Reklamı Kapat

Çevre Değil İnsanlık Felaketi

Günlerdir Marmara Denizi’nde müsilaj var. Her sene denizde bu sorunun belli zamanlarda olduğu söylense de pek inandırıcı gelmiyor. Geçmiş yıllarda böyle bir sorundan söz edilmiyordu. Birdenbire ortaya çıkmış gibi. Sorunun çözümü için en son yapılması gereken ilk önce yapılıyor. Nedir yapılan; denizi süpürmek! Deniz süpürmekle temizlenir mi. Ülkemizde her işte olduğu gibi bu da fıkra konusu olacak bir durum. Denize şırıngayla su sıkıp suyun su ile yıkanmaya çalışılması ise karikatürlük bir iş! Sorunun kaynağı bilinmiyor mu? Biliniyorsa neden sorun kaynağından çözülmüyor? Sorunun kaynağı belli.

Çevre konusunda iki yanlış bakış açısı var. Birincisi, fabrikaların atık sularının akarsulara dökülmesi. İkincisi, çevrecilerin çevre sorununa ‘sosyete’ bakış açısı. Elbette birincisi asıl sorunu oluşturuyor. İkincisi ise sorunu çözmüyor. Atık su sadece Marmara Denizi’ne değil İstanbul’un diğer akarsularına, göllerine de bırakılıyor. Bütün işyerlerinin özellikle fabrikaların kimyasallı atık suları akarsulara dökülüyor. Bu sorun sadece İstanbul’da değil ülkemizin bütün şehirlerinde bütün akarsularında var. Örneğin Ergene Nehri’nin Edirne Uzunköprü kesimindeki kirlilik, nehirdeki balıkları bitirmiş durumda. Ceyhan Nehri’nin Kahramanmaraş kesiminde özellikle Sır Barajı’ndaki kirlilik, nehrin bu kesimindeki yani Sır Barajı’ndaki balıkları yenmez hale getirmiştir. Sır Barajı’nı kirleten Kahramanmaraş’taki sanayi ve fabrikaların atık sularıdır. Fabrikaların atık sularını Aksu Çayı’na bırakmalarıyla oluşan su kirliliği sonucu, Aksu’da artık balıkçılık yapılamıyor. Aksu’ya bırakılan fabrika atık suları Ceyhan Nehri’ni yani Sır Barajı’nı kirletiyor. Yirmi yıl önce sularında yüzülebilen Aksu ve Sır Barajı’nda artık balık avlanamıyor. Balıklarda kimyasal kir tabakası var. Şu iki örnek bile ülkemizdeki çevre felaketini anlatmaya yeter. İkinci yanlış bakış açısı çevrecilerin çevre sorununa popülarite açısından bakması. Çevreciler sorunu çözmekten ziyade kendilerinin gündemde kalmalarıyla yetiniyorlar. Peki, çevre konusunda bu iki yanlış bakışı düzeltmek mümkün değil mi?

Türkiye’de bir Çevre Bakanlığı var; çevre sorunlarına dair uygulamalı köklü çözüm sunduğu görülmüş değil. Bakanlığın adı var kendisi yok. Türkiye’de akarsuların kirletilmesinin önlenmesi fabrikatörlere yaptırım uygulamakla olur. Fabrikaların atık sularını akarsuya bırakmasını yasaklayan kanun yapılmalı. Fabrikaların atık suları akarsulara değil örneğin kuyu açılarak kuyulara bırakılmalıdır. Sanayi ve fabrika her türlü işyerlerinin atık sularının akarsulara dökülmesini devleti yönetenler kanunla engellemelidir. Hükümetin fabrikatörlere, işyeri sahiplerine gücü yetmiyor mu?

Çevre sorunlarının çözümü basit. Fabrikatörlere, fabrikalarının atık ve atık sularının akarsu ve çevreyi kirletmeyecek şekilde kanun yaparak, yasal uygulama yapılmalıdır. Türkiye’de yüzbin zenginin karnı biraz daha şişsin diye seksendört milyon insanımız kirli sulara, hastalık yayan kokulara ve pisliklere maruz kalıyor. Ülkemizde sanayi işyerleri ve fabrikaları olan kaç tane zengin varsa hepsini devleti yönetenler biliyor. Sorunu kaynağından çözmüyorlar, denizi süpürüyorlar. Kirli olan sadece Marmara mı. Türkiye’nin bütün nehirleri, çayları, dereleri fabrikaların zehirli atık sularıyla kirletilmiştir. Kimlerin kirlettiği ortada. Deniz ve akarsuları kirletenler bir milyon yok ama kirletme suçu seksendört milyona yükleniyor. Bu, insanlık dışıdır. Fabrikatörlerin pisliği herkese yüklenemez.

Yeryüzünde her şey insan için yaratılmıştır. Çevreciler insanı devre dışı bırakıp sadece balıklar kaplumbağalar yaşasın diye çabalıyorlar. Aynen fabrikatörlerin cebinin daha fazla şişmesi için çevreyi umursamamaları gibi. Çevre, insanı yaşatmak için korunmalı. Akarsuları, hayvanları koruyalım ama insan için koruyalım. İnsanın zehirlendiği bir çevrede neyin önemi kalır. Çevreyi, insanlığı ölmüş zenginlerden koruyalım.

Paraya tapanların insanları düşünmeleri beklenemez!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?