İdealdeki aşk ateşi sönmez

İslâm karşıtı düşünceler, karşı mücadeleler, çatışmalar ve savaşlar dün de vardı, bugün var, yarın da olacak. Bu, ideal olan ile karşı olanın çatışmasıdır. İnsanın doğrudan nefsinde yaşadıklarının bir benzeridir. İnsanın kendisiyle olan çatışması iyi ile kötünün, güzel ile çirkinin, hayırlı olan ile şerlinin çatışmasına benzer bir durum. Salih insan duyarlı bir konumda durur sürekli. Her insanda bir sapma, bir kayma olabilir. Çünkü kendisi iç dünyasında çatışma hâlindedir. Olumsuzluklara yenilmemesi veya kapılmaması için insanın inanç bilinci ile iradesi devreye girer. İrade bilinci zayıfsa nefis denilen olgunun baskınlığı insanı yenik düşürür. İrade bilinci güçlüyse onu alt eder, geçer gider. Düşüncemizde nefis bir ite benzetilir, onun uysallaştırılması ve uzak tutulması dilenir ve arzulanır.

İnsanlık tarihinde insanın değer bulması İslâm iledir. Peygamberimizin yanına Habeşli Bilâl’i alır. Irkçılığı ve buna bağlı düşünüşleri ortadan kaldırır. Nefis ile nefis aynı kavramlar değildir. Nefis insanın iç dünyasındaki istekleri, arzuları kamçılayan duygudur. Nefis ise güzel, lezzetli ve bunları çağrıştıran anlamları içerir. Kavramlar bu anlamda özeldir. Her kavramı kendi konumunda değerlendirir ve karşılık bulur.

Bir Müslüman’ın sahip olduğu ruh dünyası kişiyi olumsuzluklara karşı korur. Bunun bir iç denetimi var. Aynı zamanda sorumluluk bilinci oluşturur. Sahih bir Müslüman’ın varlığı, tek başına olunsa bile yeterlidir. Hak onda tecelli eder. Hak çok geniş anlamlar içerir. Güzellikler, adalet, hakkaniyet, hayırlı olan her durum buna dâhildir.

İnsanı güçlü kılan idealleridir, bir diğer deyişle ülküsüdür. Müslüman’ın ideali ve ülküsü kendi medeniyeti, kültürü, devleti içinde var olmasıdır. Ona olan bağlılık gelecek duygusunu güçlendirir, hayatını anlamlı kılar. Aşk ateşi onu güçlendirir. Varlığın oluşumunu sağlar. En olumsuz ve karanlık zamanlarda ideal ateşi insanı harekete geçirir. Bir tutkuya dönüşür. Bu, bir Müslüman’ın dava bilincidir. Müslüman olma bilinciyle yaşama onu daha güçlü kılar. Diğer kültürlerden ve topluluklardan da ayırır.

İnsan olmak elbette bu değerler arasında çok daha kıymetlidir. İslâm, insanları katmanlara ayırmaz. Renk, ırk, zenginlik ve fakirlik gibi insanı insandan uzaklaştıran, ayıran, ötekileştiren düşüncelerden uzak tutar. İnsan bu düşünce içinde hakiki yerini bulur.

Batı düşüncesi, başlangıçta Avrupamerkezci bir oluş ile dışındakileri asla kabul etmez. Rönesans’tan sonda ırk olgusu baskın hâle gelmiştir. Ari ırkının üstünlüğü öncelikleridir. Bu, ne yazık ki Müslümanlara da bulaştı ve asıl çözülme de bundan sonra başladı. İslâm milleti parçalara bölündü, küçük küçük devletçikler oluştu. Bu dağılma, Müslümanların güç birliğini zayıflattı. Hedefler küçüldü. Millet olma bilinci ve medeniyet duygusu yitirildi.

Küçük ve sınırlı olan amaçlar ile insanımızın alanı daraldı. Büyük millet olma tutkusundan vazgeçildi. Irklar, kabileler, şirketler, spor kulüpleri, partiler ve benzeri kurumlar, kişiler insanların tek amacı oldu. Bunlar da birbiriyle rekabete giriştiler, birbirilerini yok etme, ortadan kaldırma duygusuna kapıldılar. Deyim yerindeyse birbirlerini yemeye baktılar.

Büyük aşk başka bir şeye dönüştü. Geçici hevesler, anlık duygular, hamasi davranışlar insanın merkezine oturdu. Bunların geçicilikleri ile küçük olan başka şeylere yönelindi.

Olumsuzluklar daha baskın, etkili ve güçlü konumdadır artık. 

Bir milletin yeniden var olabilmesi için asıl olana yönelmesi, hedefini büyütmesi, asıl idealine, ülküsüne kavuşması bir zorunluluktur. İslâm milleti için bir zorunluluk ve tek çıkar yol. Büyük birikimi harekete geçirme.

Bu, bireyden başlayarak dalgalar hâlinde açılmalı. Günübirlik olanından uzaklaşarak zor ve çileli olanı tercih etmeli. Zorluklar göze alınmadan hiçbir başarı elde edilemez, yol alınamaz ve bir yere varılamaz. Müslümanların uzun yıllardır yaşadığı durum budur.

İdeal aşk ateşinin yeniden tutuşturulması, büyük bir çıkış elde edilmesi için asıl olana, yeniden kavuşmayla olabilir. Gönlü ve ruhu aşkla donanımlı insana bakıyor, onu gözlüyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?