Reklamı Kapat

Kudüs neden bu halde?

İsrail’in her Ramazan ayında Kudüs’te zulüm, baskı ve şiddetini artırmasının özel bir anlamı var. Özellikle bu ayda İslam dünyasının sinir uçlarına yaptığı taarruzla psikolojik bir harp stratejisi denemeye çalışıyor. Yaşananlar karşısında tepkilerini ortaya koyan Müslüman halkların sonuç alamadıkları düşüncesi altında ezilmelerini ve böylece fiili durumu kalıcı hale getirmeyi hedefliyor. Bu bir sinir savaşı. İsrail umutsuzluk girdabı içine sokmaya çalıştığı İslam dünyasını çıkmaza sürükleyerek işgallerine zihinlerde meşruiyet kazandırmayı tasarlıyor. Bu arada İslam ülkelerinin kendi içlerinde yaşadıkları sorunlar ve çatışmalar da İsrail’in işini kolaylaştırıyor. Görünen o ki “normalleşme” adı altında yapılan anlaşmalar İsrail’in zulümlerini, şiddetini, baskı politikalarını ve pervasızlıklarını destekleyici birer argümana dönüşmüş durumda.

Diğer taraftan bilindiği gibi eski Amerika Birleşik Devletleri ( ABD) Başkanı Donald Trump döneminde İsrail çok önemli kazanımlar elde etti. ABD elçiliğinin Tel-Aviv’den Kudüs’e taşınması dolaylı falan değil İsrail için doğrudan destek anlamını taşıdı. Suriye toprağı olan Golan Tepeleri’ni İsrail’e verdiğini açıklayan da Trump’tı. “Yüzyılın Anlaşması” adı altında Filistin’i tarihten silme hedefi de yine Trump projesiydi. Ayrıca Sırbistan’ı, Kosova’yı bir oldubitti ile İsrail’i destekleme sürecine dâhil eden de o oldu. Bütün bu gelişmelerin üzerine İsrail kendisini geri dönülemez şekilde “hak sahibi” görmeye başladı. Bu zamana kadar yaptıklarının yanına kâr kalmasıyla birlikte işgalin ABD tarafından tescil edilmesinin rahatlığıyla hareket etti. İslam ülkelerinin dağınıklığı demiştik, evet, özellikle Büyük Ortadoğu Projesi’nin etnik ve mezhepsel fay hatlarını harekete geçiren yol haritası ile birlikte İslam dünyası önceliklerini birbirleriyle mücadeleye ayırdı. Gözünün üstünde kaşın vardan tutun da üzümün sapından armudun çöpüne kadar her konu İslam ülkelerinin arasında birer devasa soruna dönüştü.

Bununla birlikte 1969 yılında Mescid-i Aksa’nın fanatik bir Siyonist tarafından ateşe verilmesinin ardından bu girişime tepki olarak doğan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın çaresizlik sendromuyla açıklanabilecek halet-i ruhiyesi ise kahredici bir gerçek olarak orta yerde durmaya devam ediyor.

Ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) geçen Şubat ayında işgal altındaki Filistin topraklarındaki savaş suçlarını incelemeye yetkili olduğunu açıklamasıyla birlikte İsrail’in kısmi bir şaşkınlık ve telaş yaşamasının ardından oluşan atmosfer yerini, UCM’nin bu kararını şimdilerde yok saymaya kadar götürdü.

Son olarak bilindiği gibi işgalci İsrail Kudüs'ün Şeyh Cerrah Mahallesi'nde ikamet eden aileleri evlerinden zorla çıkarmaya çalışıyor. Buna sözde mahkeme kararlarını da alet etmekten çekinmiyor. Bu adıma karşı duranları da baskı ve zulümle sindirmek istiyor. Modern zaman haramiliği değil de nedir bu? İşin içinde gasp, tehdit, şantaj var ve her türlü kirli oyun tezgâhlanıyor. Bir de Kadir Gecesi zirve yapan baskı ve şiddeti şimdi de dün itibariyle Mescid-i Aksa’yı işgal planına kadar götürdüler. İnsanlık neden kendisini herkesin gözleri önünde gerçekleşen haksızlıklar, hukuksuzluklar karşısında bu kadar aciz hissediyor?

Bütün bunlar karşısında hep söylediğimiz bir gerçeği bir kere daha ifade etmemizde fayda var; dünya barışının kilit taşı Kudüs’tür. İnsanlık Filistin üzerinden, Kudüs üzerinden büyük bir imtihanın içindedir. Bu imtihan başarıyla verilemediği takdirde kimsenin yüzü gülmeyecek, kimse rahat yüzü göremeyecektir. Herkes taşın altına elini koymalı ve dünyada barış, huzur ve adaletin tesisi için gayret etmelidir.

Şurası da çok açıktır ki, Kudüs için kim ne yaparsa aslında tam anlamıyla kendisine yapar.

Son tahlilde “zulüm ebedi olamaz. Kötülük mutlaka hüsrana uğrayacaktır”.

Çağrı önce başlarını kuma gömen İslam ülkelerine, sonra ise bütün insanlığadır. Dini, dili, ırkı, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun izan, insaf, vicdan sahibi herkes Kudüs’te işlenen insanlık suçlarına karşı sessiz kalmamalı, harekete geçmelidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?