Yol Yürüyene Eski Yoktur

Sosyologlar, milletleri insanlara benzetirler. Bu bakımdan daima menşelerinin izlerini taşırlar. Doğuşlarına ve gelişimlerine refakat eden şartlar, ondan sonraki gidişlerine de tesir eder. Bu izler takip edilerek toplumların durumları incelenebilir. İnsanların gelişimleri gibi toplumların gelişimleri de benzerlikler barındırır. İnsanlar gibi toplumlar da kimlik sahibi olur ve davranışlar kazanırlar. Bir toplumu güçlü kılan temel durum şartların eşitliğidir. Bu eşitlik, cemiyetin gidişi üzerinde muazzam bir tesire sahiptir. Toplumun gidişatına belli bir istikamet veren isleyişini sürekli yenileyen, düşünceyi ve eylemi güncelleyerek aktif tutan bu dinamikliktir. Bu da ancak bilinç ile mümkündür.

Siyasi şuur bir zamanlar sadece cemiyetin üst kademelerinde, aristokrat bir zeminde bulunurdu ve buradan aşağıya doğru inmesi, yayılması beklenirdi. Ancak üst katmanda uyanan bu şuur/bilinç diğer kısımlarına yavaş yavaş ve daima yarım yamalak bir şekilde nüfuz etmiştir. Hangi siyasal pencereden bakılırsa bakılsın kimi uyuşmazlıkların temelinde bu bilinç noksanlığının etkisi oldukça fazladır.

Millî Görüş hareketini farklı kılan en önemli özellik siyasi şuur ile yoğrulmuş olmasıdır. Bu bakımdan hareket her zaman fark edilir bir biçimde toplum içinde etkili olmuştur. Bu yönü ile de bir bakıma muhataplarını farklı kılmıştır ve zihinsel olarak, eylemsel olarak zenginleştirmiştir. Maddi olanakları hiçbir zaman aşırı olmamıştır ve olanı toplumla paylaşmıştır. Bu yönü ile de kirlenmemiştir ve de müntesiplerine hep kalkan olmuştur. Bu bakımdan sosyolojik taban diye tutturulan saçmalığa hiçbir vakit esir olmadığı gibi toplumun bütününü muhatap almıştır bu da onun bir dünya vizyonu oluşturmasında da etkin olmuştur. Haliyle bir harekette bir müddet eğleşmiş kişiler o hareketin müktesebatını terk etmişlerse ki bu tarihte çok olmuştur, çoğunlukla tanınmayacak kadar değişmişlerdir. Bugün sürekli kullanılan “eski”, “eski arkadaşlar”, “kardeşlerimiz” ifadesi yanlıştır.

Çünkü insan kime arkadaş der, kim kardeşidir? Bu çok önemli bir ayrımdır. Bu ayrımı kaçırmak nezaketen kullanılıyor olsa bile doğru bir ifade biçimi değildir. Bu konu daha esaslı bir şekilde değerlendirilmelidir. Bu noktada önemli bir mütefekkir ve dava adamı olan Hasan Turabi’nin bir konuşması var. Orada ona “eski arkadaşları” soruluyor, o bu soruya çok güzel cevap veriyor: “İktidara geldiğinde kendisini engelleyecek bir kriter ya da ölçütü olmayan kimse Allah’ın kendisini gözetip denetlediğini de unutur. Yolsuzluk, mal sevgisi ve ihtirası bir kanser gibi yavaş yavaş yayılarak onu ele geçirir ve ne kadar çalsa da doymamaya baslar. Onlar bizim kardeşlerimiz değiller. Bizim kardeşlerimiz güvenilir kimselerdi. Doğrusu tam bir dürüstlük timsaliydiler.” Bu cevap bize bir bakış açısı sunuyor. Aynı zamanda Erbakan Hoca bu noktada önemli bir tavır ortaya koymuş ve bir ayrım yapmıştır.

Erbakan Hoca bu ayrımı hem de çok keskin yapmıştır ve üstelik hiçbir tevile fırsat vermeyecek şekilde, görmek isteyen için konuşmaları ortadadır. Bir de Millî Görüşçü olmanın temel kriteri Saadet Partisi’dir. Saadet Partili olamayan Millî Görüşçü hiç olmamıştır. Millî Görüş kimliğinin eskisi olmaz bu da bir yanılgıdır. Millî Görüş eskimeyen bir görüştür. Bütün bunların özelinde meselelere baktığımızda önemli olan ilkelerdir, ilkeler çerçevesinde hareket edildiği için hiçbir zaman kirletilememiştir, bütün iftiralara rağmen tertemiz yol alınmıştır.

İşte AP’lilerin 70’lerdeki ithamları arşivlerdedir. 80’lerde Ana Vatan’lıların söylemleri de oradadır. Duruşunu bozmayan hareket ise dimdik ayaktadır. Varlığı, ağırlığı, etkisi sayılarla ölçülemeyecek bir hakikat olarak dimdik ayaktadır ve bu ülkenin de teminatıdır. Haksızlık ve hukuksuzluğun dün de bugün de karşısında ve de mazlumun yanındadır. Bu noktayı iyi okuyamamak işi gücü yokuşa sürmek; birilerinin ne dediğine bakılarak aman bize bir şey demesinler diyerek vaizcilik oynamayı seçenler, STK’cılık işlerine zarar gelmesin modunda, konformist bir kafa ile hareket edilmesini arzulayanlar oturup birbirleri ile nostalji yarıştırabilirler ama bugüne ve insanların sıkıntılarına çare olamazlar. Görmezden geldiğin şey yok manasına gelmez.

Bugün sürekli sevimsiz bir şekilde dillere pelesenk bir kullanımla olur olmaz her konuya getirilen ‘sosyolojik taban’ algısı, dün nasıl Erbakan Hoca’ya, Özal üzerinden dayatılan bir tutum ise bugün de Saadet Partisi kadrolarına dayatılmaktadır. Şuursuz bir şekilde muhafazakâr, sağcı bir yanlama hareketi içerisinde olan bir takım aklı ve kalbi göçmüş, sadece bedeni göçememiş yarı göçebe bir zümrenin kendini kandırmasından başka bir şey değildir. Eğer siyasi bilince sahip bir kimse ‘Yeni Bir Dünya’dan bahsediyorsa burada bütün insanlar için yepyeni bir dünya ideali vardır ve bu ideal o insana bütün insanları tek tek muhatap yapar. Bu aynı zamanda inancının da bir ölçütü olarak iyiyi, güzeli, adil olanı yani hakkı ve sabrı tavsiye etmekle yükümlü olma durumudur. O vakit bütünü muhatap almaktan imtina edip, eveleyip gevelemenin bir anlamı yoktur.

Nasıl ruh çağırmakla ruh gelmez ise şuur da çağırmakla, dersini almakla oluşmaz, gelmez. Bilgenin de ifade ettiği gibi: “Durmadığın sürece, ne kadar yavaş gittiğinin bir önemi yoktur.” Yeter ki haksızlık yapma, kimsenin ahını alma ve yaptığın şeyi hiçbir beklenti gütmeden sadece O’nun rızasını umarak yap elbette kalpleri çevirecek olan da, kuvvet ve kudret sahibi olan da O’dur. Onun için inanç tekeden süt çıkartır ifadesi azim, gayret ve heyecanın ifade bulmuş biçimidir. Heyecan duymuyorsan, azim ve sebat göstermiyorsan hatta inancın yoksa ya kendini gözden geçir ya da çürümüş bedenini de kalbini ve zihnini nereye göçürttüysen oraya götür. Hoşça bakın zatınıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?