Reklamı Kapat

İnsanın kıymetini bilmediği değer: Sağlık

Birkaç haftadır hastalıkla imtihan olunduğumdan Millî Gazete’ye yazı gönderemedim. Doğrusu, hasbihal etmeyi özlemişim. Yaklaşık iki hafta önce yoğun bir hafta geçirmiştim. Birkaç toplantı üst üste gelince ve bu koşuşturmacada terleyerek soğuk aldım. Birkaç gün soğuk algınlığına bağlı şikâyetlerle mücadele ettikten sonra hastanede serum tedavisi gördüm. Artık iyileşme emaresi görünmeye başlamıştı ki, nefes darlığından muzdarip olarak İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi altına alındım. Burada bir hafta oksijen tedavisi gördüm. Bu arada Kovid-19 testimin sonucu pozitif çıktı. Yani zorlu bir süreç geçirdik. Allah-u Teâlâ’ya sonsuz hamd-u senâlar olsun ki, tedavim evde devam ediyor.

Bu imtihan döneminde hep iki şeyi düşündüm: Birincisi, bir nefes sıhhatin ne kadar önemli olduğu ve Allah-u Teâlâ’nın bize nasıl lütufkâr olduğunu. Rabbimizin sayamayacağımız nimetlerle bizi mükâfatlandırdığını, bu nimetlerden en önemlisinin iman nimeti ve sağlık nimeti olduğunu tefekkür ettim.

İkincisi de, bize bu kadar nimetleri veren Rabbimize karşı ne kadar az şükrettiğimizi, O’nun bize yüklediği emanete sahip çıkmak için yeteri kadar çabalamadığımızı, emanete hakkıyla sahip çıkmadığımızı, kulluk vazifemizi yerine getirmek için yeterli gayreti göstermediğimizi, kâfirlere karşı Allah’ın dinini yüceltmek ve İlây-ı Kelimetullah için mücadele azmimizdeki zayıflığı, kısacası Rabbimizi razı etmek için yeterli gayreti göstermediğimizi anladım. Allah-u Teâlâ’nın rızasından başka her şeyin oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu düşündüm ve kendimi bundan sonra rıza-yı Bâri için daha çok çalışmak için motive ettim.

Âlemlere rahmet Peygamber Efendimiz (s.a.v), sıhhat ve boş vaktin önemini ne güzel ifade etmiştir. İbn Abbas (r.a)’tan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdular ki: “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu nimetlerin kıymetini vermede aldanmıştır. Bunlar, sıhhat ve boş vakittir” (Buhari, Tirmizî, İbni Mâce).

Kanuni Sultan Süleyman, Muhibbî mahlasıyla ne güzel demişti sağlık için:

“Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi,

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”

Gerçekten de halk arasında devlet kadar itibarlı, önem verilen, el üstünde tutulan bir nesne yok. Ancak devlet bu kadar itibarlı olsa da bir nefeslik sıhhatteki saadet, zenginlik ve itibar devletten de önemlidir. Zira kişi sıhhatiyle kendi yürek devletini, gönül medeniyetini inşa edebilir.

Hastalık sürecimde Millî Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş üstadımıza ilgisi, alakası ve destekleri için ne kadar teşekkür etsem kifâyet etmez. Zira aynı sürece denk gelen hayat arkadaşının yoğun bakım süreci ve vefatına rağmen desteklerini hiç eksik etmedi. Ben de hastanede sürekli hanımefendiye dua ettim. Vefatından sonra da ardından Kur’an-ı Kerim ve dualarla yâd ettim. Allah-u Teâlâ, hanımefendiye rahmet etsin, mekânı cennet-i âlâ olsun inşallah.

Millî Gazete’den Adnan Öksüz ve Muhammed Altındal beylerin, binlerce Millî Gazete okuyucusunun destek ve dualarını yanımızda gördük. AGD Genel Başkanı Salih Turhan, MİLKO Genel Sekreteri İlyas Tongüç, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Bülent Kaya, Mustafa Kaya, parti sözcüsü Birol Aydın, İstanbul İl Başkanı Ömer Faruk Yazıcı Beyefendi gibi nice dostlarımızın destek ve dualarına müteşekkirim.

Değişik siyasi partilerden, sivil toplum kuruluşlarından, sosyal medyadan, akraba, dost ve arkadaşlardan özellikle Millî Gazete’ye gönül vermiş okuyucularımızdan aldığımız telefon, mesaj ve dualara teşekkür ederim. Bu imtihan sürecini her biri birbirinden değerli dualarla atlattık Elhamdülillah. Allah-u Teâlâ tüm gönül dostlarımızın, tüm Müslüman kardeşlerimizin, yeryüzündeki tüm mazlumların hastalarına şifa versin. Her türlü zorluklarında imtihanlarını kolay etsin. Kendisinden başka kimsenin yardımına muhtaç etmesin.

Bakara Sûresi 286’ncı ayette Müslümanların olumsuzluklar karşısındaki tavrı özetlenmekte ve yol haritası çizilmektedir: “Allah hiç kimseye, gücünün yetmeyeceği bir şeyi teklif etmez. Herkesin kazandığı kendi lehine, yüklendiği vebal de aleyhinedir. Ey Rabbimiz! Eğer unuttuk veya hata ettikse, bizi muâheze etme. Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi, ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyleri de yükleme! Günahlarımızı affet! Bizi bağışla! Bize merhamet eyle! Sen bizim Mevlâmızsın! Artık kâfirler güruhu üzerine bize yardım et! (dediler)” (Bakara, 286).

Ya Rabbi! Bize gücümüzün yetmeyeceği, böyle bir yükten dolayı sabredemeyerek sana asi olacağımız yük yükleme. Yüklerimizi kolaylaştır, bize merhamet eyle. Kâfirlere karşı bize yardım et, cihad ruhunu gönlümüzde dâim eyle. Âmin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?