Reklamı Kapat

İlim Deryası Ali Yakup Cenkçiler

Bismillâhirrahmânirrahîm;

Samimiyet ve tabiîliği severim. Hele bu, ilim gibi güneş olup başkalarını aydınlatan bir alanda olursa! Kitaplardan; ömrü boyunca okumayı, öğrenmeyi ve öğretmeyi hep ilk plana almış zühd ve takva sahibi bir ilim sevdalısını tanıma fırsatı buldum. Dünyalığa hiç mi hiç itibar etmeyen ilim deryası bir kişilik: Ali Yakup Cenkçiler.

1913’te Kosova eyaletine bağlı Gilan kasabasında doğdu. Medrese kökenli bir aileye mensup. Osmanlı’nın Balkanlar’a gelmesinden sonra, Hıristiyan olan ataları Müslüman olmuşlar. İslâm’ı öğrenmiş, bu uğurda çalışmışlar. Ataları Osmanlı vesilesi ile İslâm’ı tanıdıkları için Osmanlı’ya karşı “tutku” noktasına ulaşmış bir sevgisi var.

Öğrenimine Gilan medreselerinde başladı. Kur’an’ı öğrendi. 12 yaşında hafızlığını tamamladı. Arapça okudu. 16 yaşında Mısır Ezher Üniversitesi’ne gitti. 10 sene üniversite okudu; 10 sene de Ezher Kütüphanesi’nde çalıştı. Zamanını çok iyi değerlendirdi. Mustafa Sabri Efendi ve Zahid el-Kevserî gibi ilim ehli ile tanıştı. İlimlerinden faydalandı.

Ali Yakup hoca, en çok şu üç kişinin etkisinde kaldığını anlatır: “İmam Gazali, Mustafa Sabri Efendi, Hasan el-Benna.” Gazali’ye hayrandır. “İmam Gazali’nin İhya’sını tanıdıktan sonra, bu bana yetti” der. Gazali’den, “Tarih-i beşerin en büyük psikologu” diye söz eder. Mustafa Sabri Efendi’yi, “Asrın Gazali’si” olarak görür. Hasan el-Benna için ise, “Kendini Allah’a vakfetmiş adam” ifadesini kullanarak onun aksiyonerliğini takdir eder.

ÖĞRETMEYE DOYAMAZDI

1956’DA Türkiye’ye gelir. Amacı, atalarının Müslüman olmasına vesile olan Osmanlı’nın torunlarına, vefa borcu olarak ilim öğretmekti. Önce, Ankara’nın Mısır Sefareti’nde çalıştı. 1960’ta İstanbul’a gitti. Fatih’teki Mesih Paşa ve Emir Buharî Camii’nde yıllarca İhya ve Edeb üd-Din ve’d Dünya gibi kitapları okuttu. Haseki Eğitim Merkezi’nde Tefsir, Kelâm ve Belâgat dersleri verdi.

Ali Yakup hocanın en zevk aldığı şey okumak ve okutmaktı. Öğretmeye doyamazdı. Bunu kendisinden dinleyelim: “En sevdiğim şey talebe okutmaktır. Gerçi çok okutamadım. Ama bir talebe olsun, ona saatlerimi sarf etmekten zevk alırım. Bu, bizim mesleğimizde Allah’a götüren yoldur. Dünyalığı hiç düşünmedim. Bazı günler sabah yerdim, ertesi gün sabaha kadar. Yemek yiyeyim, diye tasa çekmezdim. Mısır’da bazen 48 saati bulurdu yemeksiz geçen zaman. Hoşuma giderdi günleri aç geçirmek.”

Ders okutmaktan para almaz, aksine talebeye para verirdi. Emin Saraç Hocaefendi, onun Tuba Kız Kur’an Kursu’na görevlendirilişini şöyle anlatır:

“Ali Yakup abi, ‘Bu işi sen yap’ dedim. Tek kuruş almadan, evinden yürüyerek gidip gelmek suretiyle tam 17 sene buraya devam etti. Para almamasına gerekçe için şunu söylerdi: “Ben, bizim sebeb-i saadetimiz olan Osmanlı’ya karşı şükür borcumu ödüyorum. Çünkü onlar gelmeselerdi, ben bugün Katolik olarak kalacak ve gâvur olarak âhirete gidecektim. Osmanlı geldi, İslâm meşalesini yaktı. Biz de onun nuruyla aydınlandık.”

SAMİMİ MÜSLÜMAN’DI

Ali Yakup hoca, bir mensucat fabrikasında muhasebeci olarak çalışırdı. Artan zamanında hep talebe okuturdu. Kazandığı maaştan ülkesindeki kardeşlerine para gönderir, talebelerine ikramlarda bulunurdu. Onun ahlâkını İstanbul eski Müftüsü Selahattin Kaya’dan dinleyelim:

“Edep, hayâ ve tevazu onun değişmez mizacıydı. Dostlarını dost bilir, samimiyetle bağlanır; sevmediklerine de yüz vermezdi. İslâm’ı bihakkın yaşayanlardandı. Samimi bir Müslüman’dı. Kendisinde çocuk safiyeti vardı. Derin ve sağlam bir İslâm kültürüne sahipti.”

Ali Ulvi Kurucu hoca, Ali Yakup hocanın meziyetlerini uzun uzun anlatır. 7 dil bildiğini söyler.  Okutmaya ve öğretmeye düşkünlüğünü şöyle ifade eder:

“Ali Yakup Bey, Ezher’i bitirdikten sonra, rahatça bir vazife alıp Mısır’da kalabilirdi. Kahire Üniversitesi’nde Türkiyat öğretmenliği yapabilirdi. Lisan öğretmenliği şahadetnameleri buna müsaitti. Yazısı çok güzeldi. Hattat gibi yazardı. Vaktini çok güzel değerlendirir, çok çalışırdı. Kitaptan başka gayesi olmayan bir insandı. Yemeye, içmeye ehemmiyet vermezdi.”

Bazı sözleri:

“Âlim hiçbir zaman paraya talip olmamalıdır. Olursa şerefi, fazileti gider.”

“İhlâslı olun; parasız olmaz, fakat para için de yaşanmaz.”

“Dünyada Allah sevgisinden başka her şey boştur.”

Bu yazıyı hazırlarken, Necdet Yılmaz Bey’in, Ali Yakup hocayı tanıyanların görüş bildirdiği “Ali Yakup Cenkçiler” isimli hatıra kitabından faydalandım. Teşekkür ediyorum.

Vefatının 33. yıldönümünde Ali Yakup hocaya Allah’tan rahmet diliyor; büyük dereceler ihsan etmesini niyaz ediyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?