Reklamı Kapat

Mescid-i Aksa kırmızı çizgimizdir

İşgalci Siyonist askerlerin, savunmasız bir kız çocuğunu yerlerde sürüklerken aldıkları hazzı görünce başımı avuçlarımın içine aldım ve bu günlere nasıl geldiğimizi düşündüm. Eğer Kudüs ve Filistin esarete maruz kalmış ve bu kutsal beldede Müslümanların onuru ayaklar altına alınmışsa dünyanın bütün servetini avuçlarımızın içine koysalar dahi ne önemi olabilir ki? Kudüs’ü savunmak gerçek bağımsızlığı savunmaktır der merhum Nuri Pakdil. İslam dünyasının bağımsızlığı ancak Kudüs’ün esaretten kurtulması ile mümkün olabilir.

Filistinli Müslümanların “Nekbe” (Büyük Felaket) günü olarak ilan ettikleri o karanlık günden beri bölgede şiddet ve saldırılar hiç bitmedi ve her şey kör dünyanın gözleri önünde gerçekleşti.

Samanın altından sinsice ilerleyen bir yılan gibi büyüdü Siyonist tehlike. 1917 tarihinde İngilizler Filistin topraklarına adım attıklarında nüfusun büyük çoğunluğu Müslüman ve Hıristiyanlardan oluşuyordu ancak İngilizlerin teşvikiyle gerçekleşen Yahudi göçleri ile bu sayı 1948’lere gelindiğinde büyük bir orana ulaştı. BM’nin 29 Kasım 1947 tarihinde hazırladığı plan dâhilinde Filistin topraklarının %55 Yahudilere %45 ise Müslümanlara verildi. Filistinli Müslümanlar bu karara şiddetle karşı çıktılar ancak çıban yerleşmişti, engel olamadılar.

İngilizler Siyonist ideoloji için her türlü alt yapıyı hazırladıktan sonra bölgeden çekildiler. Bölgeye tamamen yerleşen ırkçı zihniyet ise şiddet kullanarak topraklarını genişletmeye ve nüfuzunu artırmaya devam etti. 14 Mayıs 1948 tarihinde işgalci İsrail dış destekçilerinden de cesaret alarak devletleştiğini ilan etti. Ne acıdır ki, bir yıl sonra 28 Mart 1949’da Türkiye İsrail’i devlet olarak tanıyan tek Müslüman ülke olarak tarihe geçti, bugün bu kara lekeyi ancak Filistinlinin yanında istikrarlı bir şekilde yer alarak silebiliriz.

Filistinli kardeşlerimizin başına yılan gibi çöreklenen işgalciler bölgede şiddet ve nefret üretmeye devam ettiler. Bugün dünyada yaklaşık 6 milyon Filistinli mülteci kamplarında ağır yaşam koşulları altında yaşıyor. Binlerce genç, kadın ve çocuk katledildi, onlarca insan İsrail zindanlarında tutuluyor. Şu bir gerçek ki; eğer Mescid-i Aksa esir ise bütün Müslümanlar esirdir, Mescid-i Aksa özgürse İslam âlemi de özgürdür.

Ve… Şafak söküyor… Filistin semalarından yükselen o sesler, çırpınan kanatlar özgürlüğün ayak sesleridir… Duamız Filistin’in Mescid-i Aksa’nın ve Müslümanların özgürlüğü içindir. Duamız İslam’ın bütün dünyaya hâkim olması içindir… Nitekim İslam’ın sancağını semaya kaldırdığımız gün dünya hak ve adaletle ve gerçek sevgi ile tanışacaktır, bütün çabamız bunun içindir. O gün Filistinli çocukların uçurtmalarını özgürce uçurtup, kendi şarkılarını söyledikleri gün olacaktır. Ve o gün çok yakındır.

BİR SÖZ

“Tuksak Kudüs’e borcumuz, Kudüs’ü savunmak ve özgürlüğüne kavuşturmaktır.” (Nuri Pakdil)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Nurettin Gedikoğlu - Kardeşim bir İslam ümmeti zulüm altında inlerken diğer ümmet sessiz kalıyor daha vahimi sessiz kalarak destek oluyor en vahimi aşikar destek oluyor aynı gemideyiz gemi batarsa Allah esirgesin halimiz nice olur Rabbime emanet olun

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Mayıs 09:22


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?