Reklamı Kapat

İhtiyacımız olan özgüvenimizi tazelemek

Pandemi süreciyle birlikte yeni bir süreçten geçiyoruz. Birey, toplum ve devlet bazında yapılan tüm tahliller bu sürecin ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor.

Bireyler yalnızlaşıyor, toplumlar korku ve kaygı girdabında boğuluyor, devletler siyasi-iktisadi-sosyal-kültürel yeni düzene entegre ediliyor.

Elbette bütün bu yaşanan sürece itiraz edenler, karşı duranlar, sorgulayanlar da var. Ne var ki, bu sorgulamalara tepki koyanlar, engellemeye çalışanlar da bizatihi sürecin mağdur ettiği kesimler.

Maske takmak istemeyen kişiye resmi görevlilerin ceza yazmasından çok daha dikkat çekeni, maske takmayanı ihbar eden vatandaşların varlığı oluyor.

Ukraynalı turistler ile birlikte denizde yüzen kendi vatandaşını ihbar eden ve güvenlik kuvvetlerinin ceza yazmasını teşvik eden de yine yasağın muhatabı olanlar oluyor.

Örnekler çoğaltılabilir. Ama bütün bu örnekler dahi toplumun içinden geçtiği ruh haliyle ilgili ipuçları barındırıyor.

Bunları karamsarlık adına değil, vakıayı tespit bakımından dile getiriyorum. Elbette söylenecek çok fazla söz de var.

Ancak yalnızca sorunları konuşmak yerine meselenin çözümüne de kafa yormak gerekiyor.

Küresel bir plan çerçevesinde ırkçı emperyalistler tarafından yürütüldüğüne inanılan bu yeni süreçten nasıl çıkılacağı ile ilgili bir araya gelmeye ve istişareye ihtiyaç var.

Küresel bir plan karşısında her ülkenin yalnızca kendi içinde bir çözüm arayışına girmesi, planlayıcılar açısından sürecin çok daha kolay idare edilmesine neden olmaktadır.

Bu nedenle yalnızca ülke içinde değil ülkeler ve toplumlar arasında da dayanışmaya, müşterek noktalarda buluşmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Bunun için uyanık olanların sesini çok daha gür çıkarması, yalnızca politik söylemler ile değil ilmi yöntemlerle de sürecin nakızalarını (ikilemlerini) orta yere koyması önem arz etmektedir.

Başta D-8 üye ülkeleri olmak üzere, tüm Müslüman topluluklarıyla iletişime geçilmesi ve nasıl bir yol izleneceği ile ilgili gerçekçi istişareler yapılması gerekmektedir.

Zira ırkçı emperyalistlerin kurduğu bu yeni dünya düzeni karşısında sessiz kalınması, ezilenlerin hareket alanını her geçen gün daha fazla daraltmaktadır.

Bu korku salgının ne zaman sonlandıracağı dahi bilinmezken süreci izlemekle yetinmek ağır kayıplara neden olmaktadır.

Sessiz kalmak ve direnç göstermemek toplumun sosyal, aktif bireylerinin dahi yalnızlaşan, pasifleşen yığınlara dönüşmesine zemin hazırlamaktadır.

Şayet mesele sağlıksa, dünyanın sağlığı ırkçı emperyalistlerin eline bırakılamayacak niteliktedir. Katilden medet beklemek beyhude bir bekleyiştir. Ancak biliniyor ki, mesele sağlığın çok ötesindedir.

Bu nedenle Müslüman topluluklar başta olmak üzere tüm ezilenlerin derlenip toparlanmaya, kendi dinamikleriyle ayağa kalkmaya ihtiyacı vardır.

Bunu başlatacak olan da, bunu organize etme kapasitesine sahip hareketlerin omuzundadır.

“Efendim bir araya gelseler ne olacak, konuşup konuşup dağılmıyorlar mı zaten” diyenler, “bir araya gelecek hal mi kaldı” diyenler gelinen noktayı bir daha gözden geçirsinler.

Arap Kışı’ndan beri bir araya gelinemediğini, onlarca yıldır kalbi birlikte atanların dahi arasındaki bağların koptuğunu fark etsinler.

Şuna yürekten inanmak lazım gelir ki, samimi bir niyet ile bir araya gelinmesi dahi birçok oyunu bertaraf edecektir. Ama en önemlisi de bir süredir yitirilen özgüveni tazeleyecektir. Nesne olmaktan özne olmaya dönüşü muştulayacaktır.

Hülasa, üzerine tonlarca kül dökülen ateşin yeniden harlanması gerekmektedir.

Mescid-i Aksa’da toplanan on binler bugün bu mesajı görünür kılmaktadır. Filistin’in başkenti Kudüs’te ateşi yeniden harlayan gençler, İslam alemine ve tüm dünyaya şok tedavisi uygulamaktadır.

Şu Ramazan günlerinde narkozdan uyandırmaya, nereden gelinip nereye gidildiğini hatırlatmaya hizmet etmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Gündoğmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?