Reklamı Kapat

Her söz iletişim değildir

Başlıkla neyi kastettiğimizi anlatabilmek için öncelikli olarak iletişimin ne ifade ettiğine bakmamız gerekiyor. Bir defa iletişim tek taraflı bir eylem değil iki yönlü bir süreçtir. Kaynaktan çıkan mesajlar bazı semboller vasıtasıyla hedefine ulaşır. Hedef bu mesajı anlamlandırıp aldığı kaynağa bu anlamın doğurduğu geri bildirimi gönderir. Böylece olumlu ya da olumsuz bir süreç gerçekleşmiş olur. İletişim sürecinin başarılı olup olmadığı, kaynağın gönderdiği mesaja yüklediği anlamla alıcının gelen mesajı anlamlandırmasının birbirine ne kadar yakın olduğuyla anlaşılır. 

Zamanımız iletişim imkânlarının en yüksek olduğu bir zaman dilimi. Ama aynı zamanda iletişimsizliğin en koyu şekilde hissedildiği de bir gerçek. Bu iletişimsizliği hayatın her alanında görmemiz mümkün. Bunu kuşaklar arasında gördüğümüz kadar farklı kimlikler, farklı inanç ve kültürler, farklı düşünceye sahip olanlar arasında da görüyoruz. Bunun birçok sebebi olabilir ama en büyük sebebi iletişimin kaynağının kendine yüklediği özel anlamdır diyebiliriz.

Yani iletişimi başlatan kaynağın temel amacı mesajının alıcı tarafından anlamlandırılması değildir. Öncelikli amacı mesajın karşısındaki tarafından itirazsız kabul görmesidir. Çünkü kendi sözünü tüm sözlerin üzerinde görüyor. Aslında bu kişiler kendi doğrularının mahkûmu oluyor da diyebiliriz. Herkes kendi düşüncesinin en doğru olduğuna inanır ama bu denge kıldan ince bir zemine oturuyor.

Kişi kendi doğrularını mutlaklaştırdığı ölçüde başkalarıyla iletişim kurmaya ihtiyaç duymaz. Çünkü iletişim karşılıklı anlamayı gerektirir fakat kendi kabullerinin tutsağı olan insan için başkasını anlama çabası gereksizdir. Bu tür insanların iletişim olarak gördüğü faaliyet ise sadece kendi doğrusunu dikte edebilmek için muhatabına mesaj göndermekten ibarettir.

Bundan dolayı adına iletişim dediğimiz bir iletişimsizlik halini yaşıyoruz. İletişimsizlik halinin birçok uygulanış biçimi var. Yüksek perdeden konuşmak daha doğru ifade ile bağırmak, konuşma üstünlüğünü elde etmeye çalışmak, muhatabın sözünü değersizleştirip kendi sesine özel bir değer atfetmek, kendi mesajını haklı kılmak adına muhatabına veya üçüncü bir hedefe suçlayıcı bir dil kullanmak, muhatabın düşünce dünyasına değil algılarına hitap etmek bunlardan en önemlileridir. Bunların yanı sıra muhatabından gelen geri bildirimleri duymamak, duysa da anlamamaya çalışmak, anladıysa da çarpıtmak sık rastlanan bir tavırdır.

Bu şekilde yapılmaya çalışılan eylemin iletişim olmadığı bir gerçek. Ama insanın tabiatı gereği sosyal bir varlık olması iletişimi de zorunlu kılıyor. Toplumsal yaşamın ritmi iletişimin etkin bir şekilde kurulup kurulamamasıyla alakalı. Bu yüzden ne yapıp edip ferdi olarak kişiler arasında grup olarak toplumsal renkler arasında etkin ve verimli bir iletişim sürecini başlatabilmeliyiz. Bunun için öncelikli olarak herkesin zihinsel prangalarından kurtulmaya çalışması, sözü olanın sözüne ise kulak vermesi gerekir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?