Reklamı Kapat

Kudüs için ağlama vakti!

Son günlerde Filistin’de artarak devam eden zulmü ekranlardan takip ediyoruz. Mescid-i Aksa ve Kudüs’te yapılanları hiçbir vicdan sahibi içine sindiremiyor. Münkeri hayatlarının merkezine alanların bu yaptıklarını kimsenin görmezden gelme gibi bir şansı yok. Münkeri engellemek ve marufu büyütmek istiyorsak tüm vicdan sahiplerinin adalet ve merhamet etrafında birleşip hareket etmesi gerekir. Kötüleri güçlü kılan aslında iyilerin kısık ve cılız sesidir.

Bir avuç Siyonist şebekenin tüm dünyaya meydan okurcasına yaptığı bu hareketler elbette yüreğimizi dağlıyor. Ama bırakalım diğer insanları Müslümanların bile bu zulme itiraz edebilecek mecali kalmamış durumda. Söz söyleyenlerse yüksek perdeden bağırarak fakat kısık sesle itiraz ediyor. Çünkü kürsülerden itirazlar yükselirken masa başlarında stratejiler yapılmakta. Bazen bu tür ilişkilerde hesaplar ve kitaplar insan onurundan daha değerli olabiliyor. Sadece Filistin özelinde düşünmemek gerek. Bugün başta Müslümanlar olmak üzere dünyanın birçok yerinde bu tür zulümlere şahitlik ediyoruz.

Bu durumdan Müslümanların kendilerine pay çıkarıp bir duruş sergilemesi bekleniyor. Fakat büyük bir potansiyeli içerisinde taşıyan İslam âlemi için ne yazık ki fazla bir beklentiye de giremiyoruz. Çünkü Allah’ın tesis ettiği kardeşliği bir tarafa bırakıp ortak kimliklerden kendilerine imtiyazlı alan açanların amacı bu alanları korumak ve genişletmekten ibaret. Birisi Şii diğeri Sünni olduğu için birbirlerinin canına kıyacak kadar ya da onların camilerini bombalayacak kadar kardeşlik hukukundan uzaklaşmış olanlardan Filistin için bir adım beklemek hiç de gerçekçi değil. Farklı renklere tahammülü olmayan, komşusunun bile ana diliyle konuşmasından rahatsızlık duyanların başka dillerdeki feryada kulak kabartacağına inanmak boş bir hayal olsa gerek. Haksızlığa uğrayan Müslüman kardeşinin dini anlayışları kendisinden farklı olduğu için oh olsun diyebilenlerin başka beldeler için çıkardıkları sesin samimiyetine inanmak gerçekten güç.

Bu yüzden İsrail başta olmak üzere kendi varlığını başkalarının yokluğu üzerine inşa edenlerin yaptıklarına ağıt yakmaktan başka icraat sergileyemiyoruz. Kudüs için adım atması gerekenlerin Kudüs için ağlama seansları düzenlemeleri bu tutarsızlıkların bir sonucu. Kürsülerden büyük laflar edenler küçük hesaplar peşine takılarak bu yaraları derinleştiriyor aslında.

Peki, Müslümanların özelinde vicdan sahibi insanlar bu suskunluktan ve bu vurdumduymazlıktan kurtulup insanlığın huzur bulması için irade sahip olabilirler mi?

Elbette mümkün ama önce her insanın öncelikle insan olma sorumluluğunu kuşanması lazım. En başta kişilerin kendi anlayışına, ideolojisine, cemaatine, partisine, etnik kimliğine, mezhebine ve ulus devletine olan bağlılığına sınırlar koyması gerekiyor. Bu bağlılığını mutlaka ahlâk ve adalet terazisinde tartarak hareket etmelidir. İnsanlar insaf ehli oldukça, vicdanlarını menfaatlerinin önüne koydukça, acılara hiyerarşi tesis etmedikçe yöneticiler ikbal peşinde koşmak için sessizliğe, devletler stratejileri bozulmasın diye vurdumduymazlığa, kötüler menfaatleri uğruna baskı ve zulme başvuramazlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Mert - İslamı nasıl yaşadın ve yaşıyorsun otur onu ağla.

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 09 Mayıs 05:22


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?