Çok teknik sezon finalleri!

Geçtiğimiz hafta finaller, başarılı performanslar ve müsabakalar ile adeta sporda festival günleriydi.

İzmir Derbisi’nden başlayalım…

Altay-Altınordu Süper Lig’e son bilet için Atatürk Olimpiyat Stadı’nda karşı karşıya geldi. Birinci Lig’de oynanan iki karşılaşmayı da Altınordu kazanmıştı. Fakat bu final maçında favori Altay’dı. Nedeni Play-Off maçlarından hemen önce Altay, teknik patronluğa kendi öz evladı Mustafa Denizli’yi getirdi. Altay yönetimi, hani spikerlerimiz hep söyler “akıl dolu bir pas” diye gerçekten aklı dolu bir hareket yaptı. Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe’de teknik adam olarak şampiyonluk yaşamış “Büyük Mustafa” ile Altay rakiplerine hem psikolojik hem de teknik açıdan üstünlük sağlamıştı. Altay bu taktik ile Süper Lig’e merhaba dedi.

Tesadüf bu ya, ligde oynanan karşılaşmalarda perdeyi Paxiao açmış, Altınordu sonrasında tabelayı lehine çevirmişti. Finalde bu kez Paxiao öyle bir dakikada perdeyi açtı ki Altınordu’nun skoru çevirecek süresi kalmadı. Altay, yıllar sonra hak ettiği yerdeydi. Askerliğini yapan kişiye “asıl askerlik şimdi başlıyor” derler. Altay ve Mustafa Denizli için de gerçekten asıl askerlik şimdi başlıyor. Nokta transferler ve doğru hazırlık dönemi ile Süper Lig’de özlenen Altay’ı izlemek istiyoruz.

Ve artık Süper Lig, VAR Sistemi, hakem egoları, eyyamcılığı, siyasi tercihi, tetikçi kulüpleri, teknik adamları, agnostik TFF’si, Finansal Fair Play’i ve yöneticileriyle Bermuda Şeytan Üçgeni halini aldı. Yeni gelen takımlar ve diğerlerinin bu paragraf kulaklarına küpe olsun derim.

Yine aynı gece Villareal-M. United UEFA Ligi Finali vardı. Favori MANU idi. Fakat kupayı penaltılarla İspanyol takımı kazandı. Unai Emery, üst üste olmak üzere 3 kez Sevilla ve 1 kez de Villareal’in başında bu kupayı en çok kazanan teknik adam unvanını aldı. Bu karşılaşmada atılan penaltılar beni 1996’ya, Gençlerbirliği-Galatasaray Türkiye Kupası 6. Tur maçına götürdü (penaltılar 17-16 bitmiş ve İlyas’ın penaltısını devamlı o köşeye yatan Kubilay kurtarmıştı!).

Daha sonra iki ezeli rakip Sakaryaspor ile Kocaelispor Birinci Lig için finalde buluştular. Kocaelispor rakibini sürklase etti ve Birinci Lig takımlarına ufak bir hatırlatma yaptı. Manisaspor ve Eyüpspor’dan sonra Birinci Lig’e merhaba diyen Kocaelispor bu lige müthiş bir ivme kazandıracaktır. Süper Lig’den düşen takımlar ile 2. Lig’den gelen ekiplerle gelecek sezon Birinci Lig çok daha farklı ve de renkli geçecektir. Gençlerbirliği ve Ankaragücü ligin başa oynayan Ankara takımları olacaktır. Manisaspor namağlup bir alt ligden geldi. Eyüpspor tıpkı Karagümrük gibi benim ayrı yere koyduğum takımlardır. Futbolcu olarak gençlik yıllarım onların oynadığı sahalarda geçmiştir. Vefa Stadı’nın her çukurunu tek tek bilirdim. Topun nerede, ne zaman ve nereye sekeceğini hissederdim. Eyüp Stadı ise tam bir toprak saha idi. Fakat karlı buzlu günlerde ise köpekbalığı sırtı gibiydi. Zımpara gibi yere düştüğünüzde veya topa kaydığınızda baldırlar, dizler kıpkırmızı çizgi çizgiydi. Yeşildirek’te oynarken her iki stadı da iyi bilirdim. İkisinde de antrenmanlarımız ve maçlarımız olurdu. Neyse bu kadar nostalji yeter. O yüzden iki güzide İstanbul takımının bende ayrı bir yeri vardır. Dediğimiz gibi Birinci Lig, Süper Lig’i aratmayacaktır.

Cumartesi iki İngiliz ekibi Porto’nun Dragao Stadı’nda Şampiyonlar Ligi Kupası için adeta çarpıştı. Aslında pandemi süreci iyi yönetilmiş olsaydı bu final İstanbul’da yapılacaktı. Neyse!

Chelsea - M. Ctiy ya da Tuchel-Guardiola kapışması bu finali daha ilginç hale getirdi. Çünkü Tuchel Chelsea’nin başına geldikten sonra M. Ctiy, Chelsea’yi hiç yenememişti. Fakat favori yine de M. Ctiy idi. Tuchel bir kez daha Guardiola’yı yendi. Ve M. Ctiy Premier Lig’de uzak ara şampiyon olmasına rağmen Guardiola Barça haricinde diğer çalıştırdığı takımları Şampiyonlar Ligi şampiyonu yapmadığı için eleştirildi.

Ve basketbolda Anadolu Efes, Fenerbahçe’den sonra Eurolig Kupası’nı Türkiye’ye getiren ikinci takım oldu. Ergin Ataman ise bu kupayı kazanan ilk Türk koç unvanını aldı. Bu kupayla beraber Ataman’ın Avrupa’da çeşitli takımlarla almadığı kupa kalmadı. Bir kez daha tebrik ediyoruz.

Öte yandan Bakû’de Ayşe Begüm Onbaşı Aerobik Jimnastik’te Dünya Şampiyonu oldu. Voleybol Kadınlar Milli Takımı Milletler Ligi’nde 5’te 5 yaptı. Bunlar önemli, tarihe geçecek başarılardı.

Özetle hafta çok teknik işlerle ve başarılı teknik adamlarla anıldı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?