Çamlıca’dan Çamlıca’ya…

Tarih; 27 Mart 1994…

Yerel seçimlerde büyük başarı gösteren Refah Partisi, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere “Millî Görüş Belediyeciliği”ni başlattı.

* Belediyelerin kapılarına, “Rüşvet alan da veren de mel’undur” tabelaları asıldı.

* Belediyelerde “sosyal belediyecilik” anlayışı benimsendi.

* Beyaz Masa ve Halk Meclisleri ile halkın belediye çalışmalarına katılımı sağlandı.

* Meslek Edindirme Kursları, sosyal konutlar, sosyal yardımlar ve aşevleri ile alt gelir gurupları desteklendi.

* Ailenin korunması, kadınlara, çocuklara, yaşlılara ve gençlere sahip çıkılması yönündeki projeler hayata geçirildi.

* Engellilerin hayatını kolaylaştıracak faaliyetler yapıldı.

* Eğitime destek verildi. 

* Girişte de yazdığım gibi; en önemlisi belediyelerin imajını zedeleyen rüşvetin ve maliyesini altüst eden israfın önüne geçildi.

***

O dönem bir adım daha attı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi.

Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Büyükşehir Belediyesi'ne ait olan İstanbul’un en güzel manzaralı Yıldız, Çamlıca, Emirgan (vb.) korularında yer alan köşk ve kasırlardaki lokanta ve kafelerin işletmelerini Turing Kurumu’ndan aldı. Erdoğan döneminde, Çelik Gülersoy patronluğundaki Turing Kurumu’nun kasırlarla ilişkisi kesildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bu kasırları özel sektöre ihaleyle açmaktansa kendisi bir şirket kurup işletmeyi tercih etti.

1995’te Büyük İstanbul & Turizm ve Sağlık Yatırımları İşletme ve Ticaret A.Ş. (Beltur) kuruldu. Eskiden Turing’in işlettiği tesisler Beltur'a devredildi.

Kasırlar içkisiz lokanta ve kafelere dönüştü.

Amaç, köşk ve kasırların yüksek gelirli ailelere hizmet eden görünümden çıkartılarak, orta ve dar gelirli ailelerin hizmetine sunulması idi… Böyle de oldu…

***

Çamlıca da bunlardan biriydi.

1994 yılına kadar İstanbul’un bu eşsiz güzelliğinden cebi şişkin, paralı ve kodaman, yalı eşrafı bir avuç insan istifade ederken, bu kararla birlikte asgari ücretli bir İstanbullu da Çamlıca Tepesi’nden kolayca yararlanmaya başladı.

Çamlıca Tepesi’ne, şark usulü mekanlar tesis edildi. Bu mekanların tesisinde, merhum yazarımız Mehmed Şevket Eygi’nin büyük katkıları olduğunu da hatırlatmak isterim.

Kısacası, Çamlıca Tepesi’nde “çay+ simit” fiyatları normalleşti…

***

Günümüze gelelim…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde Çamlıca Kule’yi hizmete açtı.

Çamlıca Tepesi o malum direklerden, görüntü kirliliğinden kurtuldu. Güzel de oldu. Ama…

Ama’sı şu; Çamlıca Kulesi 49 kat. Giriş 60 lira. İndirimli 30 lira. Restoranda çay 10 lira, poğaça 10, ızgara köfte 62 lira. Kahvaltı 180 lira. Yani, 4 kişilik bir ailenin Çamlıca Kule’de kahvaltı yapabilmesi için 1.000 (bin) lirayı gözden çıkarması lazım. 4 adet çay içse 280 lira ödemek durumunda kalıyor. Kola-ayran 18, kahve 20, peynirli sandviç 30, sütlaç 32, bonfile 128 lira.

Çok değil, aşırı pahalı! Acaba bana göre mi ‘pahalı’ diye şöyle etrafıma baktım; hayır, hemen herkes de pahalı buldu fiyatları!

Bu parayı kim verebilir?

Bu fiyatları bir daha gözden geçirmekte yarar var…

Çamlıca’dan Çamlıca’ya… Nereden nereye!

BİRBİRİNDEN ZOR SORULAR!

Memleketimizin dört bir yanında yayımlanan yerel gazeteler var.

Ulusal gazetelere olduğu kadar yerel gazetelere de göz gezdiriyoruz, meslek gereği.

Yerel gazetelerdeki bazı ilginç yazı ve haberleri bu köşede kısa kısa bazen zikrediyorum.

Daha önce de küçük alıntılar yaptım; Erzincan’da yayımlanan Doğu Gazetesi yazarı Mustafa Ceyhun köşesinde birbirinden çarpıcı sorular sordu. Bir kulak verelim mi?

* “Bugünden sora interneti kaldırabilir misin?”

* “Bugünden sonra kredi kartını kaldırabilir misin?”

* “Bugünden sonra bahçeli evlere geri dönebilir misin?”

* “Bugünden sonra insanları köylerine gönderebilir misin?”

* “Bugünden sonra arsızları hırsızları, asalakları azaltabilir misin?”

* “Bugünden sonra güldürü sanatı olmuş argo sözleri kaldırabilir misin?”

* “Bugünden sonra yarı çıplak dolaşanları giydirebilir misin?”

* “Bugünden sonra hapishane ve akıl hastanelerinin sayısını azaltabilir misin?”

* “Toplumda gayrimeşru ilişkilerini utanmadan anlatanları susturabilir misin?”

* “Sokaklara çöplere atılan gayrimeşru bebeklerin sayısını azaltabilir misin? Okuma uğruna başıboş kalan gençlerin ahlakını düzeltebilir misin?”

* “Çarpık ilişkileri, adi suçları azaltabilir misin?”

* “Sevgi, saygı ve ananeleri yeniden yaşatabilir misin? Ya, dağılan yuvalardan, sokaklara, köprü altlarına ve suça itilen çocukları, tinercileri kurtarabilir misin? Ya, ruhsal yoğunluk, yorgunluk, yoksulluk ve çaresizlikten bitap düşen insanları kurtarabilir misin?”

* “Artık çocuklara, gençlere, eşlere, gelinlere söz geçmiyor. Arsızların hırsızların sesleri daha yüksek çıkıyor. Bugünden sonra kimi neyi, hangisini ve ne şekilde düzelteceksin?”

* “Kayıp bir denizaltında gibiyiz, bir gün o oksijen de tükenecek.”

* “Her kafadan bir ses, azgınca bir heves sarmış etrafımızı.”

***

Ne dersiniz! Sorular, haklı sorular değil mi?

DÜĞÜN DAVETİYELERİNE IBAN

Düğün, nikah, sünnet vb. davetiyelerin sonuna bir de “IBAN no” eklense...

Malum, korona günleri devam ediyor.

Pandemi henüz dünyada ve dolayısıyla ülkemizde de azalmakla birlikte bitmedi. Maske, mesafeye devam ediyoruz.

Hastalık süreci madem devam ediyor...

Madem düğün, nikah ve sünnet gibi programlarda katılım hala sorunlu...

O halde davetiyelerin sonuna bir de IBAN no eklenmeli ki, para yatırmak isteyen yatırsın! Katkı vermek isteyen versin.

***

Esasen pandemi sürecinden sonra da böyle bir not düşülebilir,  davetiyelere. 

Uzakta olanlar, gelemeyenler, karınca kararınca katkı verebilsin…

Düğün, nikah, sünnet ayları başlamışken... Aklıma da gelmişken paylaşayım istedim...

Davetiyelerin sonuna bir de IBAN no eklenmesi… Çok mu tuhaf olur,  acaba?

Sizce…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Şamil - Düğün davetiyelerine iban konursa kimse daha da düğüne müğüne gitmez... Demedi deme ibrahim...

Yanıtla . 4Beğen . 1Beğenme 07 Haziran 08:26
02

Tereci - @Şamil 01 nolu yoruma cevabı: Aaaaaa. Hakkaten la... Düğünler buhar olur... Tam da korona sürecinde... Peki o kadar düğün salonları... Fotoğrafçılar... Konseptçiler ne olacak. Ya dur ya! Belki de iyi olur la!

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 07 Haziran 08:40


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?