlayan dışa taşan, güzellikler sunan varlıktadır.

Hayatı anlamlı kılmanın tek yolu aşk sahibi olmadır. Âşık içten bir bağlanışta olur. Bu onun samimi oluşunu gösterir. Güzel insanların varlığı ve etkisi kalıcıdır. Geçmişten kalan güzellikler ruh dünyamızda duru ırmaklardır. O gönlü yüce âşıkların ortaya koydukları onlarla sınırlı kalmadığı gibi ileriye sürekli akan durum ırmaklardır. İnsan orada can bulur, aşk bulur.

Derdi ve aşkı olanlar gönül ve hizmet erleridirler.

Büyük âşıkların sonsuzluktaki güzellikleri çölleşen bir dünyada yol göstericidir. Yanılsatmazlar. Çöldeki kavuruculukta, susuzlukta insana can olurlar. Onlar ötede duran ışıklardır. Merhamet, sevgi ve aşk pınarlarıdır. Her müminin hedefi, amacı o an’a varmadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?