Reklamı Kapat

Zulmü alkışlayamam!

Zulmü yazmak zalime geri adım attırmıyor. Tüm dünya bağırmış olsa bile zalim duymak istediği kadarını duyuyor. Sözün kifayetsizliği diyebileceğimiz bir gerçekle karşı karşıyayız. İkaz, ikaza muhatap olan için bir itham gibi algılanıyor. Bu yüzden ikaz edenin karşılaşacağı cevap hep aynıdır: Sen kimsin! Zalime laf anlatmadan evvel ilk sözü kendimize söyleyelim, dünyadaki mazlum sayısını neden bu kadar çoğalttık? Zulüm olanca hızıyla devam ederken biz neredeydik? Zalime karşı zalim olamayacağımıza göre mazlum olmak belki de daha çok işimize geldi. Mazlumların, çaresizlerin arasına karıştık. “Dur” deme bilincimiz işte böyle köreldi. İsrail tüm dünyanın gözleri önünde üstelik mübarek günlerde çoluk çocuk dinlemeden katliamlar yaparken öfke ve şikâyet mekanizması var gücüyle işliyor, fakat mukavemet olması gereken yerde değil. Konuşmanın ve yazmanın caydırıcı etkisi neredeyse yok mesabesinde. Yumruğumuz sloganlar eşliğinde habire boşluğu dövüyor.

 

NE DERSİNİZ, DERSİNİZ NE?

Pandemi birçok alanda olduğu gibi eğitim alanında da buluşçu yöntemlere yönelmemizi sağladı. Kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş. Salgın zamanlarında da böyle oldu, yeni çareler Hızır gibi yetişti. Tabi “ben Hızır’ım” diyen bazı çözüm yollarının Hızır olmadığını Hızır taklidi yaptığını sonra öğrendik. Bir süredir 8. ve 12. sınıflar isteğe bağlı olarak yüz yüze eğitime devam ediyor, fakat diğer sınıflar uzaktan eğitimle online olarak bilgisayarlarının başında ders dinliyorlar. Bayram sonrası da bu devam edeceğe benziyor. Havalar ısındı, yaz geldi gelecek. Aslına bakarsanız bu gidişle ne sosyal mesafeye ayarlı sınıfların ne de online tedrisatın çekilir bir tarafı kalmayacak. Peki, “Çözüm ne?” dediğinizi işitir gibiyim. Hızır çözüme odaklı olarak gelebilir, yeter ki siz isteyin. Mesela açık havada mesire bölgelerinde, park alanlarında, bahçelerde, doğada ders yapmayı neden hiç denemiyoruz. Hem hayatla eğitim bütünleşmiş olmaz mı? Bir rüzgâr eser de öğretmenin elindeki yoklama fişini alır götürür diye mi korkuluyor acaba? Bulaş riskinin en çok evlerde olduğu söyleniyor. Hem gençler eve tıkılıp kalmamış hem de özledikleri dış ortama birazcık olsun kavuşmuş olurlar. Geçen gün eğitimci-yazar dostumuz Ali Baskanmay da köşesinde yazdı: “İçimden Ziya hocanın kapanma sonrası her sınıfa bir gün açık havada ders yapma imkânı ortamı oluşturması geçiyor. Keşke çocuklar bir günde olsa öyle bir ders ile hayatlarına bir anı bıraksalar.” Ne dersiniz? Ya da dersiniz ne?

 YENİDEN OKURKEN

Bir okuduğunu bir daha okumak sıkı okuyucuların harcıdır. Zihnin tekâmülü ancak böyle test edilebilir. Bir yazarı sahici kılan şey yazdıklarından ziyade okuduklarıdır. Okumayı eylem bilen yazarlar onunla bir yerlere ulaşma hedeflerini hep diri tutarlar. Çünkü onlar entelektüel fiyakanın uğradığı yerlerde dolaşmazlar. Metin Önal Mengüşoğlu bütün yazma serüveni boyunca hep bu sahih yazarlar arasında yer almıştır. İlk gençlik yıllarımdan itibaren sıkı bir okuyucusu olduğumu söylemeliyim. Hayatın erken dönemlerinde okuduğu kitapların kapağını kapatmayıp farklı zamanlar arasına ayraçlar koyarak tekrar tekrar dönüşler yaptığını sohbetlerinden biliyorum. Metin Önal Mengüşoğlu şimdi özgün bir çalışmayla bu okuma yolculuğunu Yeniden Okurken ismiyle bir kitapta toplamış. Pandemi günlerinin psikolojisine de atıfların olduğu kitapta Don Kişot, Pol ve Virjini, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Hayat Yollarında, Bir Adam Yaratmak, Mayıs Gecesi, Aram Derler Adıma, Delikanlı, Yasımı Tutacaksın, Benim Üniversitelerim, İnsanların Dünyası, Molloy, Tutunamayanlar, Anna Karenina, Sinekli Bakkal, Veba’nın Mahpusları, Kırmızı ve Siyah gibi çoğunluğu romandan oluşan bu yeniden okuma listesi okunduğu zamandan kırk elli yıl sonra bile yazarının üzerinde nasıl tesir uyandırdığını gösteriyor.

Özellikle genç okuyucuların bu serüvenden alacakları çok şeyler var. Ayrıca, bir kitap bir kere okunur ezberini bozan bir yaklaşıma tanık olacaksınız bu kitabı okuyunca. Israrla tavsiye ediyorum.

(Yeniden Okurken-Metin Önal Mengüşoğlu-Okur Kitaplığı)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?