Reklamı Kapat

Kudüs’te okunan ilk hutbenin tercemesi (2)

“Yardımıyla İslam’ı aziz kılan, kahrıyla şirki zelil kılan,

Emriyle bütün işleri evirip-çeviren,

Ona yapılan şükürle nimetleri devam ettiren,

Adaletiyle bu günleri sırayla dolaştırarak kâfirlere yavaş yavaş tuzağını kuran,

Lütfuyla sonucu müttekilerin lehine kılan,

Sayesinde kullarına ganimet veren,

Dinini, bütün dinlere üstün kılan,

Kulları üzerindeki kahrı önlenemeyen,

Yarattıkları üzerindeki zuhuru tartışılmayan,

Dilediği gibi emredip geri çevrilemeyen,

Dilediği gibi hükmedip karşı koyulamayan Allah’a hamdolsun.”

***

Dikkat ettiyseniz, hutbenin bu okuduğunuz bölümünde her cümle, Kur’an ayetlerinden iktibastır. Hutbe baştan sona ayet ve hadislerle dile gelmiştir ama hepsinin aslını yazmaya kalkarsam hutbe uzayacak.

Hutbeyi dinler gibi okuyalım:

“Dostlarını yücelten, ortaya çıkaran ve kuvvetlendiren, dinine yardım edenlere yardım eden, tertemiz evini Beytü’l Makdis’i şirkin kir ve pisliklerinden temizleyen, Allah’a yaptığı hamdi sırrının batını, açığının zahiri bildiği Allah’a hamd edenin hissiyatı gibi hamd ederim.

Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka yaratan, yaşatan ve yöneten  yoktur. O tektir, ortağı yoktur, O herkesin kendisine muhtaç olduğu O’nun kimseye muhtaç olmadığı tektir. Öyle ki O doğurmamıştır, doğmamıştır. O’nun dengi de yoktur.

Tevhitle kalbini temizleyip onunla Rabbini razı edenin şehadeti gibi şahitlik yaparım.

Ben şahitlik yaparım ki Muhammed Allah’ın kulu ve Resulüdür. O şüpheleri gideren, şirki çürüten, yerle bir eden, iftiraları reddeden, gece Mescid-i Haram’dan, Mescid-i Aksa’ya götürülen,

“Sidret’ül –Münteha’nın yanında.

Cennetül Meva, onun (Sidre’nin) yanındadır.

Sidre’yi bürüyen bürüyordu.

Göz ne kaydı ne de saptı” (Necm süresi ayet 53/14-17).

Allah’ın salat-ü selamı O’na ve O’nun halifeleri olan ve imanda en önde olan Ebubekir’e,

Kâbe’den putları kaldıran Emir’ül Müminin Ömer’e,

Kur’anı toplayan, iki nur sahibi Osman’a,

Şirki sarsan, putları kıran Ali’ye

Ve Peygamberin Ali ve ashabı ve tabiin üzerine olsun.

İnsanlar, müjdeler olsun. Yüz yıla yakındır müşriklerin elinde aşağılandıktan sonra Allah, sapık milletlerden sonra Müslümanların kaybettiğini yine buranın sakinleri olan Müslümanların en uzak dileklerini ve en yüksek isteklerini geri vermeyi,

Allah adının yükseltilmesini/ezanın okunmasını,

Adının zikredilmesini,

Kudüs’ün yollarındaki şirk pisliğinin giderilmesini,

Revaklarının yükseltilmesini,

Yazılarının/desenlerini yerli yerince yerleşmesini,

Dinin direklerin üzerinde tevhidin yükselmesini,

İstediği bu yere kavuşmalarını kolaylaştırdı.

Çünkü burası, tevhit üzerine kurulmuştur,

Binası Allah’ı yüceltmek için yapılmıştır.

Öncesinde ve sonrasında temeli takva üzerine atılmıştır.

Burası, babanız İbrahim’in vatanıdır.

Peygamberiniz aleyhissalatü vessalamın miraç yeridir.

İslam’ın ilk yıllarında kendisine doğru namaz kıldığınız kıblenizdir.

Peygamberlerin uğrak yeri,

Evliyanın hedefi,

Peygamberlerin kabristanı,

Vahyin indiği yer,

Emir ve yasakların indiği konak,

Mahşer yeri, yeniden diriliş toprağı,

Allah’ın Kitab-i Mübin’inde, “Mukaddes toprak” dediği yerdir. (Maide süresi ayet 5/21).

Burası, Allah Resulünün, “Mukarreb Melekler”ine namaz kıldırdığı yerdir.

Burası Allah’ın kulu, elçisi, Meryem’e ulaştırdığı kelimesi ve ruhu olan İsa’yı gönderdiği, resullüğüyle ikram ettiği, nebiliğiyle şereflendirdiği, kulluk rütbesinden uzaklaştırmadığı,

“Mesih de, Allah’a yakın melekler de, Allah’a kul olmaktan kaçınmazlar. Kim Allah’a kulluk yapmaktan kaçınır ve kibirlenirse Allah onların hepsini huzurunda toplayacaktır” (Nisa süresiayet 4/172).

“Allah hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla beraber herhangi bir ilah da yoktur.

(Eğer olsaydı) o takdirde her bir ilah yarattığını alıp götürür ve birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışırdı. Allah onların tarifinden münezzehtir.

Gizliyi de açığı da bilendir. Onların ortak koştuklarından yücedir” (Mü’minun süresi ayet 23/61-62).

“Yemin olsun ki ‘Meryem oğlu Mesih Allah’ın kendisidir’ diyenler, muhakkak kâfir olmuşlardır. De ki: Eğer Allah Meryem oğlu Mesih’i, annesini ve yeryüzündekilerin hepsini helâk etmek istese kim Allah’a karşı bir şeye sahip olabilir? Göklerin yerin ve her ikisi arasındakilerin hükümranlığı Allah’a aittir. O, dilediğini yaratır. Allah her şeye gücü yetendir” (Maide süresi ayet 5/17).”

İsa aleyhisselatü ve’s-selama, “İsa, Allah’ın oğludur” diyen Hristiyanlar, desteklediğiniz Siyonistler, “Allah’ın oğlu”nu öldürdüklerini söylüyorlar.

Bütün insanlık için indirilen, her ırk ve renkten Müslümanların kitabı olan Kur’an-ı Kerim ise İsa aleyhisselam için ne güzel şeyler söylüyor değil mi?

(Devam edecek.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?