Kahır yöntemleri

Öncelikle belirtilmelidir ki İsrail denen şey, yaklaşık yirmi yıldır sırf spor olsun diye savaşılan yedi düvelden biri değildir. Hiç olmamıştır. Sonralıkla denebilir ki devreleri oportünizme bulanmış her oluşum faşist tavırlar sergileyen yapılara karşı savaşmayıp sevişmeyi tercih eder. Savaşılması gereken yedi düvelin başında muhtemelen Suriye gelir ki itina ile yaşanılmaz hale getirilmiştir. Keza Irak müttefik ülkelerin eşsiz yardımıyla… Yani ille yedi düvel saymak herhalde gereksizdir ama işte o yedi düvelin içinde hiçbir zaman İsrail denen şey olmamıştır.

Bir de kahroluş meselesi vardır ki dillere destandır. Bu cümle âlemin yaramaz evladı gibi takılan ve yaptığı tüm hareketlerden sorumsuz tutulan yapı zaman zaman kudurur. Mevsimlik serzenişlerle kahrolması istenir. Yani bir dua olarak özellikle Müslümanlar tarafından İsrail’in kahrolması istenir. Hem Allah İsrail’i kahretsin diye camilerde, mescitlerde ve sair mabetlerde dualar edilir ve hem de meydanlara dökülüp, “Kahrolsun İsrail” şeklinde sloganlar atılır. Ancak ne dualar yerini bulur, ne de sloganlar… Allah’tan İsrail’i kahretmesi istenir. Bu tıpkı evde öylece oturup, “Yarabbi bana ekmek ver!” yahut da bir muhtaç için “Allah yardım etsin!” diye yalvarmaya, ekmek elde etmek için hiçbir girişimde bulunmamaya benzer. Harekete geçmeksizin bu türden dua, herhalde Allah’ı iyiliğe teşvik etmek anlamı taşır. Oysa iyilik yapmaya ihtiyacı olan bizzat insandır ve yaptığı iyilik karşılığında da ödül vaat edilmiştir. Keza meydanlarda ne kadar fazla bağırırsak, gürültü koparırsak İsrail korkar diye bir düşünce olmalı ki işe araçlar karışır, konvoylar falan düzenlenir. Ve de hiç başka yer kalmamış gibi konsolosluğun beşyüz metre berisindeki bankanın önü tercih edilir toplanmak için. Böylece Filistin’e destek, İsrail’e telin sağlanmış olur. Tüm bunlar Siyonistlere ulaşır mı, ulaşmaz mı bilinmez. Ama bilinen pek de kahrolmadıkları, zulümlerine devam ettikleridir.

Oysa İsrail’i kahretmenin binbir çeşit yöntemi vardır. İncirlik’i, Kürecik’i kapatıp bu aşırı koruyucu tavırdan vazgeçilebileceği gibi mesela buralardan gönderilen bir yardım gemisinde belirlenmiş on kişiyi öldürdüklerinde, belirlenmemiş şekilde sağ bıraktıkları kişilerin ardına düşüp bir eyleme girişmemek cidden kahredici olabilir. Bunun yerine protesto için iktidar partisinin temsilcilikleri yahut valilik, kaymakamlık önleri tercih edilebilir. Böylesi çok daha isabetli olacaktır. Zira dünyanın dört bir yanında İsrail’i telin Filistin’e destek eylemleri, aslında eylemcilerin kendi ülkelerindeki yönetimlere karşı yapılırken, bizde doğrudan İsrail’e karşı yapılıyormuş gibi görünür. Hâlbuki bir yaptırımda bulunacak olan ve eylemleri, işbirlikleri, dostlukları dolayısıyla sorumlu tutulması gereken hükümettir, devlettir. Devlet bazında bir yaptırımda bulunmadıkça vatandaşların bireysel olarak destekleri ancak dua mesabesindedir. Pink Floyd’un solistlerinden Roger Waters bir yandan İsrail’i apartheid devlet olarak nitelerken, esasen kendi devlet başkanını, doğrudan Joe Biden’i kınamakta, suçlamakta, onun yaklaşımını eleştirmektedir. Yoksa pekâlâ onun da İsrail’in kahrolmasını istediği besbellidir.

Buralarda işbirlikçilere karşı oldum olası pek ses çıkmaz. Bir zamanlar “Katil ABD” sloganının arkasına işbirlikçi iktidarlar eklenirken, şimdilerde o türden sloganlar unutturulmuştur. Binbir çeşit kahredici yöntem vardır ve bunların en etkilisi hiç şüphesiz işbirlikçilere fırsat vermemektir. Her işini gördürebilen, modernizasyon ihaleleri alabilen, her çeşit sebze tohumu kendisinden temin edilen, su ihtiyacı karşılanan, BM’de destek gören,  Aşdod limanına gidip gelen ticari gemilerin Akdeniz’de sıra beklemek zorunda kalacak kadar yoğunluğundan yakınan bir İsrail, kendisinin de bile isteye destek sağladığı, Yahudi lobilerince arkasında durduğu iktidarların devrilmesine elbette kahrolacaktır. Öyle ya ortak askeri tatbikat yapacak başka ortak bulmak gerekecek, aslında hiç hazzetmediği ama bir şekilde elinde bulundurduğu Selmangillere, Yüksek Ortadoğu Projesi As Başkanlığı gibi yeni ünvanlar vermek iktiza edecektir. Hem Herzl’in fantastik ve saçma sapan mezarının başında lüzumsuz ayinler düzenleyip ödüller vermek bu canilerin hiç şüphesiz canını sıkacaktır.

Canımız yanıyor, candır yanar. İsmi bile tartışılan ama hiçbir dengesizliğine müdahale edilmeyen Filistin, burada ve dünyanın dört bir yanında insanların uğradığı zulüm, haksızlık ve adaletsizlikler için... Dolayısıyla, bir türlü doymak bilmediğiniz ticaretiniz batsın derken, sakınılması gereken ürünlerin en başında ve en sonunda işbirlikçilerin geldiğini belirtmeden geçilmez.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?