Reklamı Kapat

Bu yumağı kim çözecek?

Zamanın her şeyin ilacı olduğuna inanırız. Hastalıklar, acılar, kızgınlıklar zamanla azalarak geçer. Kaoslar, belirsizlikler de zamanla biter ve bir düzen hali oluşur toplumda. Olması gereken de budur, zira sürekli kaos içinde yaşayamaz insan. Beden sağlığı da ruh sağlığı da kaldıramaz böyle bir yaşamı ve hasta düşer. Nasıl ki hastalandığımızda bir doktora başvururuz, toplumlar hastalandığında, kaos durumu oluştuğunda işin ehli, adaletli ve güvenilir liderlere ihtiyaç duyarız.

Maalesef zamanla geçip gitmesini beklediğimiz sorunlarımız zamanla daha da karmaşık bir hâl alıyor. Kartopunun çığa dönüşmesi gibi ufacıkken çözebileceğimiz sorunlarımız büyüyor büyüyor ve altında ezildiğimiz, soluğumuzu kesen kocaman bir çığ oluveriyor. Kaosların, belirsizliklerin bitmemesi bugüne ve geleceğe karşı umutlarımızı kırarak bir bataklığın içinde çırpınıyor, çırpındıkça daha da batıyormuş hissi oluşturuyor.

Yıllardır içinde bulunduğumuz kaos hali salgın hakkındaki belirsizliklerle beraber içinden çıkılmaz bir hâl aldı. Bu belirsizlikler ne yazık ki sadece salgının ne zaman biteceği hakkında değil. Salgına dair uygulanan tedbirler, yapılan tedaviler, verilerin tutarsızlığı, aşı hakkında düzgün bilgilendirme yapılacağına dayatılmaya çalışılması, ikna odaları gibi söylemler ve daha birçok sorun var. Uygulanan tedbirlerin ne akılla ne de vicdanla ilişkisi kalmadı artık.

Virüs sadece sağlığımızı değil, ekonomimizi, eğitim sistemimizi, sosyal hayatımızı da etkiliyor. Hem bedenen hem ruhen etkilendiğimiz bu dönemde bütüncül bir tedaviye ihtiyacımız var. Bu noktada bilim kurulları yeterli değil çünkü konu virüs olmaktan çıkalı epey oldu. Eğitimcilerin, toplum bilimcilerin, din adamlarının, kanaat önderlerinin de rehberliğine ihtiyacımız var.  Maalesef bu zümreler içinde güveneceğimiz aklı başında insan sayısı bir avucu geçemiyor. Zira kimse işini hakkıyla yapmıyor.

Bilim adamı unvanı ile açıklamalar yapıyor bakıyorsun bilimsel hiçbir zemini yok. Varsayımlar üzerinden konuşuyor. Neyi esas alıyorsunuz, hangi veriye dayalı konuşuyorsunuz diye soruyorsun kem küm ediyor konuyu değiştiriyor. Konuyu değiştirse yine iyi. Kendisi gibi düşünmeyen diğer bilim adamlarına saldırıyor, susturmak için zor kullanıyor. Bilim ve etikten dem vurmayı da ihmal etmiyor.

Bir başkası din adına konuşuyor. Hoca, imam, kanaat önderi gibi unvanları var. Soruyorsun İslam’ın neresinde bu dediklerin, yaptıkların? Efendimizin böyle bir uygulaması var mı? Kur’an ne diyor bu konu hakkında? Yine kem küm.

Diğeri toplum adına konuşuyor. Kim verdi yetkiyi size diyorsun toplum diyor. Toplumu gözü görmüyor. İyi hoş da toplum size haklarını koruyasınız diye verdi o yetkiyi demeye imkân dahi tanımıyor.

Herkes çarşafın bir ucundan tutmuş, kendi tarafına çekiştiriyor. Ne kadar çekebilirse artık. Adalet, liyakat, ehliyet hak getire. Olan halka oluyor. Tabiri caizse filler tepişiyor, karıncalar eziliyor. Böyle bir ortamda insanlar nasıl sağlıklı düşünebilirler, nasıl sağlıklı davranışlar ortaya koyabilirler ki? Kimse işini düzgün yapmıyor ama herkes herkesten şikâyetçi. Halk kime şikâyet etsin halini?

Buradan bakınca ipin ucu kaçmış, koskoca bir yumağa dönüşmüş durumda. Peki, bu yumağı kim çözecek?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selime Sümeyye Abatay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?