Gençler, Anadolu’ya geçin…

Orta Anadolu şehirlerini gezdiğim bugünlerde.

Daha doğrusu köylerinde, tarlalarında, kırsal kesiminde.

Gördüğüm en yaman sorun, ekonomik çöküş, tarımda gerileme, küresel ısınma.

Güzelim vahalar çölde serap gibi bozkırın ortasında; belli, bir dere geçmiş kenarında zümrüt gerdanlık gibi yemyeşil ağaçlar kalmış.

Dere hayatta değil ama.

Kurumuş.

Küçük göllerin suyu çekilmiş.

Dağlarda cılız koyun sürüleri.

Otlamaya çalıştıkları meralar Mayıs ayına rağmen güdük, kısa, zayıf otlar.

Kayseri, Yozgat, Kırşehir, Çorum, Sivas, Konya…

En hazini buğday tarlaları.

Yağmurların yağmaması ekinleri her yılki boylarından daha kısa ve zayıf bırakmış.

Köylü perişan, hububat azalmakta, fiyatlar tırmanacak, ülke insanı zorlanacak...

Dünya çok acı bir salgın yaşadı.

İnsanlar hızla yoksullaştı.

Bu kez kuraklıkla, kıtlıkla, açlıkla sınanmaktan korkmakta arif köylümüz.

Enflasyon, döviz kurları şehirliyi ama en çok köylüyü etkilemekte.

Gübre, ilaçlama, mazot, tohum, işçi ücretleri ile mağdurlar.

Uçsuz bucaksız toprakları boş bırakmakla onları suçladığımda bu girdi fiyatlarını uzun bir liste olarak anlatıp güçlerinin yetmediğini izah ettiler.

Daha acısı, bir Orta Anadolu şehrinde başıma geldi.

O ile tayini çıkmış evladım işteyken, bende yemek yapayım deyip şehrin en güvenilir kurumu gördüğüm ESK’ya gittim, kıyma istedim.

Görevli genç, dondurulmuş kıyma var, dedi.

Hazır kıyma istemiyorum, İstanbul’da parça etten çektiriyorum yok mu parça etiniz, dedim.

Hayır, canlı hayvan kesimi yok, dedi.

Orta Anadolu’da, bozkırda hayvan kesimi olmadığını söylemekte.

Peki, bu etlerin kökeni neresi, ithal mi, nereden gelmekte, diye sordum, işi başından aşkın genç, bilmiyorum dedi. 35 liraya kıyma olamaz, bunda bir sahtelik vardır dedim, duyan olmadı. Fakat ESK da gram et yok, o donmuş rulolardan başka. İki rulo alıp yemek yapmaya başladım ki et kokusu yok, kırmızı bir boya döküldü, midem bulandı. Soya etimiydi başka bir fenalık mı vardı bilemedim götürüp sokak hayvanlarına verdim.

Yazık, bozkırın yiğit insanı safça o ucuz buldukları rulolardan beşer onar almaktaydılar.

Memleketim ne hale gelmiş, o kadar üzüldüm ki, gelecek nesiller bu gidişle pek çok besinin aslını yitirip sahtesi ile yetinecekler.

Tıpkı vatan savunması gibi toprakların işlenmesi, tarım kutsaldır.

Memlekette onca ziraat fakültesi var, kurak topraklarda ne üretileceğini bilirler, bu konulara ağırlık versinler, köylüye yol göstersinler, bu millî meseledir.

Veterinerler, köyleri dolaşıp; hangi ırk hayvanın, hangi yöntemle daha fazla süt ve et vereceğini köylüye anlatsınlar.

Devlet köylüye yardım yapmalı, yoksul kesime maaş verip, masraflarına yardım edip, tarıma destek olmalıdır.

Büyük şehirleri kimisi pek de kullanılmayan otoyollar, viyadükler, köprülerle doldurmaktan daha önemlidir, ülke tarımını geliştirmek.

O bomboş topraklar işlenmeli, Anadolu ayağa kalkmalı.

Senegalli gençler çay toplamak için Karadeniz’e gitmekteler.

Bizim büyük şehrin gençleri de, okul tatillerinde bedelsiz ya da küçük bir ücretle ülke kalkınması için gelip tarıma destek vermelidirler.

Tutun ki tarım, hobiniz olsun.

STK’lar bu konuya öncülük edin.

Hani Afrika ülkelerine gidip oranın çocuklarına yardım için bir aylık yemek yapma, temizlik yapma, pirinç tarlalarında çalışma projelerine bayılan gençler, lütfen Anadolu’ ya geçin.

Hayvancılığa, tarıma destek verin.

Tarlaları ekin, biçin, hayvanlara bakın.

Çanlar bizim için çalmakta, tehlikeyi haber vermekte.

Bir an önce duyun.

Bu projeleri başlatın ben de aranızda olurum, yemeklerinizi yaparım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Hayati Otyakmaz - Çok kıymetli yazarımız Mine Alpay Gün Hanımefendi!

Son iki makalenizde bendenizin memleketi Yozgat'ı ve İç Anadolu Bölgemizi kaleme aldınız.. Her zamanki yazılarınız gibi çok muhteşem.. Edebî bir dille memleketimizin güzelliklerini ve acı gerçeklerini dile getirdiniz..

Sizi en derin kalbî muhabbetlerimle yürekten tebrik ediyorum.

Allah (c.c.), sizden ve tüm sevenlerinizden razı olsun.

Allah (c.c.), size, diğer yazarlarımıza ve tüm okurlarımıza hayırlı ve uzun ömürler ihsan eylesin (âmin)!

Selâm ve dua ile hayırlı ve başarılı çalışmalarınızın devamını Yüce Mevlâ'dan niyaz ederim.

Hayati Otyakmaz

-Şair-Yazar-Araştırmacı-

*****

ÇOCUKLUĞUM

Anadolu’da bir köyde

Geçti benim çocukluğum

Hatırlayıp âh eylerim

Ne güzeldi çocukluğum

Coşkun çayın kenarında

Şirin bir evimiz vardı

Oyunlara başlayınca

Sanki dünya bana dardı

Ben söylerdim türküler

Dağlar, vadiler dinlerdi

Bağ-bahçeleri süsleyen

Lâle, sümbül ve güllerdi

Bazen çemberler çevirir

Bazen saklambaç oynardık

Tozlu-topraklı yollarda

Hep gönlümüzce koşardık

Uzardı Kış geceleri

Dolardı köy odaları

Çocuklara söylenirdi

Dede Korkut Masalları

Nerede o çocukluğum

Ahşap evim, pınar suyum

Hiçbir zaman unutamam

Bir rüyaydı çocukluğum.

Hayati OTYAKMAZ

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 30 Mayıs 14:45


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?