Reklamı Kapat

Doktorun elleri

Antalya Kepez Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlusu Hekim Ayça Gümüş, 20 gün boyunca yoğun bakımda kaldıktan sonra vefat eden Kovid-19 hastası kadın için gözyaşlarına hâkim olamamış. Bu insani durumundan etkilenen ölen kadının kocası, “Ona en son sizin elleriniz dokundu” diyerek doktor hanımın ellerini öpmeye kalkıyor. Acılı kocanın bu el öpme talebi karşısında doktor hanım daha bir gözyaşlarına boğuluyor. Bu kez ölen kadının kızı doktoru teselli etmeye çalışıyor. Ölen kişinin yakınlarına ölüm haberini verirken, “Gözlerimden anlayın” diyerek üzüntüsünü saklamayan doktorun bu insani yaklaşımını okuduğumda nasıl duygulandığımı anlatamam.

Ölen hastasının kapı önünde bekleyen yakınlarına buz gibi bir ifadeyle “ex oldu” deyip hiç sürünmeden geçen doktorları o kadar kanıksadık ki böylesi örnekleri görünce şaşkınlığa düşüyoruz. Doktorun yoğun duygusallığı işini yapmasına engel teşkil edebilir; fakat insani bir refleks göstermesi de yakınını yitiren insanlar için azımsanmayacak derecede bir moraldir. Doktorların hasta yakınlarının psikolojisini düşünerek hareket etmeleri ne denli gerekli ise hasta kişinin kendi yakını olduğunu düşünmek gibi bir empati geliştirmesi de o denli önemlidir.

Hastanelerde psikolojik ve dini telkin desteğine her zaman ihtiyaç vardır. Ağır hastaların manevi dirençleri ve yakınlarını kaybeden kişilerin metanet ve tesellileri için hiç olmazsa talep edenlere mahsus bir destek ünitesi oluşturulabilir. Hastasını kaybedip üzüntüsünü gözyaşlarında gizlemeyen doktora selam olsun. Eşini yitirdikten sonra, “Ona en son sizin elleriniz değdi” diyerek doktorunun elini öpmeye davranan adama da binlerce selam.

ÖĞRETMENİN GÖZLERİ

Online eğitimde gözler bir kenara düştü. Ne öğretmenin ne de öğrencinin dikkatle rikkat arası odaklanmaya duran gözleri ortalıkta yoktu. Göz adına görünen sadece puslu bir siluet. Öğretmen büyük ölçüde gözdür. Ben ne öğrendimse öğretmenlerin gözünden öğrendim. Cesareti de zarafeti de saadeti de parlayıp mesut renkleri heceleyen gözlerden kaptım. İlkokul ve ortaokul sıralarında öğretmenimle göz göze gelmek için nasıl çaba sarf ettiğimi hatırlıyorum. Çoğu öğretmenimin gözleri hiç bana uğramadan sınıfın içinden şerit gibi geçiyordu. Bir kısmının gözleri ise açık mı kapalı mı hiç belli olmuyordu. Bazı öğretmenlerim ise bakışlarını bizden esirgedikleri için midir bilmem, gözlerini tavana dikerek anlatıyorlardı. Biz öğrenciler bu tip hocaların gözlerini hiç yakalayamadığımız gibi sözlerine de yetişememiştik. Öğrencilik hayatımda hafızada kalan üç beş öğretmen -hoca- kalmışsa şayet hafıza ve hatıramda, bu öğretmenlerimin zengin içerikli bakışları sayesindedir. Bu hocalarımızın gözüne girmek için olmadık şirinlikler yapmamıza hiç gerek kalmazdı. Çünkü onlar bizim gözlerimize girerdi. İlkokul 1. sınıfta Jale öğretmenimin bakışına salıncak asıp gözlerinin içinde doyasıya sallandığımı hatırlıyorum. Bu öğretmenimin her söylediği cümleyi gözlerinden okuma fırsatı bulmuştum. Hiç söylemeden söylüyor, hiç sözcüklere gerek duymadan konuşuyordu bizimle. Çelimsiz halimizle onun gözlerinin içine sığınıyor gibiydik. Mevlâna ne güzel söylemişti: “İnsanoğlu gözden ibarettir, gerisi ettir.” Öğretmenlerin de sözleri gözlerindedir. Her öğrenciye eşit olarak misafirliğe gidip onları aynı oranda misafir etmelidirler.

İMAMIN DİLİ

Ne söylediğinin pek önemi yok, asıl olan nasıl söylediğindir. Söyleme biçimi söylenen şeyin içeriğinden daha önemlidir. Dört bir yandan yapılan vaaz-u nasihat ve dini telkinlere rağmen hâlâ birçok şeyin yüz güldürüp sadra şifa olmadığını görünce ortada bir üslup ve metot hatası olduğunu söyleyebiliriz. İmamlarımız sadece namazda önde olmayı yeterli görmemelidirler. Bilgide, bilgiyi yerli yerinde, muktezayı hâle muvafık ve mutabık bir şekilde kullanmakta da öncü olmalıdırlar. Türkçeyi en iyi şekilde kullanmalıdırlar. İnsanlara seviyelerine, sosyolojilerine göre davranmaya daha bir itina göstermelidirler. “Dil ola kese savaşı / Dil ola kestire başı” der Yunus. Madem öyle, pozitif dille tanışıp kaynaşmalıdır imamlarımız. Sadece camiye gelenlere değil camiye hiç uğramayanlara karşı da bir dil geliştirmelidirler. Bu dil her zaman onarıcı ve yapıcı olmalıdır. İmamların gözleri o kalabalıkta bir yerlere sıkışıp kalmış olabilir, bu yüzden ben onların dillerine dikkat kesilirim. Şayet dilleri güdük ve arızalı ise anında dikkatten kesilirim.

İmamlarımız roman okumalıdırlar. Şiir okumadan gün geçirmemelidirler. Hikâye dinlemeli ve hikâye anlatmalıdırlar. Bu ihtiyaçlarını cami dışında karşılarlarsa camilerde cemaate içi boş hikâyeler okumaya gerek duymazlar. Tolstoy, Dostoyevski, Kafka, Albert Camus gibi kült yazarları okumalıdırlar. Tanpınar, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Sait Faik, Sabahattin Ali, Sezai Karakoç, İsmet Özel, Cemil Meriç, Kemal Tahir, Tarık Buğra, Mustafa Kutlu okumalıdırlar. Cami dilini alışkanlıktan kurtarmalı cemaatin idrakine ve entelektüel seviyesine uygun biçimde güncelleştirmesini bilmelidirler.

İmamın dili kelime hazinesi nispetindedir. Kelime hazinesi ne kadarsa dünyası da o kadardır bir insanın. İmam dilin güzel örneğidir. Şivekâr değil usturup ve üslup sahibidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Iyıldız - Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı

Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Haziran 15:28
01

Yaşar Akgül - Üç yazının üçü de harikaydı..her zamanki gibi yaralarımız ve merhemleri..selamlar olsun..Teşekkürler kardeşim...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 17 Haziran 14:52


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?