Katili Biz Besliyoruz

Şehitler ülkesi Filistin’de bir çocuk babasının cesedine sarılmış hıçkırarak ağlıyor. Bir grup kadın başlarının üzerinden geçen kurşunlara karşı, bedenlerini siper etmiş çocuklarını korumaya çalışıyorlar. Hayatlarının en verimli çağında katledilen gençler ebedi yolculuklarına uğurlanırken evlerden ağıtlar yükseliyor. Toprağın yüzeyindeki kanlar az evvel linç edilen bir babaya ait. Toprağın her zerresi şehit kanı kokuyor ve her zerresi Filistinlinin sırlarını barındırıyor. Ve Mescid-i Aksa Vakfı Müdürü Ömer El Kisvani ağlamaklı bir ses tonu ile minareden şöyle haykırıyor:

“Camiler yakılıyor, ümmetin şerefi çiğneniyor, ya Rabbi Selahaddin nerede? Selahaddin nerede? Bize Selahaddin’i gönder, bizi zalimlerin insafına terk etme, canımız kanımız Aksa’ya feda olsun…”

Minareden yükselen bu çağrı çaresizliğin geldiği son noktadır… Nitekim işgalci şer güçler Ramazan’ın son haftası Filistin halkına ve Mescid-i Aksa’ya yine saldırdılar ve 17’si çocuk 6’sı kadın 1 yaşlı olmak üzere 67 kişiyi şehit ettiler. Katiller hiçbir sınır tanımıyor, savunmasız kadınlara, erkeklere, çocuklara saldırıyor, katlediyor, evleri işgal ediyor, iş yerlerini, okulları, hastaneleri, camileri bombalıyor halkın geçim kaynağı olan arazileri talan ediyor. Ve çaresizliğin geldiği son noktada bir Müslüman’ın haykırışları duyuluyor. Neredesiniz? Duymuyor musunuz? Görmüyor musunuz? Çağın Selahaddin’leri nerede?

Camiden yükselen bu ifadeler yalnızlaştırılan ve zalimin zulmüne terk edilen Filistinli halkın içinde bulunduğu vahim durumun özetidir aslında. Ne acıdır ki, Müslümanlar ve onları yöneten kukla yöneticiler Filistin’i ve Mescid-i Aksa’yı tarihin en azılı zalimlerinin kucağına terk ettiler. Gördükleri halde görmezden geldiler, duydukları halde duymazdan geldiler. Bu ihmalkârlıkta hepinizin, hepimizin payı var…

10 Mayıs’ta Filistin’de yaşanan katliam hepimizi derinden sarstı ve insanlarımız sokaklara döküldüler fakat heyhat ki, zulmün her türlüsüne maruz kalan kardeşlerimize sadece dualarımızla uzanabildik. Yapılan destek eylemleri elbette Filistinlilerin yanında olduğumuzun bir ifadesidir ancak zulmün son bulması için eylemlerin ve söylemlerin ötesine geçmek, devletler bazında önlemler alıp, Siyonist sistemle siyasi, politik ve ticari ilişkilerimizi askıya almak zorundayız. Sokaklara dökülüp tepkilerini ortaya koyan kardeşlerimiz bu noktada yöneticileri ve kitlelere öncülük eden şahsiyetleri yönlendirmelidirler.

Söylemlerimizle zulmün karşısında yer alırken eylemlerimizde bu güruhları beslemeye devam ettiğimiz sürece ne Filistin’de ne de coğrafyamızda zulüm son bulmayacaktır. Nitekim İsrail’le yaşadığımız Mavi Marmara saldırısının ardından siyasi ilişkiler asgari seviyeye indirilmiş olsa da ithalat anlaşmaları %50 artarak 2 milyar dolara ulaşmıştır. Aynı şekilde 2014 tarihinde üç ay devam eden Koruyucu Hat Operasyonu’na karşı Türkiye’den sert eleştiriler yapılmıştı fakat buna rağmen ticari ilişkiler son gaz devam etti. ABD büyükelçiliğinin Kudüs’e taşındığı yönünde yapılan talihsiz açıklamalar ve Yahudi ulus devlet yasasının İsrail Parlamentosu’nda kabul edildiği 2018 yılında ise İsrail ile ticari ilişkilerin hacmi 6 milyar dolara ulaşmıştı. Hatırlayacağınız üzere Manavgat suyunun İsrail’e peşkeş çekilmesi geçmiş dönemlerde tartışılmıştı ancak Siyonistler bu emellerine de kavuştular ve Manavgat’ın suyu çocuk katillerine ulaştırıldı… Ülkemizde kurulan üstler ne acıdır ki İsrail’in güvenliğine hizmet ediyor… Yani toprak bizden, su bizden, güvenlik bizden, ticari imkânlar bizden ve katilleri bizler elimizle besleyip büyütüyoruz.

Eğer niyetimizde ve eylemlerimizde samimi isek seçilen lider ya da yöneticileri yönlendirmeli ve normalleşme adı altında imzalanan taslağın iptali için çaba göstermeliyiz. Biz katille neyin normalleşmesini konuşacağız Allah aşkına?

Müslüman ülkeler İsrail’le yapılan ticari anlaşmaları ve siyasi görüşmeleri gözden geçirmeli ve askıya almalıdırlar. Ülkemizde ve bölgemizde yer alan üstler acilen kapatılmalıdır. Yöneticilerimiz ABD ve İsrail’i müttefik olarak lanse etmekten vazgeçmeli ve Filistin halkının yanında yer almalıdırlar. Eğer bu önlemleri almayıp dostluk mesajı vermeye devam edersek günde 5 kere değil, 50 kere kınama mesajları yayınlasak, 80 kere eyleme çıkmış olsak dahi bir sonucu ulaşma şansımız olmayacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

Adnan - Müslüman ülkelerin çoğu lidreleri israil ve abd'ye göbekten bağlanmışlar, böyle liderlerden kınama dışında birşey beklemek saflık olur. Olan Müslüman halka oluyor yazık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Mayıs 13:29
02

Hamdi - Önce arap ülkeleri israllle yaptıkları ikili anlaşmaları iptal etmeleri gerekir. Filistindeki soykırıma hem dini hem de insani açıdan bakmak gerekiyor. Başta Mısır ve Suidi Arabisten israile karşı bir yaptırım başlatmaları gerekir. Yahudilerin zülmüne bir tavır koymuyorlar. Çünkü yönetimleri amerika tarafından belirlenmiş kişilerden oluşuyor.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 22 Mayıs 10:20
01

Nurettin Gedikoğlu - Kardeşim Allah razı olsun böyle yazıları İslam aleminin binlerce

Fatmalarından okumak istiyoruz ama.... Göremiyoruz

Söylemlerimizle dualarımızla filistinli kardeşlerimizin yanındayız ne yazık ki eylemlerimizle siyonist katillere en büyük desteği veren biziz

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 22 Mayıs 07:26


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?