Reklamı Kapat

Necip Fazıl ve Akif

1904’ün 26 Mayıs’ında doğup 1983’ün 25 Mayıs’ında bu dünyaya veda etti. Yunus Emre, Niyazi Mısri ve Eşrefoğlu Rumi’yi bir kenarda tutarsak şiirin tadına ilk onunla ulaştım diyebilirim. Akif’in şiirinde soylu bir öfke, gür bir seda buldum. Bu soylu öfke ve gür seda ile Necip Fazıl şiirinde gürül gürül akan coşku, lirizm ve metafizik duyarlığı buluşturarak iki şairin yüreğini bir noktada uzlaştırmaya çalıştım. Birini diğeri ile telif ettim. Akif’in şiirlerini okuyarak yaşadığım zamanın muhasebesine yönelirken, Necip Fazıl şiirleriyle kendimi evden dışarı atarak meydanlara fırladım. İkisini de dertlerime ve kaygılarıma yakın buldum. İkisinde de ümidimi tazeledim. Ömrümün dört yol ağzında yürürken önüme çıkan iki şairi de içimde birbiriyle barıştırdım. Akif daha çok camilerin Necip Fazıl ise salonların kürsüsünden yazdıkları şiirin gereğini yerine getirmeye çalıştı. Yakın dönem şiirimiz bu iki şairimizin açtığı iki mecradan yürüyerek bugünlere gelmiştir. Mehmet Akif şiirinin düşünsel iklimini devam ettirenlerle Necip Fazıl şiirinin fikri temellerini sürdürenler iki koldan aynı noktada birleşmektedir. Her iki şairimize de rahmet olsun.

GÜLME BİÇİMLERİ

Uzun süre mizahı terk eden gülmeyi unutur. Gülmeyi unutan, müsamahaya doğru giden yolları tıkamıştır. Mizah eğitim, siyaset ve insan ilişkilerinden çekildiğinde topluma herkesin herkesi yanlış anlamaya kodlandığı bir süreç egemen olacaktır. Gülmek kolektif bir refleks haline geldiğinde toplumun gerilen çehresi çözülüp yumuşayacaktır. Bir toplum birlikte gülmüyorsa gülme eylemi herkesin yekdiğerine karşı kullandığı pasifize etme, moral bozma aygıtı haline gelecektir.

Dostoyevski “gülmek” üzerine yazdığı bir psikolojik gözlemde şöyle söylüyor:

“İyi gülebilmek için her şeyden önce içli biri olmak gerekir. İnsanlarda içlilik nerede? Gülüş hırsla karıştırılmaz, insanlarsa çoğu zaman hırslarından gülerler. İçten gelen, hırsla karışmayan gülüş, neşe demektir, zamanımızın insanlarında neşe nerede, hem insanlar neşelenmesini biliyorlar mı? Bir insanının karakterini uzun zaman anlayamazsınız, ama karşımızdaki bir gün içten gülüşle gülüverse onun bütün karakterini, ayna gibi görürsünüz.”

Gülmek güldüğü zaman kendini olduğu gibi ortaya koyar. İç atmosferini, etkileşimini ve tepkisini hiç saklamadan açığa vurur. İnsanlar gibi toplumlar da güldükleri zaman anlaşılırlar. Gülmek, ama sahici gülmek maskeyi çıkarmaktır. Gülmekten sakınan kişi çehresini yanlış bir yere asmış gibidir. Yüzünde ciddiyet gibi görünen şey somurtan bir soru işaretinden başka bir şey değildir.

Sokağa çıktığında yüzünde kahkahaların söndüğü, gülücüklerin donup kaldığı insanları görüyorsanız bilin ki sosyolojik anlamda bir zemheri yaşanıyordur. Mizah yazarları, güldürü ustaları toplumun gıdıklanan taraflarını yeniden keşfedip insanları harekete geçirmelidir. Gülmek harekete geçmektir. İsmet Özel’in “Surat Asmak Hakkımız” ifadesini iyi anlayabilmenin yolu bile oradan yani gülmekten geçiyor. Zira surat asmak bir açan gülün solması ya da dalından koparılması gibi çehrelerin muhatabın anladığı dile avdet etmesi demektir.

Gülmeyen öğretmen içinde kaskatı bir şey saklıyordur. Gülmeyen imam ağlamanın ve hüznün ülkesine hiç uğramamış sayılır. Gülmeyen siyasetçi bütün nükte ve latifelerini yutup midesine indirmiş ve bu yüzden hazımsızlık sorunu çekiyordur. Gülmeyen şair artistlik yapıyordur. Yüzünde bilinmez bir şairin ezberini taşıyordur. Gülmeyen toplum gülmeyen talih gibidir, cenaze kalktığı halde cenaze evinden ayrılmak aklına gelmez.

Gülmek çehreden dudaklara doğru yürüyen bir duadır. Kahkaha bu duanın insanın suratında infilak etmiş halidir. Geçen insan, geçen zaman ve giden misafire bu yüzden o en veciz ve en muhtasar ifadeyle dua ederiz: Güle güle!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Hayati Otyakmaz - "İNNÂ LİLLÂHİ VE İNNÂ İLEYHİ RÂCİÛN."

ÜLKEMİZİN MANEVÎ DEĞERLERİNDEN, ÖMRÜ ÇİLE VE HÜZÜNLE GEÇMİŞ BÜYÜK ŞAİR VE YAZAR NECİP FAZIL (RAHMETULLÂHİ ALEYH) ÜSTADIMIZI VEFATININ 38. SENE-İ DEVRİYESİNDE RAHMET, MİNNET ŞÜKRAN VE BÜYÜK BİR ÖZLEM VE HASRETLE YÂD EDİYORUZ!

ALLAH TEÂLÂ RAHMET EYLESİN, YATTIĞI YER NURLA DOLSUN, MAKAMI CENNET OLSUN (ÂMİN)!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Mayıs 14:01
01

Yaşar Akgül - Teşekkürler kardeşim..gönlünüze sağlık..selamlar olsun...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Mayıs 13:16


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?