Reklamı Kapat

Aşının Aşırı Gerekliği

Mutlaka şimdiye kadar bir aşı gerekir diye düşünenler olmuştur. Zira yıllardır o ülke senin bu ülke benim demeden ne kadar komşu varsa onları tezikkin eden, sırasında topraklarına giren, iç çatışmalarını körükleyen ruh halinize bir başka çare görünmemektedir. Öyle ki devlet düzeyinde bir görüşme ayarlandığında ayarsız konuşmalarınızı, gönülsüz de olsa misafir mahiyetinde görüşmeye iştirak eden devlet temsilcilerine fütursuzca çemkirmenizi, hadsiz davranıp had bildirdiğinizi zannetmenizi önleyecek bir başka unsur kalmamıştır. Belki duçar olduğunuz virüsler için değil ama mutlak manada aşı türünden aklı başa, vicdanı izana sığdıracak türden etkisi olan bir şey gereklidir.

Başka birçok açıdan da aşı gereklidir. Aşılanmalısınız ki insana, hayvana, doğaya, nebata ve cümle mahlûkata verdiğiniz zarar bir nebze durdurulabilsin. Gölünden akarsu havzasına, deresine, tepesine, ormanına varıncaya kadar topyekûn talan alanınızı oluşturan memleket, bu kudurgan tutumunuza karşı rahat bir nefes alabilsin. Muhtemelen gördüğünüz alandaki insanları aşılarız diye vaat ettiğiniz turistler, memleketin çoktan talan ettiğiniz güzellikleri için gelmek, görmek isteyeceklerdir. Yani asfalt döktüğünüz ormanlar, betona boğduğunuz tarihsel mekânlar, maden aramak için peşkeş çekip kuruttuğunuz dereler, ovalar, yaylalar için… Kıyılarını santim santim gasp edip bilmem kaç yıldızlı ve hatta hilalli yıldızlı oteller diktirdiğiniz denizler için…

Hasankeyf çok turistik bir yerdir mesela. Herhalde rica minnet getirdiğiniz turistler bir daha insan yahut hayvan, bitki bile göremeyecekleri bu yeni, sevimli, modern tarih alanınıza ayak basmak istemeyecektir. Hâlbuki sizler oraları ne güzel insandan da cümle mahlûkattan da arındırmış, üstüne köprü projesi falan çiziktirmiştiniz. Ortada ne Hasan bıraktınız ne keyif… O kadar uğraşla suyunu kurutamadığınız Salda Gölü’nü, peşkeş çektiğiniz Karadeniz yaylalarını, delik deşik ettiğiniz dağları, asfalt döktüğünüz ovaları değil turistin, yerli halktan herhangi birinin bile görmemesini sağlarsınız. Nihayet bu insanlar, dünyanın dört bir yanında salgın diye hastalık diye vaveyla kopardığınız yeni propaganda aracınızı yutmuş, hazmetmiş; ama karşısında yükselen itirazları, yapılan eylemleri, isyanları görmemiş, duymamış, bilmemiştir. Ülke içinde dahi olan bitenden sadece sizin gösterdiğiniz kadarını görür, üstelemez. Marketlerde şerit çekilen reyonları, yasakları, yasaklananları görür, itiraz etmez. Demek getirdiğiniz turist, kasiyerlere turist olduğunu ibraz etmek zorundadır ki marketlerden, dükkânlardan halka yasaklanan mamulleri satın alabilsin. Yoksa Ege’de, Akdeniz’de paket hizmet kabilinden bir otele tıkıştırdığınız insanları, hiç sokağa salmadan tutmayı mı kurgulamıştınız?

Turist dediğiniz insanların alayının sosyolog olduğunu ve insanları incelemek için geleceğini düşünmüş olabilirsiniz. Eğer öyleyse sosyal yapılar buralarda hapis yatanlar ve onları bekleyen akrabalar şeklinde görünmez mi? Onları itibar edindirdiği zannıyla halkın ekmeğinden kırpıp tırtıklayarak inşa ettirdiğiniz saraylarda ağırlamayı herhalde düşünmemişsinizdir. Lütfedip gelen turistler memleketin neredeyse yarısını yaptırmakla övündüğünüz hapislere, diğer yarısını evlerine tıktığınızı yerinde müşahede etmek ve akademik bağlamda saptamalarını sağlamlaştırmaktan başka ne görebilir? Bir şekilde halkın arasına karışmak zorunda olanlar, gerçek yüzünüzü görmekte hiç de zorlanmayacaklardır. Memleketin en iyi karpuzlarının yetiştiği Diyarbakır’a yolu düşerse orada karpuzun dilimle satıldığını, peynirin envai çeşidinin üretildiği herhangi bir ücraya yolu düşerse peynirin, domatesin ve dahi bin türlü ürünün kilo ile değil parça parça satıldığını görecektir. Sonra yokluğun pençesinde kıvranan insanları, işsizleri, taşeron işçileri, emeğinin karşılığını alamayanları, KHK’lıları, yaftalıları, anne-babası hapse tıkılıp kendisi mecburi bir yetimliğe sürüklenen çocukları görmesi beklenemez. Ama kapatılan ve iflas edebilmesi için bütün şartlar oluşturulan dükkânları, esnafları, satılık kiralık batık işyerlerini görmesi umulur. Ve onlar dahi aşılanması gerekenin muhatap olabilecekleri halktan insanlar değil, sizler olduğunu rahatlıkla fark edecektir.

Bir yandan aşı nerede diye soruşturanlara rastlanır. Onlar aşının kimin için ve ne için gerekli olduğunu, daha doğrusu kimlerin neye karşı aşılanması gerektiğini henüz fark edememiştir. Ama kaçarı yok, er ya da geç aşılanacağınızı bilmeniz gerekir. Zira bu kadar zararın, talanın, yalanın bir yerinden dönülecektir. Bir anda her şeye sünger çekip ansızın iyi insanlar olamayacağınıza göre mutlaka aşılanmanız gerekir. Sevinmelisiniz, çünkü nihayetinde korumasız, güvenliksiz, önlemsiz, insan içine çıkabilirsiniz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?