Reklamı Kapat

Dert Bizim Derdimiz Devası Da Bizdedir

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çoğu konuşmalarında vurguladığı “Türkiye eski Türkiye değil” gerçekliğini, son cevap twitlerinde sayın Süleyman Soylu’nun da sahiplendiğini okuyunca eski ve yeni Türkiye’ler karşılaştırmasına daldık, ister istemez.

“Yeni Türkiye” tanımının ilk defa Ekrem Alican’ın, 27 Mayıs’tan sonra kurulan ve DP oylarına talip olan partisine isim olarak koyduğunda geniş çapta duyulduğunu orta yaşlı nesil hemen hatırlarlar.

Yeni Türkiye Partisi’nin gelen ilk seçimde DP mirasını, Adalet Partisi’ne kaptırmasını sosyologlar, kadro ve siyasi söylem cazibesini karşılaştırarak AP’ni öne çıkarsalar da YTP’nin gerilerde kalmasının tek sebebi adındaki “Yeni” kelimesiydi doğruya niyetli analizlere göre.

Türkiye çoğunluğunun 10 yıl oy verdiği ve sahiplendiği DP’nin  siyaseten “artık yok” sayılmasına rağmen, CHP’nin yeni baskılarının ne olacağı endişesini taşıyan gönlü kırık seçmenin karşısına, İbrahim Tatlıses’in yıllar sonra ünlendireceği “Eski yar şöyle dursun; can kurban yeni yara” türküsünde tarif edilen yar gibi “Yeni Türkiye” teklifiyle gelen YTP’liler, “kaygısızlar” muamelesi görmüştü ilk seçim sandıklarında.

Partilerinin “Demokrat” adını, Anadolulaştırarak “Demirkırat” yapan ve efsanevi bir destan diye tarihe kaydettiren Türkiye’nin, yeni partilerden tek bir isteği vardı: Adalet!

Köylüyü milletten ayrı tutan Cumhuriyetçilik iddialı Bölükbaşı’nın CKMP’sine ve “Yeni” havalı YTP’ne, seçmen eşit muamele yapmıştı. (CKMP %13.9 – YTP %13.7)

Meydanlarda, CHP ve ihtilalci mengenesinden dolayı açık vaadlerde bulunamasalar da, AP’lilerin “Gözlerimizin içine bakın; ne demek istediğimizi anlarsınız” ifadesindeki mazlumlukları ve parti adı olarak söyleseler de “Adaleti istiyoruz” naraları, AP’ni CHP ile eşitledi. (AP %34.8 , CHP %36.7) Sandıklardaki CHP ağırlığını ve AP’lilerin çekimserlikleri, acemilikleri de hesap edildiğinde bu yüzde rakamlarının farklı olacağını tahmin etmek zor değil.

Sadece “Yeni” demenin, “Yeni Türkiye” demenin haklı sayılmaya yahut kazanmaya yetmeyeceğini delillendirdiğimiz bu örneğimiz “Eski Türkiye”den idi.

Eski Türkiye’deki “yerel, bölgesel ve ulusal yüzlerce çetenin” Yeni Türkiye’de çökertildiğini de twitine yazan sayın Süleyman Soylu, kurtarıcılara, mafyadan bu ülkeyi ve milleti kurtararak dahil olacaklarını, helallik isteme vezninde bağışlanma beklediğini taraftarlarına duyururken, minnettarlığını yinelediği sayın Cumhurbaşkanı’nın medyaya yansıyan bir anısına getireceğiz sözümüzü; mukayeselere doküman olsun diye.

12 Aralık 2020 tarihli “Çözülen kördüğüm değildir” başlıklı yazımızda notunu düştüğümüz ve herkesin arama sitelerinden teferruatını okuyabileceği bir eski Türkiye yaşanmışlığını hatırlamalıyız önce.

Ankara’yı ziyaret eden Irak Başbakanı Taha Yasin Ramazan, sivil ve demokrat sıfatlarıyla reklamlı Cumhurbaşkanı T. Özal’a, ülkesinin bir üzüntüsünü duyurduğunda, yani İncirlik’in Irak’ın bombalanmasında kullanılmasına  ortak tarihli komşu devletin sorumlu başbakanı olarak itiraz ettiğinde, “bir koyarak üç almak” aşkıyla ABD’yi Ortadoğu’ya getirmiş sayın Özal’ın “Seni, Saddam’la birlikte Bağdat’ın ortasında asmak isterim!” cevabının cinayetleri Irak topraklarında hala sürerken, sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın benzer bir anısından haberli olduk.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail zulmüne sert tepki!” (17.05.2021, Hürriyet)

“Erdoğan, Türkiye’ye ziyarette bulunan bir İsrail Başbakanı’nın kendisine söylediği kan dondurucu sözleri de ilk kez açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, isim vermeden bir Yahudi başbakan olarak andığı o liderin ‘Generalliğimde ne zaman ki Filistinlileri öldürüyordum, bana en büyük zevki o veriyordu’ dediğini ifade etti.”

Eski Türkiye’de sağcı politikacı diye bilinen ve fakat İsmet Paşa’nın “asma” kliğine yakınlığını Irak başbakanı ile yaptığı görüşmede itiraf eden T. Özal’ın o cümlesi, Iraklıların tarihine ve hafızasına nasıl kayıt olmuştur sorusuna bilgimiz ve cevabımız yok iken, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yukarıya aldığımız anısı da aynı cins merakımızı tahrik eder.

Şu farkla ki; sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin sorumlusu olarak yaşadığı bu olayı kısa ve ayrıntısız bir özetle nakletmesi, kastedilen Yahudi başbakana gereken cevabın o anda ve net olarak verildiğine inancımızı hiç sarsmamıştır.

İç siyasi tartışmalarda, AKP politikacılarını Filistin üzerine bugüne kadar ürettikleri demeçleri yetersiz bulan ve dış politikamızda eylemsizlik küskünlüğü yaşayan muhalif parti yöneticilerinden bazılarının, İsrail başbakanının adını itirazlarında anarak, iktadarın sorumlularıyla mukayeselere girişmelerini yerli ve münasip bulmadığımız da bilinsin.

Üç efsane yöneticisi asılmış Demir Kıratların olgunluklarını sürekli yaşayan ve sindiren dört partileri kapatılmış Milli Görüşçüler elbette Filistin meselemizi iç politika malzemesi yapmadan ulaştıracaklardı desteklerini. Öyle de yaptılar.

Bu farkımız da bilinsin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necati Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?