“Zulme dur demek” imanın gereğidir!

Filistin ve Kudüs’ün tarihine, işgal edilmesinden günümüze varan haline dâir çok söz söylendi. Artık sözün bittiği yerdeyiz. Bana öyle geliyor ki, böyle giderse birkaç sene içinde Mescid-i Aksa düşecek, Müslümanların bu mübarek mekânda namaz kılması bile mümkün olmayacak. İslâm ülkelerinin başında mürai, korkak ve müstemleke yöneticiler olduğu müddetçe Siyonistlerin zulüm ve küstahlığı devam edecek.

Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Sizden birisi bir kötülük gördüğü zaman eliyle, buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin, buna da gücü yetmezse kalbiyle (ona karşı kin ve nefret beslesin). Bu ise imanın asgari gereğidir” (Müslim, İman 78) buyurmaktadır.

Bu hadis-i şerifte geçen üç merhaleden ikisi yerine getirilmektedir. Diliyle, kalemiyle, medya iletişim imkânlarıyla kötülüğe karşı durması gerekenler ellerinden geldiği kadar kötülüğe karşı durmaya çabalıyor, tam istenen şekilde olmasa da. Kalbiyle kötülüğü reddeden, kin ve nefret duyan, zulmün durması için dua eden bir kitlenin de varlığı muhakkak. Ancak kötülüğü eliyle düzeltmesi gereken devlet başkanları ve yöneticileri görevini yapmadığı için kötülük ve zulümler artarak devam etmektedir.

 “Onlarla savaşın ki, Allah sizin elinizle onları cezalandırsın, onları rüsva etsin; onlara karşı size yardım ve zafer nasip etsin ve (baskı ve zulüm altındaki) mü’min toplulukların gönüllerini ferahlatsın” (Tevbe, 14). “Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara güç göster. Onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü bir varış yeridir” (Tevbe, 73; Tahrim, 9), “Onlar sizde sertlik ve üstün gayret görsünler. Bilin ki, Allah (kötülükten ve adaletsizlikten) sakınıp korunanlarla beraberdir” (Tevbe, 123) ayetlerinin tamamındaki birinci muhatap gücü elinde bulunduran erktir. Orduları düşmanların üzerine sevk edecek olan yöneticidir. Savaş meydanında kâfire haddini bildirecek de bütün Müslümanlar.

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in mübarek hadis-i şeriflerinde kötülüklere dur diyecek ikinci zümre yani diliyle, kalemiyle düzeltecek zümreden olmamız hasebiyle elimizden geldiği kadar Siyonistlerin zulmünü yazmaya, eleştirmeye, dünya kamuoyuna duyurmaya çalıştık, çalışmaya devam edeceğiz. Millî Gazete, Filistin’deki, Kudüs’teki, Mescid-i Aksa’daki zulme en sert tepkiyi verdi, görevini bi-hakkın yerine getirdi elhamdülillah.

Biz de Filistin’deki zulmü anlatan şiirleri arz edelim. Rahmetli Ali Nar Hocamız tarafından Arapçadan çevrilen şiirlerden örneklerle kanayan yaramızı anlatalım:

Muhammed Ebu Diyye “Dön Ey Selahaddin” şiirinde şöyle sesleniyor:

“Dön gel ey Selahaddin, işte biz de toplanıyoruz,

Gözlerimiz, sancaklarda zafer arzusuyla,

‘Hittiyn’ minarelerle, dağlarla yakınmada,

Rüku, secdedeki mü’minler halimizden yakınmakta,

Dön yeniden ey Selahaddin, işte biz de dönüyoruz”.

Cihad’ül Eyyubi “ İsrail Çiğniyor Ülkemi” şiirinde şöyle sesleniyor:

“Bırak beni haykırayım bugün,

Bırak beni uçayım yarına, geleceğe,

Yürüyeyim kahraman dedelerimin,

Nurdan kaynaklanan meziyet ve destanlıkları arasında,

Kurtar beni esaretin zincirlerinden,

Geri getirmek için sevda sözlerini,

Bırak beni”.

MahmudMüflih “Filistin’de Taş Atanlar İçin” şiirinde şöyle sesleniyor:

“Haydi bas feryadı anneciğim,

Kudüs’teki çocuklarımız ihtiyar oldu zira!

Şehidi kucakla, abasına sar,

Hiçbir yaradan iz kalmaz zira”.

Yusuf Ebu Hilâle “Filistinli Şehide” şiirinde şöyle sesleniyor:

“İşbirlikçi köpeklerin hançerelerinden,

Yükselirken uzaktan uzaktan havlamalar,

Utansın zaman, utansın toprak, utansın insan,

Küfrün azgın ve arsız ulumalarından.

Kudüs Yahudilerin elinde esir ve mahzun iken,

Korkak ve kaçkınlar hangi huzuru aramaktadır?

Mescid-i Aksa yorgun düşmüştür artık toprağa,

Elleri kolları bağlı, zincirleri şakırdamaktadır”.

Biz de duygulu anımızda şöyle seslendik: “Hz. Ömer’ül Faruk, Selahaddin Eyyubi, Sultan Kılıçarslan, Nureddin Zengi, Yavuz Sultan Selim, Abdülhamid-i Sâni ve Necmettin Erbakan yok. Bir avuç ile imanlı Filistinli ile bir avuç dua ordusu var”.

Ve devam ettik nesirle nazım arasında:

“Yıkılsın saltanatınız,

Yere batsın Batı hayranlığınız,

Konjonktürel kaygılarınız,

Kâfirle dostluğunuz,

Diplomasiniz,

İkili görüşmeleriniz,

Nutuklarınız.

İsrail’in zulmüne dur demiyorsanız,

Müraisiniz, korkaksınız, müstemleke yöneticisiniz.

Allah (c.c)’a nasıl hesap vereceksiniz?”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?