Reklamı Kapat

Sessizliğin gizemi

Sessizliğin başladığı noktada sözü kalp alır ve kalp konuşur. Sessizlik aslında kalbin, vicdanın sözüdür o yüzden tesiri daha kuvvetlidir. Zira vicdanın sözünde gizem vardır, hüzün vardır, yoksunluk vardır, sitem vardır… Korkarız ve pek tercih etmeyiz sessizliği, gürültüye kaçar ve burada sustururuz iç sesimizi. Kaygılarımız artar… Somutlaştıramadığımız, söze dökemediğimiz şeyler içimize ürperti verir ve kaçarız kendimizden.

Büyüklerimiz sessizliği tefekkür ve arınma için bir fırsat olarak değerlendirir ve istifade etmeye çalışırlardı. İnsani ilişkileri çıkarlarına göre düzenleyen bugünün çocukları için ise sessizlik, bilinmezlik, belirsizlik korkuları tetikler ve endişeye dönüşür. Gizem ve sessizlik kişilere kendileri ile yüzleşmeleri için iletilen bir ses, bir çağrıdır fakat insanlar bu sese kulak vermekten kaçınır ve gürültüye doğru yol alırlar.

Öz kimliğinden uzaklaşan fertler varoluş gayelerini unutmuş ve daha konforlu bir hayat sürebilmek için giriştikleri rekabetin içinde kaybolup gitmişlerdir. Gün boyu ağır koşullarda çalışırlar akşam eve geldiklerinde ise esrarengiz bir sessizlik ve belirsizlik baş gösterir. Sessizlik korkuya dönüştüğünde ise hemen televizyonun düğmesine basar ve o boğucu atmosferden, sessizliğin getirdiği tedirginlikten kurtulmaya çalışırlar. Ekranlardan yükselen gürültüye yoğunlaşır ve vicdanlarının sesini bastırarak savunmaya geçerler. Gürültünün ne olduğunun hiç önemi yoktur, yeter ki ses olsun, yeter ki iç sesi bastıracak bir şey olsun. Günümüz insanı sessizlikten gürültüye kaçar zira gürültü yalnızlaşan fertleri geçici olarak avutur ve onlara iç dünyalarında sızlayan yaraları unutturur.

Büyüklerimiz sessizliği içsel bir yolculuk, bir dinginlik, sakinlik ve nefis muhasebesi olarak algılar ve verimli hale getirirlerdi. Onlar vicdanlarının sesine karşı duyarlıydılar ve iç huzuru biriktirmeyi, mülk biriktirmekten daha evla görürlerdi. Sevgiyi bütün saflığı ile yaşayan ebeveynlerimiz sessizliğe çekildiklerinde iç dünyalarında kendilerine yetecek kadar azık bulur ve bununla iktifa ederlerdi. Fakat ne yazık ki bugünün çocukları kendileriyle baş başa kaldıklarında beslenebilecekleri bir birikime sahip değiller o yüzden boşluğa düşüyor ve kendilerini gürültülü ortamlara atıyorlar.

Seküler kültürün gölgesinde doğup büyüyen fertlerin bariz bir özelliğidir kaçınma. Bu kişiler ölümü, acıyı, yalnızlaşmayı, kaybetmeyi, uzaklaşmayı, sessizliği düşünmekten ve zayıf yanları ile yüzleşmekten kaçınırlar. Dünya hayatının acı ile neşeden ibaret olduğunu kabul etmez, yalancı mutluluklara ve zihinlerini bulandıran, dimağlarını tıkayan gürültüye koşarlar. Sessizlik bir mesaj, bir eylem, bir sözdür lakin onlar duymak ve anlamak istemezler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?