Nükleer silah üretiminde çifte standart

Müslümanların son iki yüz elli yıldır yaşadığı fetret döneminde, Yahudi ve Hıristiyan bloğu, diğer bir ifadeyle Siyonist ve Haçlı bloğu hayli mesafe kat etmiş, dünyayı kendi emellerine hizmet edecek şekilde dizayn ederek yer küreyi yaşanmaz hale getirmişlerdir.

Siyonist-Haçlı bloğu, kurdukları dünya düzeninde Müslümanları tamamen devre dışı bırakmış, İslâm dünyasını sömürge ve pazar alanı olarak tasarlamışlardır. İslâm dünyasındaki müstemleke yöneticiler vasıtasıyla Yeni Dünya Düzeni’nin çarkını sorunsuz şekilde çevirmeleri planlarının şimdilik işlediğini göstermektedir.

Birleşmiş Milletler (BM), Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Birleşmiş Milletler’e bağlı kuruluşlar ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne bağlı kuruluşlar vasıtasıyla dünyayı idare etmek, Siyonist-Haçlı bloğu için hiç de zor olmasa gerektir. Zira kuruluşu, yapısı, karar alma süreçleri tamamen kendi kontrollerindedir. BM’nin üye sayısı 193 olmasına rağmen herhangi bir karar almak gerektiği zaman çoğunluk oyuyla kararlar alınamaz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi icra makamıdır ve konseyin daimi beş üyesi “ ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin”in veto hakkı vardır. Konseyin geçici 10 daimi üyesi aksi söz söylese dahi daimi üyelerden birisi veto etse hiçbir netice alınamaz. Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülkenin hiçbir hükmünün olmadığı malum.

BM’deki yapı tam da Siyonist-Haçlı ittifakının istediği gibi kurgulanmıştır. “BM’de İsrail yok, nasıl Siyonist-Haçlı ittifakı olabilir?” demek akla ziyan bir soru olur. Zira BM’de kendi adına asil, İsrail adına vekil olan ABD vardır ve İsrail aleyhine hiçbir menfi kararın alınmasına müsaade etmemektedir.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi, aynı kurgu ve sinsiliği “Non-Proliferation Treaty (NPT)-Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması”nda da uygulamış, kendileri nükleer silah ürettikten sonra diğer ülkelerin üretmesini önlemek için 1 Haziran 1968 söz konusu antlaşmayı imzalayarak yürürlüğü koymuştur.

NPT Antlaşması’na göre, diğer ülkelerin nükleer silah üretmesi yasaklanmış, nükleer silah sahibi olan söz konusu beş ülke, nükleer silah sahibi olmayan ülkelere bu teknolojiyi transfer etmeyeceğini, nükleer silah sahibi olmayan ülkeler ise nükleer silah sahibi olmaya çalışmayacaklarını kabul etmiştir. Antlaşmada, o tarihe kadar nükleer silah üretmiş beş ülkenin nükleer silahlarını imha etmeyeceği de kararlaştırılmıştır.

1 Haziran 1968 yılında NPT Antlaşması’yla nükleer silah üretimini yasaklayan beşli çete, bu tarihe kadar nükleer denemelerini ve nükleer silah üretimlerini tamamlamıştır. ABD ilk nükleer denemesini 1945 yılında yapmıştır. ABD’nin 4.804 nükleer başlığı bulunmaktadır. 1949 yılında nükleer deneme yapan Rusya’nın 4.480, 1952’de nükleer deneme yapan İngiltere’nin 225, 1960’ta nükleer deneme yapan Fransa’nın 300, 1964 yılında nükleer başlık üreten Çin’in 250 aktif savaş başlığı bulunmaktadır. Beşli çete İsrail’in 1979 yılında Hint Okyanusu’nun güneyindeki Prens Edward Adaları yakınlarındaki nükleer deneme yapmasına göz yummuştur. İsrail’in kaç adet nükleer başlık ürettiği bilinmemektedir. Ancak tahminler 400’ün üzerinde başlık bulundurduğu yönündedir.

Bu arada Hindistan 1974 yılında 120, Pakistan 1998 yılında 130, Kuzey Kore 2006 yılında 10 adet aktif savaş başlığı üretmeyi başarmıştır. Pakistan Devlet Başkanı Ziya-ül Hak’ın öldürülmesinin ardındaki nedenin nükleer silah üretimi olduğu artık sır değil. Irak ve Libya, gizlice yürüttükleri nükleer silah programlarını sonlandırmasına rağmen bu iki ülkenin liderleri Saddam Hüseyin ve Muammer el-Kaddafi’nin hazin ölümlerini de bu bağlamda değerlendirmek komplo teorisi olmasa gerektir. Güney Afrika, Tayvan, Arjantin, Brezilya ve Güney Kore’nin de gizlice nükleer silah çalışması yaptığı ve üretemeden sonlandırmak zorunda kaldıkları bilmektedir. ABD’nin İran ve Kuzey Kore’yi nükleer silah üretimi konusundaki tehditleri, İran’ın da nükleer silah üretmeyi başardığı yönündeki iddiaları güçlendirmektedir.

Necmettin Erbakan Hoca, ilk partisi Milli Nizam’ın tüzüğüne “ağır harp sanayi kurulması ve nükleer silah üretilmesi”ni hedef olarak koymuştur.

Erbakan Hocanın hedefi sadece bununla sınırlı değildi elbette. “İslâm Birleşmiş Milletleri, İslâm Natosu, İslâm Ortak Pazarı, İslâm Dinarı” gibi hedefleri de vardı. Bunlardan da öte Yeni Bir Dünya Düzeni hedeflemekteydi.

Müslümanlar, Siyonist-Haçlı ittifakının kurguladığı Yeni Dünya Düzeni’ni bertaraf etmek istiyorsa, dünyaya yeniden nizam ve adalet getirmek istiyorsa mutlaka nükleer silah üretmek zorundadır.

Müslümanlar fetret döneminden kurtulmak istiyorsa ekonomik ve askeri güce ulaşmak zorundadır. Bu iki güç sayesinde alternatif güç merkezi haline gelebilir. Bu mümkün mü? Elbette mümkün. Bunun gerçekleşmesi için yapılması gereken ilk hamle “İslâm ülkelerinin başındaki müstemleke ve Batı hayranı yöneticilerin iktidarını sonlandırmaktır”.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?