Devlet salt iktidar mı?-ıı

Devlet algı ve kavrayışının çoğunlukla, elbette öncelikle, iktidar olgusu şeklinde dışa vurulduğu, devlet ile iktidar olgu ve kavramları arasında, en azından kullanımı halinde pek bir ayrım yapma gereği duyulmadığını önceki yazıda ifade etmeye çalışmıştık. Hatta iktidar olgusuna işaret ederek ve gerektiğinde vurgu yaparak devlet olgusunun soyut olarak anlaşılmaya yol açan varlığının somut hale getirilmesinde “iktidar” kavramının daha elverişli olabileceği tasavvurunun bulunduğunu da ima etmiştik.

Bütün bu ve benzer yaklaşım ve anlayışların ötesinde, daima tartışmalara ve irdelemelere açık olmakla birlikte, devlet ve iktidar olgu ve kavramlarının farklı ele alınması zorunluluğu, her ikisinin doğru bir kavrayışa kavuşturulması sorunu hâlâ ortada durmaktadır.

Bir defa, olgu olarak iktidarı, kaynağı, ortaya çıkışı, gerçekleşmesi, etkide bulunması, meydana getirdiği sonuçları vb. bakımından genel ve öznel (enfüsi, subjective) nitelikleri içkin bir olgu şeklinde tanımlamak mümkündür. Bu açıdan, bütün canlı varlıklarda, bir ölçüde iktidar olgusunu gözlemleme imkânı vardır. Sözgelimi, Batı düşüncesinde Yeniçağ’ın ilk birkaç yüzyılında karınca ve arı toplulukları göz önüne alınarak, toplumsallaşma ve örgütlenme süreçleri açıklanırken, iktidar olgusunun değişik ve farklı görünüşleri üzerinde de durulmuştu. “Ana kraliçe” olarak nitelendirilen karıncanın varlığı toplumsallaşma, iş bölümü, görev dağılımı, örgütlenme ve bunların bütün gerekleri ona göre açıklanmaya çalışılmıştı. Böylece, insan açısından da toplumsallaşma ve örgütlenmeye örnek alınması ya da alınabileceği ileri sürülmek isteniyordu. Bir başka örnek arılardı. Daha önce bazı yazılarımızda arıları örnek alarak insan, toplum ve devlet olgularını temellendirmeye çalışan Fransız kökenli İngiliz yazarı B. de Mandeville üzerinde durmuştuk.

Kısaca, iktidar olgusu, şöyle veya böyle hemen bütün canlı varlıklar bakımından genel, ama öznel nitelik şeklinde ortaya çıkmaktadır. Ahlaki bakımdan bu niteliklerin irdelenmesi yapılabilir. İnsan, varlık nedenine uygun davranmak suretiyle var oluş amacına biraz daha yaklaşabilir. Bu amaca yaklaşmak ya da onu gerçekleştirmek için her hâl ve şartta duygu, düşünce ve hareketini ahlaki ilke ve kurallar ölçeğinde gözetip değerlendirmek durumundadır, daha açık ifadesiyle yükümlülüğünde ve sorumluluğundadır. İşte, var oluş amacı kabul edilen olgun insan (insan-ı kâmil) haline ulaşmak için bazı yetilerini, yeteneklerini harekete geçirmek, bir takım istek ve tutkularını denetim altına almak, hatta belirli bir biçime dönüştürmek durumundadır. Mesela bedenin kendi içinde bir dengesini sağlamak gibi. Bu bağlamda düşünce tarihinde birçok örnek verilebilir. Antik Yunan düşüncesinde Kynikler (bizde Kelbiler ya da Köpeksiler) olarak tanımlanan düşünce hareketinin ahlaki bakımdan önerdikleri temel ilke, istek ve tutkuların denetim altına alınması, hatta imkân dâhilinde bazılarının ortadan kaldırılması bile öngörülmüştü. Benzer bir durumu Budacılıkta da görmekteyiz. Tasavvuf düşüncesinde, olgun insana ulaşabilmenin ön şartı “nefsin” terbiye ve tezkiye edilmesi, muhasebe ve murakabede bulunulması şeklinde kavramlaştırmalar yapılmış, sayısız somut örnekler de ortaya konulmuştur.

Demek oluyor ki, iktidar nerdeyse bütün canlılar, özellikle ve önemle insan ve toplum bakımından bir olgu olarak genel, ama öznel niteliğe sahip bir olgudur. Onun içindir ki, bu olgunun kaynağı, dışa yansıması, gerçekleşmesi, etkide bulunması ve etkilemesi, sonuç olarak meydana getirdiği sonuçlar itibariyle, ahlaktan hukuka, psikolojiden sosyolojiye, tarihten antropolojiye, felsefeden dine dikkatlice sorgulanması, araştırılması, irdelenmesi, değerlendirilmesi ve yorumlanması şarttır, hatta zorunludur. Devlet bakımından ise, bunun ayrı ve kendine özgü niteliklere sahip olduğu söylenmelidir. Ama nasıl ve neden?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?