Hocaların Hocası Ali Yakup Cenkçiler Hoca – 1

“Hocaların Hocası” unvanını hak eden hocalarımızdan biri de Ali Yakup Cenkçiler Hocamızdır, Mayıs ayının son günlerinde (22 Mayıs 1988) vefat etmiştir; kendisini analım…

Millî Gazete Yazarı Şakir Tarım arkadaşımız, geçen gün (22 Mayıs) “İlim Deryası Ali Yakup Cenkçiler” başlıklı yazısıyla kendisini andı; biz de anmaya devam edelim…

Mehmet Emi Saraç Hocamız geçen Şubat ayında vefat etti. Emin Hocamızın vefatı sonrasında “Âlim, âlem, ölüm ve M. Emin Saraç Hocamız” başlıklı birkaç yazı (5 yazı) yazdım. Birinci yazımda, kendisinin de özellikle Mısır’da Ezher Üniversitesi yıllarında ve sonrasında en yakın arkadaşı olan “Hocaların Hocası” olarak da anılan Ali Yakup Hocamız ile 1986 yılında beni nasıl tanıştırdığını ve sonraki gelişmeleri de yazdım...

O yazılar, küçük yaşlarından itibaren, Ali Yakup Hocamızın en yakın talebelerinden olan Mustafa Atalar ve onun geçen yıl yayımlanan “Hocamla Yıllarım / Ali Yakup Cenkciler’in İlim ve Fikir Dünyası” hacimli kitaplarıyla tanışmama vesile oldu…

“Hacimli kitaplar” dedim; dememin sebebi var...

Şimdilik her biri 600 sayfa olan kitapların sadece iki cildi yayımlandı...

Mustafa Atalar bunların devamı olan ciltleri de yayına hazırlamaya devam ediyor…

“Hocaların Hocası” Ali Yakup Cenkçiler Hocamız Mayıs ayı sonlarında vefat ettiğine göre; bu haftaya “Hocaların Hocası Ali Yakup Hocayı Anma Haftası” diyelim…

Böyle dedikten sonra da onu anmaya başlayalım ve bu anmayı da bu sefer Mustafa Atalar’ın “Hocamla Yıllarım / Ali Yakup Cenkciler’in İlim ve Fikir Dünyası” başlıklı kitaplarının birinci cildinde yazdıklarından yararlanarak yapalım…

Ve okumaya başlayalım…

“Merhum Ali Yakup Cenkciler Hoca da bizim, adı, sanı, yaptıkları ve yapmak istedikleri herkes tarafından fazlaca duyulmamış, bilinmemiş kültür mimarlarımızdan, meçhul, gizli ama gerçek kahramanlarımızdan biridir.

1913 yılında Kosova eyaletinin Gilan kasabasında başlayan 75 yıllık ömrünün 23 yılı Balkanlar’da, 21 yılı Mısır’da, geri kalan 31 yılı da Türkiye’de geçmiştir.

İlmi, irfanı, binlerce defa hayran olunmaya ve gıpta edilmeye değer; ahlâk ve fazileti, takvası, müstesna tevazuu, Allah vergisi özellikleriyle kendisinden başka hiç kimseye benzetilemeyecek, yeri doldurulamaz çok farklı, nâdir, nâdide ve tek nüsha örnek bir şahsiyetti.

Milletimizin en çok ihtiyaç duyduğu, en önemli alanlarda kendi kendisini yetiştirmiş üstün nitelikli zirve bir entelektüeldi. Balkan topraklarında tohum çatlatıp kök salmış; Mısır’da Osmanlı bakiyesi müstesna âlimlerin füyuzâtıyla büyüyüp gelişmiş; dallarını Türkiye’de ilim, irfan, fikir, düşünce, tarih, kültür ve sanat, aksiyon semalarımıza uzatıp her yöne dal budak salmış ulu bir çınar, müstesna ve âbide şahsiyetlerimizden biriydi. Yahya Kemal Beyatlı ve Süleyman Nazif’in, İbnü’l-Emin Mahmut Kemal İnal’ı tanıtmak için birer mısraını söyledikleri; “Hezâr gıpta o devr-i kadîm efendisine!” (Yahya Kemal Beyatlı) ve “Ne kendi kimseye benzer, ne kimse kendisine!” (Süleyman Nazif) beytinde belirttikleri gibi, eskilerin tâbiriyle ‘nev-i şahsına münhasır’, Doğu’yu ve Batı’yı çok iyi bilen, nitelikli Osmanlı ulemasının en son temsilcilerinden biri; çok zarif, tam bir Osmanlı beyefendisiydi. Onun gibi, daha doğrusu onun istediği gibi zirve bir entelektüeli yetiştirebilecek bir eğitim kurumu, Mısır’da ve ülkemizde bulunmadığı gibi, dünyanın hiçbir yerinde de yoktur. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde onun bildiklerini, öğrendiklerini öğretecek hiçbir okul, mektep medrese, eğitim kurumu bulunmadığı gibi; onun okuduğu, okumak istediği ilim, irfan ve kültür; dünyadaki hiçbir okulun ve üniversitenin müfredatında yer almamaktadır. Bu yüzden de o, pek çok eğitim kurumuna ve üniversiteye devam etmesine, buralardan diplomalar almasına rağmen, bunlarla yetinmemişti. Normal okul hayatının ve okulların, kendisinin gerçek anlamda eğitimine ve yetişmesine karışmasına ve engel olmasına asla izin, imkân ve fırsat vermemişti. Esas öğrenmesi gereken şeyleri okullarda değil, kendi kendisine, kendi çaba ve gayretiyle öğrenmiş, dolayısıyla kendi kendisini yetiştirmiş zirve bir entelektüeldi.” (DEVAMI VAR)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

Yerli Görüş - Allah razı olsun ,Hocam güzel makaleler kaleme alıyorsunuz sağolun

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Mayıs 17:31
02

Abdurrahman Serdar - Yanliş haber almadı isem, ilim deryası, zeka küpü nadir şahsiyetlerden SÜLEYMAN KARAGÜLLE abi VEFAT etmiştir. Allah halisane Gayret-i Diniyesi Hürmetine - bazılarınca hatası olsa da - Rahmetini ESİRGEMİYE.

Rahmetli çankayadaki mekanda ve Hisar Camiinde yaptığı çalışmalarla tefsir ve fıkıh

çalışmaları ile bana ilk ışık tutanlardan olmuştu. Halkasında, hemen hemen hepsi rahmet-i Rahmana kavuşmuş güzel bir dost

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 25 Mayıs 12:42
01

Hocalara Geldik - hocaların, hocasının hocası kim peki; onu da öğrenelim. Üç bininci medeniyet yılına hep birlikte gitelim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Mayıs 06:06


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?