Sorun belli, çözümde belirsizlik var 

Bugün NATO Zirvesi vesilesiyle liderler arasında görüşmeler olacak, mevcut sorunlara çözüm bulunmaya çalışılacak. Ciddi olarak bir çözüm ortaya çıkar mı sorusuna şahsen ‘evet’ diyemiyorum. Söz gelimi NATO ile yaşanan sorunlar bugünün meselesi değil. Yıllardan beri var olan sorunlar zaman zaman gündeme gelir ama çözüm yönünde bir arpa boyu yol alınamaz/alınmaz. Türkiye’nin daha doğrusu gelişmekte olan ülkelerin NATO ve BM tarafından korunduğu/korunacağı hep söylenir ama sadece sömürgeci ülkelerin çıkarları bu örgütler eliyle korunur. Bir başka ifadeyle BM, Güvenlik Konseyi’nin 5 Daimi üyesi ne derse o olur. Onlardan birinin hayır dediği bir kararın uygulanması mümkün değildir. NATO ise tek başına ABD’nin kontrolü altındadır. Bunun sonucudur ki, ülkemizdeki NATO üsleri ABD üsleri gibi görev yapar, Yani, BM ve NATO’nun yapısı itibarıyla var olan sorunların bilinmeyen bir yanı yoktur.  Sorunlar bilinmesine rağmen çözüm yönünde adım atılamamaktadır. Bu noktada halkımızın da NATO’ya güvenmediği net bir şekilde ortadadır. Söz gelimi geçtiğimiz hafta başında açıklanan ve Türkiye’nin NATO’daki tek Müslüman ülke olduğuna dikkat çekilen araştırmada, katılımcıların 90,3’ü olası bir anlaşmazlıkta NATO’nun Türkiye’nin yanında yer alacağına inanmadığı cevabını vermiş. Peki, böyle olunca Türkiye olarak NATO üyeliğimizi sürdürmenin anlamı nedir? Bunun makul bir izahı olabilir mi?

Üzerinde durulması gereken bir başka husus ise mademki halkımız NATO’ya güvenmiyor niçin üyeliğimizi sürdürürüz? Belki yaklaşık 2 bin 500 kişinin katıldığı bir anket sonucu kesin karar vermeye yetersizdir denebilir. Ancak, toplumun nabzı da bu tür araştırmalarla tutuluyor. Kaldı ki, anket sonucuna göre halkımız ülkemizde yaşanan darbelerin arkasında da NATO’nun olduğu, dolayısıyla ABD’nin bulunduğu kanaatinde. Bu da bilinmeyen bir şey değil. Bu arada ülkemizdeki NATO üslerinin güvenlik sorunu oluşturduğu kanaati de yaygın. Aslında buna kanaat değil, bir gerçeğin ifadesi demek yanlış olmayacaktır.

Bu arada yine geçen hafta medyaya yansıyan haberlerde BM gözetimi altındaki Mahmur kampında silahlı faaliyet yürütüldüğü, bir başka ifadeyle PKK’lı teröristlere bu kampta silah eğitimi verildiği haberi yer alıyordu. Haberde PKK örgüt mensuplarına silah, EYP ve maket uçak eğitimi verildiği bununla da yetinilmeyerek, terör örgütü mensuplarının yabancı istihbarat servisleriyle görüşmelerini, insani yardım kisvesi altında BM gözetimi, daha doğrusu koruması altındaki kampta yürüttükleri haberde yer alıyordu. Bu noktada Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren terör örgütlerinin sadece Mahmur’da değil, bölenin her köşesinde ABD tarafından silahlandırıldığı, her türlü ağır silahın gönderildiği, hatta gönderilen bu silahların miktarı yüzlerce TIR dolusu şeklinde medyada çeşitli kereler yer aldı. Tüm bunların arkasında sınırımızın hemen ötesinde yeni bir Kürt özerk bölgesi oluşturmanın ön adımları olduğu da bilinmiyor değil.

Tüm bunlar olayın sadece medyaya yansıyan kısmını oluşturuyor. Bunun ötesinde bölgeye yönelik ABD’nin uygulamaya koyduğu çeşitli projeler var. Bu projelerden birisi de Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’dir. Bunun da bilinmeyen bir yanı kalmadı.

Bu hatırlatmalardan akla ilk gelen husus sorun belli; çözümde belirsizlik var oluyor. Bu arada mademki halkımız NATO’ya güvenmiyor o zaman halkın oyları ile iş başına gelen yöneticilerin halkın bu yaklaşımına cevap vermesi gerekmez mi? Yıllardan beri benzer şikâyetler dile getiriliyor ama sonuç değişmiyor.  Bu statü var olan uluslararası örgütlerin küresel güçlerin sömürülerini sürdürmelerine hizmet ediyor. Böyle olunca da söz konusu örgütlerden her fırsatta şikâyetçi olmak sonucu değiştirmiyor. Yeni bir dünyanın oluşması için harekete geçmeden, bir başka deyişle yeni bir dünya kurulmadan sömürü devam edecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?