Kurtlar dumanlı havayı severmiş

Dilimizde pek çok olayı öz bir şekilde değerlendirmek için kullanılan, “Kurt dumanlı havayı sever” diye bir atasözü vardır. Atasözleri ve deyimler uzun tecrübelerden sonra ortaya çıkmış, meramımızı derinlemesine ama öz bir biçimde nitelendirmelerdir. Ülkelerde de bir takım çevreler ve kesimler bir takım planları hayata geçirmek için öncelikli olarak toplumun kafasını karıştırmaya, bir takım hamlelerle toplumu karamsarlığa sürüklemenin adımını atarlar. Bu çevreler sükûnetten hoşlanmazlar. Her şeyin bir bilinmezliğin arkasına saklanmasını isterler. Bu girişten sonra bugünün 27 Mayıs darbesinin yıldönümü olduğunu hatırlatmak ve 61 sene öncesine zihinsel bir yolculuk yapmak istiyorum.

27 Mayıs 1960 darbesi hayatımda 18 yaşında yaşadığım ilk darbedir. Darbe öncesi ülkemizin içine sürüklendiği karmaşanın bir darbe hazırlığı olduğunu doğrusu önceden kestirememiştim. Ancak, bugün geriye dönüp baktığımda farklı olaylarla benzer bir hava oluşturulmaya çalışıldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Söz gelimi o günlerde üniversite öğrencileri meydanlarda gösteriler yapmaktan okullarını unutmuşlardı. Şimdiler ise salgın sebebiyle öğrencilerimiz okullarına gidemez oldular. Darbe öncesi eylemler birbirini takip ediyor, bir takım çatışmalar oluyordu. Olay sadece bundan da ibaret değildi. Olaylarda yer alan bazı öğrencilerin tutuklandığı, bir kısmının çatışmada hayatını kaybettiği, hatta bir adım daha ileri gidilerek iktidarın gösterici öğrencilerden bazılarını kıyma makinelerinde çekerek yok ettiği iddiaları medyada yer alıyor, medyada yer almayan söylentiler ise kulaktan kulağa fısıltı yoluyla yaygınlaştırılıyordu. Bugünün sanal medyasının görevini o günlerde fısıltı gazetesi yerine getiriyordu. O günlerde de siyasette tam bir ayrışma, bir diğer ifadeyle kamplaşma söz konusu idi, bugün de benzer bir durum yaşanıyor. O günün şartlarında asker öğrenciler de üniversite öğrencileri ile birlikte meydana salınıyordu. Bugün çok şükür meydanlarda öğrenciler yok. Gerçi yakın geçmişte öğrenciler meydana salınıp istenen karmaşa ortamı sağlanmaya çalışıldı.

O günlerde de ekonomi giderek bozuluyor, insanımız ciddi sıkıntılara düşmüştü. Bugün de gazetelere yansıyan haberlere baktığımızda. Neredeyse nüfusumuzun yarısına yakını 34.5 milyon kişinin 899 milyar borcu olduğu belirtiliyor. Yani toplumun yarısı borçla hayatını sürdürmeye çalışıyor. Ne var ki, düşük faizli de olsa alınmış kredilerin vadesi geldiğinde büyük bir çoğunluğunun ödenemediği düşünülürse ciddi bir ekonomik sıkıntının söz konusu olduğu, bu sıkıntıyı yaşayan insanlarımızın provoke edilmesinin kolaylaştığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Bu arada salgın sebebiyle esnafımızı içine düştüğü sıkıntıdan kurtarmak için düşük faizli kredilerin yanında karşılıksız destekler de bütçeyi zorlamaya başlamış, bu sebeple de akaryakıta yüzde 10’u aşan zamlar yapılmış, böylece verilmeye çalışılan karşılıksız destekler karşılanmaya çalışılmaktadır. Bu arada yine medyaya yansıyan haberlere göre sorunlu krediler 535 milyar lirayı aşmış durumda. Çünkü salgın sebebiyle işlerini kaybeden çalışanlar ve küçük esnaf aldığı kredinin taksitini ödeme zamanı geldiğinde ister istemez sıkıntı daha da artacaktır. Kısacası, ülkemiz her bakımdan sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Bunun sorumlusunu arama peşinde değilim. Bu dönemden çıkış için de toplumsal birlikteliğe ihtiyaç var. Ancak, dumanlı ve karmaşık havayı seven bir takım çevreler bu birlikteliğin oluşmasını nedense istemiyor, kafa karıştırmayı sürdürmek ve daha da artırmak için yeni senaryolar gündeme sürülüyor.

Demek istediğim o ki, bizim yaşlarda olanların bıkıp usandığı benzer senaryolar sanki tekrarlanıyor görüntüsü insanı rahatsız ediyor. Bu sıkıntılı günlerden bir an evvel refaha çıkmak için hep birlikte hareket etmek gerekiyor. Kendi aramızdaki sorunların hesabını sormanın ileriye ertelenmesinde yarar var. Çünkü kurtlara meydanı bırakmanın faturasını hep birlikte ödemek durumda kalırız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?