Reklamı Kapat

Diyanet İşleri Başkanlığı'na Açık Mektup (1)

Öncelikle size ve şahsınızda değerli hocalarımıza selam ve saygılarımızı sunuyoruz.

Son ilahi mesajın doğru olarak bilinmesine, tebliğine/tanıtımına ve örnekliğine/temsiline ne kadar muhtaç olduğumuz bir gerçek...

    Yüz binlerce Diyanet, ilahiyat, cemaat, tarikat camiasına rağmen...

     Ne yazık ki, gerek İslam’ı, gerekse biz Müslümanları "İslam düşmanları" yanlış olarak tanımlıyor ve tanıtabiliyor. "Şifa"mız "zehir" olarak, bizler de "terörist" olarak tanıtılıyoruz. Biz de elimizde "şifa" varken, hastayız. Bu nedenle de tebliğde güven veremiyoruz.

    İslamî bir devlette İmam-ı Azam Hazretlerinin kabulden korkup çekindiği -Peygamber mirası- şerefli bir makamda "emanetçi"siniz.

    Tek hak ve ekmel dinin (Maide/3, Al-i İmran/19), laik mevzuatla parçalanıp sınırlandırıldığı da biliniyor.

    Bu çerçevede dini hizmetin hakkıyla görülmesi nerdeyse mümkün değil. "Ateş elde tutulacak zamanda" "ateşten" bir koltuktasınız. İlahi iradeye/hukuka bağlı/müslim olmakla, laik (beşeri) iradeye bağlı olabilmek ne kadar mümkün? Ve ikisinin (kulluk ve vatandaşlık) arasında görev/hizmet yapabilmek?! Ancak "niyet" ve "güç kanunu" var. Hakk'ın rızasını üstün tutmak şartıyla gücünüzün yettiğince hizmet sorumluluğunuz olduğu da malumlarıdır. Bu hissiyatımızla size bu mektubu yazıyor, selam ve saygılarımızla Rabbimizden zat-ı âlinize tevfikini lütfetmesini diliyoruz. Peygamberimizin (S.A.V.) beyanıyla "ülema" ve "ümera" nasılsa, biz de toplum olarak öyleyiz. Vahyin penceresinden fotoğrafımız ise ortada: Taha/124, Nahl/112, Şûra/30. vb. ayet-i kerimelerde... Mektubumuzdaki kusurlu, sıkıntılı cümlelerimiz için de makamınızca hoş görüleceğimiz "nebevî" tepki umarız.

    Hem "kulluk" hem de "vatandaşlık" kimliğimizle; imanla ilgili olduğunu düşündüğümüz "İlahi Dinler", "Semavi Dinler", "İbrahimî Dinler", "Üç Büyük Din", "Dinlerarası Diyalog", "Semavi Kitaplar", "İlahi Kitaplar" vb. deyimlerin tevhidimize aykırılığı endişemizin giderilmesini arzu ediyoruz.

    Öncelikle konuyla ilgili bazı bilgilerimizi, inanç ve düşüncelerimizi paylaşmak istiyoruz. Bundan sonra da Sayın Makamınızdan varsa tevhide aykırılıklarımızın düzeltilmesini, aydınlatılmamızı/bilgilendirilmemizi istirham ediyoruz. Halkımızın büyük bir kesiminin hissiyatına da tercüman olduğumuz açıktır.

    Mümin/Müslüman kimliğimizin/kulluğumuzun gereği, "lehimize ve aleyhimize olan hükümleri", "şeyleri" bilmek sorumluluğundayız. Bunların başında da İslam dinimizin özü, temeli olan tevhidin eksiksiz, yanlışsız, doğru/sahih olarak bilinmesi/anlaşılması gelir. En önemli ilim tevhitle ilgili olandır (Muhammed/19, Fetih/29). Tevhit, İslam'ın dışındaki din, yol, nizamların reddini gerektiriyor (Fatiha, Kafirun, En'am/153, Yasin/4,61).

    "Her ümmete, ‘Allah'a ibadet/kulluk/itaat edin ve tağuttan kaçının’ diye tebliğde bulunan bir peygamber gönderilmiştir..." (Nahl/36).

      Hem Ö.N. Bilmen, hem de E.H. Yazır'a göre: "Din, İslam demektir."

    "Din; akıl sahiplerini kendi arzuları ile bizzat hayırlara sevk eden ilahi bir nizam, Allah tarafından konulmuş bir yoldur. Millet, şeriat, tevhit, mülk, siyaset, itaat anlamlarında da kullanılır. İnsanları dünyada ve ahirette mutluluğa götüren yol. Gerçek din, Yüce Allah'ın bir kanunudur. Dindarlık; hem bilmeyi, hem sevmeyi, hem de beğenmeyi gerektirir. Dinin künhü, tevhit dairesinde bütün anlamıyla İslam’dır. Din, aynı zamanda İslam demektir." (Ö.N. Bilmen, E.H. Yazır)

     "Hükümran ile itaat edenler arasındaki nispet, dindir. İslam sözlük anlamında teslim olmak, boyun eğmek, itaat etmektir. Din teriminde ise, Yüce Allah'a ve O'nun Peygamberine itaat etmek, kalple tasdik, dil ile söylemek ve onları güzel görmektir." (E.H. Yazır) 

     "Kur'an-ı Kerim'den önceki kitaplar zamanla değiştirilmiş veya kaybolmuştur. Kur'an ise tahriften, tebdilden korunmuştur (Hicr/9). Artık tüm kitapların ve sahifelerin yerine Kur'an-ı Kerim kaimdir. Kur'an'a muhalif emirler, yasaklar, hükümler mensuhtur, mülgadır; onlarla amel edilmez.

     Dinler üç kısma ayrılır: Hak din. İlahi ve semavidir. İkincisi, asılları değişmiş ve bozulmuş olan dinlerdir. İlahi özelliğini kaybetmişlerdir. Üçüncüsü de uydurma dinler/inançlardır. Hiç ‘ilahi’ olamamışlardır. Beşeridirler. Yahudilik de Hıristiyanlık da ‘evrensel din’ değildir. Önceki peygamberler belli bir zamana/kavme/topluluğa gönderilmişlerdir. Yahudilik, ulusal (Beni İsrail’e ait), Kur'an ile Hz. Muhammed (S.A.V.) ise, tüm insanlara kıyamete kadar -zaman ve kavimle sınırlı olmaksızın-gönderilmiştir; evrenseldir." (Sebe/28, Ahzab/40) (Ö.N. Bilmen)

     Kur'an-ı Kerim; "Nur"dur, "Furkan"dır, "Şifa"dır, "Burhan"dır, "Hâkim”dir, "Ruh"tur.

     "Bu Kitapta hiçbir şüphe yoktur" (Bakara/2). "Aziz ve Rahim tarafından indirilmiştir" (Yasin/5). "Hikmetli bir kitaptır" (Yasin/2). "Mutluluk kitaba uyanlarındır" (Taha/123). "Doğru yol rehberi, rahmet, müminlere müjde" (Nahl/89). "En doğru ve âdil yola götüren" (İsra/9).

      Lâfızları/kelâmlarıyla ilahi koruma altındaki tek "doğru" hak, semavi son kitap Kur'an-ı Kerim'dir (Kehf/1,Hicr/9). Nur'dur (Şûra/52). "Hidayet, rehberidir", muttakilere... (Bakara/2).

     Kur'an-ı Kerim'de: İhtiyacımız olan "her şeyin beyanı" (Nahl/89), "her şeyin misali/örneği vardır" (İsra/89,Kehf/54). "Bütün insanlara bir açıklamadır..." (Al-i İmran/138).

     Kur'an'da da, önceki kitaplarda da "Müslümanlar" diye isimlendirilmişiz... (Hac/78).

     İslam, Allah Teala'nın tevhit dinidir. Tüm semavi kitaplar, suhuf ve peygamberler insanları tevhide (tağutları ret ile şirk koşmaksızın Allah'a kulluğa/itaate) çağırmışlardır. Bu ise; şirke, zulme, fesada karşı tevhide, adalete, ıslahata, barışa, imara çağrıdır. Adaletin ve dinin ikamesi emredilmektedir (Nisa/105, Şura/13, Nahl/90, Hud/61).

      Tevhide/İslam'a aykırı dinleri, düzenleri, yolları reddediyor, sadece İslam'ı beğeniyor, seçiyoruz. İslam; hem din/düzen, hem "sırat-ı müstakim", hem de "hayat tarzı"dır. Tevhit ile biz İslam nizamına, doğru yola, ilahi iradeye uygun bir hayat yaşamaya girmiş, aykırılarından da kaçınmaya söz vermiş oluyoruz. Sadece Rabbimize kulluğu seçmiş, ötekilerini de reddetmiş oluyoruz. İslam hak; öteki din, düzen, yol ve hayat tarzları da batıldır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Okuyucu - Başka dinleri ötekileştirici bir bakışla bakarsanız, diğer dinlere mensup insanlar da size o gözle bakar, o zaman islama yaklaşımlarını da eleştirme yapmanın anlamı kalmaz, dileyen dilediğine inanmakta serbest ve özgürdür, işte LAİK yönetimin en güzel yanı burası, Kimseye hor görme ve aşağılama bakışı ile bakmamalıyız, bunun neresi yanlış? Bakış açısını biraz daha geniş tutarsak bu hem bizlere hem dünyaya faydalı olur, huzurlu bir dünya kurulur.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Haziran 03:22
01

Hakkı Çağrı - Güzel bir davet ve çağrı

Diyanet İŞleri Başkanlığı da bunu yapmaya çalışıyor.

Hatırlatma iyi ve güzeldir.

Müslümanlar'ın birbirine başka gözle bakmak yanlış kapı açar.

Yapıcı eleştiri her zaman iyidir. Teşekkürler

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Haziran 05:25


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?