Reklamı Kapat

Bir gençlik lideri: Adnan Demirtürk

Bismillâhirrahmânirrahîm;

UYAN dünya! Üzerinden Adnan Demirtürk gibi “bir gençlik lideri” geçti. İhlâs, samimiyet, azim ve fedakârlıkla gençlere “ağabeylik” yapma gayretinde bir lider!.. Yetim olarak büyüdü. Annesi Yeter abla, bir ziyaretimde, “Adnan bana hiç zorluk vermedi” ifadesini kullanmıştı. Onun meziyetlerini, okul dönemindeki öğretmenleri, “Adnan farklı bir talebedir” diyerek anlatırlardı.

Adnan Demirtürk, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Vakfıkebirli ilk öğrencisi oldu. Üniversite yıllarında başladı gençlik çalışmalarına. Bir vesile ile Millî Görüş hareketinin kurucu lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı tanıdı. Keskin zekâsıyla Erbakan Hoca’nın ulvî bir davanın lideri olduğunu fark etti. Verdiği sözü hep tuttu. Davasına bağlı kaldı. O kadar ki, “Sadakat nedir?” diye soran bir arkadaşına, “Yanında kimse kalmasa bile Erbakan’ın yanında durmaktır” demişti.

Okulunu bitirince, Trabzon ve Vakfıkebir’de yaptığı gençlik çalışmalarının arkasından, Millî Gençlik Vakfı’nın 6 Eylül 1997 Kongresi’nde Genel Başkan seçildi. Kongrede düzgün konuşması, konusuna hâkimiyeti, temiz giyimi, mütevâziliği ve efendiliği ile salondakileri öylesine etkiledi ki!.. Herkese, “Gençlik liderini buldu” dedirtti.

Görevine başlayıp kadroları ile yaptığı ilk toplantısında, yeni dönemin özelliğini, “Kader birliği”; “Gönül seferberliği”; “Ağız tadıyla çalışmak” olarak ilân etti. Bu yüksek hedefler, 28 Şubat döneminin baskılarının bütün şiddetiyle sürdüğü bir ortamda gösterilen büyük bir kararlılıktı. “Zamanı iyi kullanmalıyız, kararsızlıktan kaçınmalıyız” diyordu.

LİDERLİK FERASETİ

28 Şubat postmodern darbesi sonucu STK’lar kabuklarına çekilmişti. Meydan yerinde yalnız Millî Gençlik Vakfı (MGV) görünüyordu. Adnan Demirtürk şeffaf davranıyor; MGV’nin amacını bütün açıklığıyla ortaya koyuyordu. Aylık toplantıları Ankara’nın en gözde yerlerinde yaptı. Bir toplantı da, 07.03.1998 günü Ankara Altındağ Yunus Emre Kültür Merkezi’nde yapılmıştı. Kadrolar olarak sabah salona girdiğimizde hiç beklemediğimiz kişilerle karşılaştık.

İçeride 100 kadar sivil polis ve gazeteci ordusu vardı. Bazıları köşelere çekilmişler, sesli cihazlarıyla gelişmeleri bir yerlere bildiriyor, belki talimat alıyorlardı. Vakfın Genel Sekreteri Yılmaz Bölükbaşı erken gelmişti. Yanına yaklaştım. “Bugün bu toplantı yapılacak mı?” diye sordum! İtidal ve tevekkülle, “Bekleyelim!” dedi.

Sonradan anladım ki, Adnan Bey, böyle bir baskın olacağını önceden öğrenmiş; toplantı salonunun 3 tarafına şu levhaları koydurmuştu: “Sevdamız Türkiye”; “Al bayrağının rengine sevdalı bir gençlik”; “Biz bu ülkeyi sokakta bulmadık; şehitlerin emaneti olarak aldık”; “Bu ülke bizim.”

Adnan Demirtürk, arkasında 10 kadar gençle, kendinden emin bir komutan edası ile salona girdi. Kürsüye davet edildi. Ülkemizin hangi zorluklardan geçerek bugünlere geldiğini anlattı. Millî Gençlik’in bu sürecin sonucu olarak ortaya çıktığını belirtti. “Bu ülke bizim; bu insanlar bizim insanımız” diyerek sahnenin gerisindeki tabloya yöneldi. O günlerde MGV, başörtüsüne teşvikle suçlanıyordu. Altında Mustafa Kemal’in annesi ve eşinin tesettürlü resimlerinin bulunduğu örtüyü çekti.

BU MANANIN SAHİBİYİZ

ADNAN Demirtürk, başörtülü resimleri gösterdikten sonra, “Biz bu mananın sahibiyiz. Kimseye vermeyiz, bu topraklar bizim!” diyerek adeta; “Biz buyuz; peki, siz kimsiniz?” demek istiyordu. Bu sözlerden sonra sivil polis ve gazeteciler salonu terk etti.

Adnan Bey, gençlerin millî ve manevi değerlerine göre yetişmesini öylesine önem verirdi ki! Hepsinin inançlı yetişmesini isterdi. Nitekim Trabzon’un önde gelen Millî Görüşçülerinden Dursun Ali Düzenli, bir piknik programında Adnan Demirtürk’ün gençlerle yakından ilgilendiğini gördü; bu manzarayı Erbakan Hoca’ya anlattı. Adnan Demirtürk’ün Millî Gençlik Vakfı Genel Başkanlığı’na giden süreci böyle başladı.

“Davamızın hayranı değil, bağlısı olmalıyız” diyordu. Gençlere, “Okuyun, araştırın, ilim tahsil edin, faydasız ilimden uzak durun. Beden ve ruh temizliğine titizlik gösterin. Güzel ahlâk sahibi olun!” gibi öğütlerde bulunurdu.

Teşkilât çalışmalarını plan, program, büyük disiplin içinde yürütürdü. Muhatap gençlik kitlesinin tamamına ulaşmayı hedeflerdi. Hiçbir kademede boşluk bırakılmasını istemezdi. Toplantılara katılımı çok önemserdi.

1999 yılının başındaki aylık toplantımız Aksaray’da yapıldı. Ramazan ayıydı. Çetin bir kış yaşanıyordu. Yollar karlı ve buzluydu. Toplantıya 54 ilin şube başkanı katıldı. Adnan Bey, eksik katılım karşısında şöyle dedi:

“Ben, bir toplantıya gelirken trafik kazasında vücudum parçalansa, parçaları bir torbaya koyun, toplantı bittikten sonra defnedin!”

Kendisini davasına adamış bir gençlik lideriydi. Vefatının 22. yılında onu rahmet ve minnetle anıyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

04

oflu - Allah rahmet etsin , rahmetliyi ofun meydanin dinlemiştim

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Mayıs 06:26
03

Nahit Sazioglu - Allah rahmet eylesin mekani cennet olsun butun genclerimizi buyuk dava adami olarak yetistirmeliyiz

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Mayıs 15:35
02

Ahmet Yıldırım - Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Mayıs 11:22
01

Cemal Hüseyin Çağlar - Şakir Ağabey rahmetli Adnan Demirtürk ile ilgili bir yazı, birkaç yazı daha yazmalısınız derim. Nasıl yaşadı, hayatı, ailesi, çoluk çocuğu nasıldı, şimdi nasıllar gençler bunları bilmeli. Özel hayat deyip geçmeyin, iyi insanların şahsi hayatı da iyi olur. Yabancıya toprak satışı var bir de. bu konu hep gündemde olmalı. İsrail'e ateş püskürürken yetki sahipleri, öte yandan da İsrail ve daha ne çok Türkiye düşmanı devletlere toprak satmak ne büyük acı. Toprak satışı olmasa da, yabancıların eline geçen bankalar ve dolayısıyla milli sermayemiz eliyle de milletin malı yabancıların eline geçmektedir. Gelecek nesiller; sizlerin, bizim, hepimizin evlatları, torunları gelecekte neler yaşarlar, büyük zorluklar içinde olacakları bugünden belli. Milletimizin evlatlarının, gelecekte yaşayacakları en büyük zorluk, yabancılara satılanları geri alınması olacaktır... Bu zorluk, tarih boyunca verdiğimiz bütün savaşlardan çok daha zor olacaktır... Selamlar, sevgiler... Cümleten Allah'a emanetsiniz...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Mayıs 11:03


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?