Siyaset ve güven arasındaki bağ

Koronavirüs salgını ile birlikte devletler tartışmaların merkezine oturmuş, hatta doğrudan hedef olmuşlardı. Salgınla oluşan ekonomik zorlukların baskı altına aldığı geniş halk kesimleri küçülen ekonomik göstergelerin ilk mağdurları olunca, gelecek kaygısından ziyade günü kurtarma gayretleri daha fazla öne çıkmıştı. Bu süreci değerlendiren bazı akademisyenler devletlerden talebin de devletlere olan eleştirel bakışın da pandemi nedeniyle zirve yapacağını öngörmüşlerdi. Bu tespitin yerinde olduğu gerçeği geçen süre zarfında daha net olarak ortaya çıktı. Gelişmiş ülkeler ekonomik kaynaklarını vatandaşlarının istifadesine sunarak sorunları minimize etmeyi başardılar. Ancak Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin bu süreci olması gerektiği gibi yönettiklerini söylemek çok mümkün değil. Bunun elbette birçok nedeni var ama en başta geleni siyaset kurumuna olan güvenin son yıllarda hızla düşmüş olmasıdır.

Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile uçuşa geçeceğine dair bütün beklentilerin hevesleri kursaklarda bıraktığını söylemek lazım. Hatta tartışmaların çok alevli olduğu o günlerde mevcut haliyle sistem değişikliğini savunmak için insanüstü gayret gösterenlerin içinde dahi hayal kırıklıklarının bir hayli artış gösterdiği bugün açıkça gözlemleniyor.

Peki, Türkiye bu sorunları nasıl aşabilir? Nasıl olur da sıkıntıların üstesinden gelebilir? Aslında öyle çok büyük ve uzun cümleler kurmaya gerek yok. Bunun çok kısa bir cevabı var; güven. Güveni tesis edecek olan ise iktidarların adalet kurumuna bakışları ve onunla olan ilişkileridir. Adalet bu noktada güveni tesis etmek için olmazsa olmazdır. Herkesin adaleti kendine göre yorumlaması ve ona göre çıkarımlara başvurması güven tesisinin önündeki en büyük bariyerdir. Bugün genel olarak siyasete olan inanç konusunda problemler öne çıkmaya başlamıştır. Siyasetin sorunların üstesinden geleceğine dair umutlar artık körelmeye yüz tutmuştur. Aslında bu durum çok tehlikeli bir süreci işaret eder. Siyasete olan güvensizlik, en başta adaletsizliklerle desteklenirse bu durumda toplum bir kısır döngü içine girmiş hissiyatına kapılır. Böylesi bir atmosfer dışarıdan müdahalelere daha açık bir manzara ortaya çıkarır. Eleştirileri dinlemeye tahammülü olmasa da bugün bu sorunları gidermesi gereken en başta iktidardır. Tabii olarak muhalefet partilerinin de üzerlerine düşen sorumluluklar vardır. Bu gerçeği görmek, vatandaşın siyasete olan bakışını onarmak bir ülkenin geleceği için hele de bu ortamda reddedilemez bir koşuldur. Kim siyaset kurumunun hukukunu korumazsa en başta kendi ayağına sıkar. Hiç kimse kısa vadeli maddi-manevi kazanımların heyecanına kapılmamalıdır. Bununla birlikte hiç kimse milletin evlatları arasına kin, nefret ve nifak tohumları ekmekten siyasi çıkar beklememelidir.  Siyasete olan güveni korumak, kollamak bu devletin, bu milletin hukukunu korumak demektir. Bunları ikincil görenlerin bu ülkeye verebilecekleri bir şey de kalmamış sonucu ortaya çıkar. Siyasete olan güveni onarmak, gerekirse inşa etmek hayati bir meseledir. Sen, ben, o hepimiz aynaya bakmalı ve güvensizliğin yıkıcılığını ortadan kaldıracak bir dil, üslup ve yaklaşımla hareket etmeliyiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?