Türk halkının tercihi Rusya ise NATO’da ne işimiz var?

NATO’nun ABD güdümünde bir uluslararası örgüt olduğunu sanıyorum bilmeyen kalmadı. Bugüne kadar NATO’nun hiçbir zaman laftan öte yanımızda olmadığını söylemek için de dış politika uzmanı olmaya gerek yok. Konuyu biraz daha açıklığa kavuşturmak için iktidar yanlısı bir gazetenin manşetinde, “Kâğıttan müttefik” başlığı altında yer alan haberin spotundan kısa bir alıntı yapmak istiyorum:

“Türkiye, Afganistan’dan Kosova’ya birçok bölgede aktif destek verdiği NATO’yu ihtiyaç duyduğunda yanında göremedi. Hatta Ankara ile Atina arasındaki ihtilaflarda Türkiye’nin karşısında yer aldı. Birçok NATO ülkesi terör örgütü PKK’ya destek veriyor. ABD, FETÖ’ye ev sahipliği yapıyor.”

İktidar yanlısı aynı gazetenin bir gün önceki ana haberi ise bir anket sonucu ile ilgiliydi ve gazetede anket sonucu, “Amerika ile iş birliği yapılmasın. Türk halkının tercihi” başlığının hemen altında ankete katılanların yüzde 72.2’sinin, “Sizce Türkiye dış politikasını yürütürken ABD ile iş birliği yapmalı mıdır?” sorusuna, “Hayır” cevabı verdiği aktarılıyordu.

Bu arada S-400 füze savunma sistemlerinin Rusya’dan alınmasını da ankete katılanların yüzde 69.3’ü doğru bir karar olarak nitelendiriyor. Kısacası görünen o ki, bizim gençlik yıllarımızda ülkemizde oluşmuş/oluşturulmuş olan ABD sevdası(!) geçen zaman içinde giderek azalmış. Buna karşılık kapıdan uzak tutulması istenen Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (bugünkü Rusya) giderek Türk halkına sempatik görünmeye, bir başka ifadeyle şirin gösterilmeye başlanılmış ve anket sonucuna baktığımızda bu hususta başarılı olunmuş görünüyor.

Söz konusu ankete göre Türkiye’nin ABD ve NATO’yu merkeze alan dış politikasında ciddi bir değişikliğe ihtiyaç var. Eğer ankette yer alan rakamlar gerçek ise ve masa başında değil de telefon aracılığı ya da doğrudan görüşme ile bu sonuçlar tespit edilmiş ise, ülkeyi yönetenlerin halkın bu tercihini dikkate almaları gerekir. Demokrasi bunu gerektirir. ABD ve BM ile ilgili art arda gazetelere yansıyan olumsuz haberlerin ardından Biden ve Erdoğan’ın yapacağı zirve bir başka gazetede, “Erdoğan ve Biden bu fırsatı dört gözle bekliyor” başlığı altında veriliyordu. Sakın, “Neyi dört gözle bekliyorlar, ikilinin görüşmesinden ülkemiz lehine nasıl bir sonuç çıkacağı düşünülüyor?” diye sormayın. Çünkü ülkemizde azat kabul etmez ABD ve Batı yanlıları için Türkiye-ABD ilişkileri adeta bir kara sevdaya dönüşmüş durumda. Adamlar sınırlarımızın hemen ötesinde Irak’ta özerk bir Kürt bölgesi oluşturdular, şimdilerde aynı şeyi Suriye’de yapmaya çalışıyorlar. Bunun için de PKK/YPG terör örgütü elamanları eğitiliyor, silahlandırılıyor.

Bu bakımdan hayal tacirliği yaparak ülkemizin bir numaralı düşmanı olduğu her fırsatta görülün ABD Başkanı Biden ile Erdoğan’ın görüşmesini fırsat olarak nitelendirmek bir yalana toplumu inandırmaya çalışmanın ötesinde bir mana ifade eder mi? Bize göre etmez. Çünkü ABD ile ilişkilerde hep ABD dediğim dedik çaldığım düdük misali bölgemize yönelik projesini hayata geçirmek için Türkiye’yi kullanmaya çalıştı. Yani bölgemizde ABD için tek bir dost ve müttefik ülke var o da İsrail. Siyonistlerin Nil’den Fırat’a uzanan Büyük İsrail hedefinin hayata geçirilmesi için gönüllü olarak çalışmaktadır. Gerisi yalan ve göz boyamaktan öte geçmez.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?