Reklamı Kapat

Sürekli Döngü

Devletin meşruiyet kaynağının halkın değer yargılarından meydana gelmesi ideal düzenin varolması için bir zorunluluk. İdeal düzenin oluşması için halkın değer yargılarının değişmezliği ön şart. Değerleri aşınmış halkın değerlerinin istenilen düzeye çıkarılması devletin temel koşullarından. Devlet, halk ve düzen birbiriyle sürekli bir şekilde derin ilişki içindedir. Devleti oluşturan halk, halkı oluşturan düzen, düzeni oluşturan değer. Bir diğer şekilde şöyle söyleyebiliriz; halkı oluşturan devlet, düzeni oluşturan halk, değeri oluşturan düzendir. Halksız bir devlet düşünülemez. Değersiz yani herhangi bir insani değer taşımayan bir halk düşünülemez. Düzensiz yani yönetimsel olarak otorite (veya iktidar) olmamış bir değer düşünülemez. Her halk devlet kuramaz ama devlet kuran bir halk mutlaka bir değer taşıyordur. Bazı devletler halkın değeriyle var olurken bazı devletler de halka değer dayatması yapmıştır. Bir yerde dayatma varsa orada despotluk var demektir. Bazı devletler de halkın değer yargılarıyla var olurken o değer yargılarını derinleştirerek bir üst düzeye taşıma gayesiyle halkın değerlerini yine o değerlerin ideal olanına yaklaştırma amacıyla halka telakki yolunu göstermiştir. Devletin halka gösterdiği telakki sistemleştirildiği zaman olağan bir şekilde kabul görmüştür. Hatta kabul görmekten öte gönülden istenerek yeni yollarla örneklik ortaya konulmuştur. Örneğin Osmanlı’da olduğu gibi.

Türkiye devlet olarak halkın değerleriyle kuruluyor gibi -ama sadece gibi- kurulmuş, kuruluşundan kısa bir süre sonra halkın değerlerini değil de Osmanlı’yı yıkanların değerlerini halka dayatma yoluna gitmiştir. Her türlü dayatmada sonuç olarak ortaya çıktığı gibi halk bu dayatmadan korksa ve sinse de kendi değerlerini unutmamıştır. Halk kendi değerlerini unutmamakla birlikte değerlerine inanma ve yaşama şeklinde bir aşınma zamanla meydana gelmiştir. Halkın aşınamamış değerlerine inanan aynı zamanda o değerleri devletin meşruiyet kaynağı ve düzenin kendisi yapacağına güvenilen kimseler yönetime getirilmeye çalışılmıştır, halk tarafından. Ülkemizde halkın aşınmamış değerlerinin devletin meşruiyetini ve düzenini oluşturması çabasının bugüne kadar başarılı olmadığı bir gerçek. Bu gerçeğin sürekli iktidarda kalmak için her dönem farklı bir düşman yaratma açısı, halkın aşınmamış değerlerine inanılmadığının ve aşınamamış değerlerin devletin meşruiyet kaynağı haline getirmek gibi bir gayenin olmadığının göstergesi. Bu gösterge, iktidarın meşruiyetini düşman yaratma üzerine kurduğunu kanıtlıyor. İktidarın kurucu iktidar değil de kurulmuş iktidar olması, düşman yaratma çabasında sürekli bir döngüye sebep oluyor. Türkiye’de kurucu iktidar Türkiye’yi kuranlardır. Diğer iktidarlar hep kurulmuş iktidarlardır. İktidarın kurucu iktidar olmasının temel şartı savaşla birlikte halkın aşınmamış değerlerini devletin meşruiyet kaynağı haline getirmesidir. Bu ise her dönem farklı bir düşman yaratarak olmaz. Olmasının mümkünü yok.

Her dönem farklı bir düşman yaratmak, sürekli iktidarda kalma isteğinin sonucudur. Bu istek halkın aşınmaz değerleriyle bağdaşmıyor. Çünkü dün birlikte olunan bir topluluk bugün düşman, dün düşman olunan bir toplulukla bugün birlikte, bugün birlikte olunan yarın düşman böyle böyle halkın da devletin de bir işine yaramayacağı bir döngü oluşuyor. Sadece kişisel çıkarlar için sürekli iktidar kalma yolu olarak düşman yaratmak, değişmez değer diye bir olgu bırakmıyor ortada. Örneklersek, Ergenekon davasından müebbet alanlar müebbedi bırakalım beş yıl yatmadan çıkarıldı ve dost olundu, daha önce dost olunan toplulukla şuan düşman olundu, dün birlikte olunan kişiler şuan mafya olarak anlatılıyor. Hangi değerler uğruna birliktelik vardı hangi değerler uğruna ayrılık oluştu; ortada bir değer yok! Tek değer sürekli iktidarda kalmak! İktidara yakınlaşan ya da iktidarın yakınlaştığı her topluluk bir müddet sonra öğütülüyor. Devlet olgusunun ilk intibaı yaşatmadır, iktidar devletleşecekse yaşatmayı sağlamalı. Sürekli düşman yaratmak sürekli öldürmektir.

Döngü devam ettikçe ülkemizde bir adım ilerleme olmaz!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Hamdi - Ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak için seçim kanunları dahil her türlü fırıldağı çevirenler ve her yolu mübah görenler fetönün taktiklerini uygulamış olmuyorlar mı?.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Mayıs 09:38


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?