Eğitimde Boş Romantiklik

Romantiklik belli bir yaşa kadar iyidir. Özellikle gençken. Daha sonraki yaşlarda belli konularda romantik olabilir insan. Sonucu insan hayatını etkilemeyecek konularda romantik olmanın kimseye zararı yok. Yalnız milli eğitim sistemini romantiklik üzerine kurmak insan hayatını etkilemekle kalmıyor toplumu da etkiliyor. Türkiye milli eğitim sisteminin neredeyse tamamı romantiklik üzerine kurulu. Salgın döneminde bu romantiklik basbayağı artmış durumda. Milli Eğitim Bakanlığı önce lise öğrencilerinin birinci dönem notlarının ikinci dönemde de aynen geçerli olabileceğini, isteyen öğrencilerin sınava girmemek için dilekçe verebileceğini duyurdu. Sonra ortaokul ve ilkokulların da tabi. Öğrencilerin çoğu dilekçe vererek birinci dönem notlarının ikinci dönemde de aynen geçerli olmasını istedi, sınava girmedi. Arkasından hemen kontrollü normalleşme ile okullar yüz yüze eğitim için açıldı. Notlarını garantilemiş öğrenciler okullara niçin gitsin. Gider mi, gitmez. Siz olsanız gider misiniz. Not alınmış daha okulda ne işi var öğrencinin. Not verilmiş daha okulda ne işi var öğretmenin. Efendim öğrenciler okullarını öğretmenlerini özledi, öğretmenler öğrencilerini özledi. Bu tamamen romantikliktir. Gerçeklikle alakası yok. Öğrenciler de öğretmenler de haziran ayında okulu öğretmeni öğrenciyi değil tatili özlüyor. Notlar verildikten, dahası sınavlar da olup bittikten sonra okulda öğrencinin ne işi var öğretmenin ne işi var. Sosyalleşirlermiş, psikolojileri düzelirmiş falan filan. Romantikliğe bakın; ağzında maske, birbirinden en az iki metre ayrı duracak öğrenciler sosyalleşecek, psikolojileri düzelecek. Nasıl olacak bu! Olmaz hocam, bunun mümkünü yok. Kölelere efendileri tarafından çizilmiş alanda hoplama zıplama izni verilmesi onların psikolojisini de sosyalliğini de değiştirmez. Kimse kendini kandırmasın. Boş romantiklik kendini kandırmaktır. Türkiye’nin eğitim sistemi zaten romantiklik üzerine kuruluyken şu salgın döneminde bunu sürdürmenin anlamı yok. Üstelik bir yıl okula gitmeyince kimse ölmez. Ölmedi nihayetinde. Okula gitmeyince kimse daha ahlaksız olmadı, kimse daha bilgisiz kalmadı. Neden ölsün ki hem. Okulları bitirince ne olacak? Ankara’da dayısı yoksa ne olacak?

Türkiye’de, Milli Eğitim Bakanlığı da içine, bütün bakanlıkların bütün bürokratları olmak üzere torpili olmadan bir makama gelmiş bir tek insan gösterebilir misiniz. Gösteremezsiniz. Devletin bütün kademelerinde torpil geçerlidir. Torpili olmadan kimse bir yere atanmıyor. Öğrenciler okulları bitirse ne yazar bitirmese ne yazar. Kimlerin hangi makamlara geleceği belli. Neden okul bitirilsin. Elinde üniversite diplomasıyla kasiyer olmak için mi okul bitirsin insanlar. Kasiyerliği kesinlikle küçümsemiyoruz. Ama örneğin bir tarih öğretmeni neden kasiyerlik yapsın. Kasiyer olacaktı da yirmibeş yaşını niye beklesin. Onbeşte başlardı işe. Öğretmen, memur olacak insanlar özel işyerlerinde bitirdikleri bölümle alakasız işlerde çalışıyor. Niye? Hayatta kalabilmek için. Üniversite mezunları özel işyerlerinde asgari ücrete çalışıyor. Hani eğitim? Eğitim sistemi romantiklik üzerine kurulu. İşin bir diğer boyutu örneğin kitap okuyan bir insan kütüphane memuru yapılmıyor da kitapla hiç alakası olmayan ama kütüphanecilik bölümü mezunu olan biri kütüphane memuru yapılıyor. Buradaki romantiklik de bölümünü bitir romantikliği. Hani iş ehline verilecekti. Diploma bilgiden önce geliyor. Neden öğrenciler okula gitsin ki. Gerek yok. Milli Eğitim Bakanlığı’na öneri; ilkokul üçüncü sınıfa kadar zorunlu eğitim olsun ondan sonra isteyenlere diploma evlerine gönderilsin, kimse okula gitmesin. Nasıl olsa torpili olanlar makamlara gelecek torpili olmayanlar herhangi bir devlet kurumuna atanmayacak. Bari torpili olmayanlar okula gidip boş zaman harcayacaklarına özel işyerlerinde iş öğrensinler. Okullarda eğitim olmadığı bu salgın döneminde ispatlandı. Okula gitmedi diye kimse daha gangster olmadı, kimse daha zalim olmadı, kimse insanlıktan çıkmadı. Fark etmiyor, okul ha olmuş ha olmamış.

Kimse görmek istemese de ülkemizin eğitim gerçeği budur!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Susmayan - Sonuna kadar katılıyorum eksiklikler var onlarida tamamlanmasi lazim milliegitim ogrwtmenlere yilda toplam nekadar veriyor mesala daha neler neler

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 05 Haziran 16:27


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?