Reklamı Kapat

Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır

Bismillâhirrahmânirrahîm;

ALLAH’IN kullarına karşı rahmet, ihsan, ikram ve lütfunun sonsuzluğunu takdir edebiliyor musunuz? Uzun bir ömür nispetinde, yani bin aydan hayırlı bir geceyi ihsan etmiş kullarına. Mükâfat o kadar büyük ki! Öyleyse, bunun bir sebebi, kullardan istenen bir karşılığı olması gerekmez mi? Bu gece Kur’an’a ve Allah Resulünün (s.a.v.) uygulamalarına bakarak ödülün yüksekliğinin sırrını tefekkür ve muhasebe etmek zorundayız.

Efendimiz (s.a.v.) sahabesine Beni İsrail’den dört kişinin durumunu anlattı. Onlar, hiç ara vermeden 80 yıl cihat etmişler; hep ibadet üzere olmuşlardı. Sahabe, “Bizim ömrümüz buna yetmez; onların kazandığı sevaba ulaşamayız” diye üzüldüler. Rabbimiz, bu olay üzerine Kadir Suresi’ni indirdi. Burada, “Kur’an’ı Kadir Gecesi’nde indirdiğini” (Kadir, 1) bildiriyor; dikkatleri Kur’an-ı Kerim’e çekiyordu.

Rabbimiz, “Kur’an’ın Ramazan ayında indirildiğini” (Bakara, 185) haber verir. Ramazan ayı içindeki Kadir Gecesi’nde!.. Peki, Kadir Gecesi’nde ne oldu? Kur’an’ın vahiy yolu ile ulaşan ilk ayetleri yeryüzünü aydınlatmaya başladı. Şafak sökmüş, aydınlığın müjdesi verilmişti. Kutlu iniş, zulmet ve karanlıklardan bunalmış insanlık için kurtuluş müjdesi idi. Azamet ve şerefi yüksek bir gece oluşu buradan geliyordu.

Efendimiz (s.a.v.), “Bu gerçeği anlayarak Kadir Gecesi’ni ihya edenin bütün günahlarının affedileceğini” müjdeler. Çünkü kul istikametini bulmuş, ilâhi bir lütuf ile Kur’an-ı Kerim ışığında bir hayat anlayışının önemini kavramıştır.  

KUR’AN HİDAYET REHBERİ

KADİR Gecesi’nde ilk indirilen ayetler, Alâk Suresi’nin ilk beş ayetidir. Bu ayetlerin, bugün inmişçesine mütelâsı yapılmalıdır. Öncü olarak inen bu beş ayette üç anahtar kelime var: 1. Oku, 2. Öğret, 3. Kalemle yaz. Evet, “Oku” ama bu okuma “Allah’ın adını anarak” (Alâk, 1) olsun. Yani, “besmele” ile. İslâm’da eğitim “besmele ile” başlar.

“Oku”yan bilgi sahibi olur. İlmin zekâtı, onu bilmeyene öğretmektir. Bilginin başkasına öğretilmesi görevini yükler. “Öğret”mek için de konuyu anlamak, kavramak, şuuruna ermek, feraset sahibi olmak gerekir. Kadir Gecesi’nde, Kur’an’ın anlamına nüfuz etmemiz gerektiğini kavramalıyız. Yani, Kur’an ilimlerini öğrenmeye başlamayı. “Kalemle yazmak” ise, bilgiyi geleceğe aktarır. Ölümsüzleştirir. Peki, Kur’an’ın içeriğinde neler olduğunu hiç merak ettiniz mi? Anlatalım:

1. Bütün ilimlerin temel esasları Kur’an’dadır. Kur’an dışında bir hakikat kaynağı yoktur. 2. Kâinatın yaratılış sırları Kur’an’dadır. Varlık âleminin sırlarını ancak Kur’an’dan öğrenebilirsiniz! 3. Dünya saadetinin esasları Kur’an’dadır. Yaşanmaya değer hayat Kur’an ile gerçekleşir. 4. Âhiret saadetinin esasları da Kur’an’dadır. Yani, cennete götürecek amellerin neler olduğunu Kur’an’dan öğreniriz. 5. Cihat farzının esasları da Kur’an’dadır. Yani, hayatımızı Allah’a adamanın yolları!

Kadir Suresi’nde dikkat çekilen asıl gerçek Kur’an’dır. Bu gecede, Kur’an ilimleri ile iç içe bir hayat yaşama şuuru kazanabilirsek, Kadir Gecesi’ndeki feyiz ve bereketten faydalanmış olduğumuzu söyleyebiliriz.

KUR’AN’I ÖĞRENME AZMİ

İSLÂM dünyasının en büyük eksikliği, Kur’an ilimleri ile yeteri kadar meşgul olmamasıdır. Problemlerinin çözümü için Kur’an’a yönelmemesi. Zihinsel ve kültürel kısırlığın sebebi bu! Bir an önce bu eşik aşılmalı; “ilk emri ‘oku’ olan bir dinin okumayan mensupları” olmaktan kurtulmalıyız.

Osmanlı’nın sonuna doğru ilim alanında da büyük gerileme yaşandı. Daha kötüsü sözde aydınlar çözümü “dışta” aramaya yöneldiler. Okumayan insanlarda medeniyet tasavvuru kayboldu. Mehmet Akif de, bir asır önce, Kur’an’ın anlamını ihmal ettiğimizden yakınır:

“İbret olmaz bize, her gün okunur, ezber de!

Yoksa, bir maksat aranmaz mı bu ayetlerde?

Lâfz-ı muhkem yalınız, anlaşılan Kur’an’ın,

Çünkü kaydında değil, hiçbirimiz mananın.

Ya açar nazm-ı Celil’in, bakarız yaprağına,

Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına.

İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin,

Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal açmak için!”

Mübarek Kadir Gecesi’nde, Müslüman olarak, Kur’an benden ne istiyor, sorusunun cevabını aramak zorundayız. Kendimizi ve Müslüman ümmetin durumunu sorgulamalıyız. Dün, Ramazan ayının son Cuma’sı olarak Dünya Kudüs Günü idi. Siyonist işgal altındaki kutsal beldelerin durumu konusundaki sorumluluğumuzu idrak etmeli; mazlum ve mağdurlara karşı görevlerimizi hatırlamalıyız. Yunus Emre bunu o kadar özlü anlatır ki:

“Kim ki, Kur’an’ı bilmedi,

Derdine derman olmadı,

Sanki dünyaya gelmedi,

Her işine pişman ola.”

Kadir Gecenizi tebrik eder; uyanışımıza vesile olmasını niyaz ederim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?