Reklamı Kapat

Asıl Mesele

“Ay köpük köpük bir gökyüzünün aklını çeliyor.

Canım içimde, ne kadar tuhaf. Ağırbaşlı,

becerikli ölüm bu yaşı arar,

Ve elini kimin omzuna koysa bembeyaz.”

(Köpük Köpük Gökyüzü/Miklós Radnóti)

Asıl mesele nedir? Bir insan için hakiki olan bir hakikati bulmak; ömrünü adayacağı ve uğrunda ölmeyi göze alacağı hakikati bulmak olmalıdır. En azından belli birtakım değerler etrafında yetişen ve bu değerleri hayatının merkezine koyduğunu ifade eden insanlar için. İşte o vakit hayatın anlamı ve bu anlamın açtığı aralıktan yürüyebilmek meselelerin asliyesini ortaya koyar. Böylesi bir aralıktan hayata bakan insanlar için bu vaziyet hayatın ana mihenk noktasını oluşturur. Her konuda insanın kendi kendisiyle yüzleşmesi ve kendini kontrol altına almasını olanaklı kılar. Böyle bir muhasebe sürecinin işlediği kişilerin oluşturduğu toplumlar sağlıklı ve gelişmeye müsait toplumlar olarak hayat bulurlar.

Böylesi sağlıklı bir ortamdaki insanların, düşünceleri arasındaki bağlantı netleşmiş, makul bir biçimde temellendirmiş ve bu sayede elde edilen hakikat herkes için anlaşılabilir bir düzeyde ifade edilip, yaşanılır ve bu sayede de başkalarına iletilebilir. Yaşantıdaki bu sadelik ve tutarlılık sürekli bir murakabe ile güncellenir. Böylesi bir güncelleme nihayetinde rasyonel bir yaklaşımı ve bu şekilde hareket edebilme olanağını da mümkün kılar; böylelikle düşünceler, değerler üretir ve bu değerler diğer insanlarla ortak paydalar oluşturur. Ve böylelikle ortak bir yaşam alanı için sağlıklı bir iletişimin, aktarımın ve anlaşılmanın da zeminini sağlar. Bu zemin toplumun bir arada var olabilme güzergâhını belirler.

Bir kişi için, bir toplum için en büyük kayboluş veya tehlike insanın değerlerinden uzaklaşması ve hakikati kaybetmesidir ki bunun ilk başlangıç noktasını ise kişinin, sanki daha önce hiç olmamışçasına, kendini kaybetmesidir. Elbette böylesi bir kayıp sessiz sedasız fark edilmeden gerçekleşmez. Bağıra çağıra gerçekleşir de insan mihenk noktasını kaybettiği için bunu önleyemez. Hatta zamanla bu kayıp karşısında bir vurdumduymazlık, kabullenme gerçekleşir. Bu yeni hali anlamlandırma ve hararetli bir şekilde savunma mekanizmaları geliştirilir. Öyle ki bu yeni durumun alıcısı da satıcısı da çok olur çünkü değerden soyutlanmaya müsait her topluluk için bu durum; bir ganimet bulma imkânı sunar ve de farklı olsa da değerlerini yitirmiş, zeminini kaybetmiş insanlar-toplumlar sanki aynı kalıptan dökülmüş gibi bir kalabalığı ortaya çıkarır.

Bu saatten sonra bu kalabalığın tek ortak noktası ve tek bir hareket mekanizması vardır o da kader birliği ettikleri menfaatleridir. Bu menfaat ortaklığının kaybolmaması için yekpare bir şekilde hareket ederler ve bütün akli melekelerini geride bırakarak kuşandıkları yeni misyonun ortaya koyduğu doktrinlere sıkı sıkıya iman ederler. Bu inanış ile çelişen her şey bir engel olarak önlerinden kaldırılması gereken bir düşmana dönüşür ve kalabalığı da kenetleyerek zinde tutar. Bu noktada en çok düşmanlığı da kendilerine hakikati hatırlatan, saflığını kaybetmemiş ve muhasebesini yapabilen insanlara ve topluluklara gösterirler. Çünkü onlar birer ayna vazifesi gördükleri için onlara baktıkça kirlerini fark ederler. Kirden değil belki ama karşısındakilerin halen duru kalabilmiş olmaları onları çıldırtır.

İşte bu noktada tek bir hedefe kilitlenirler ya kirletecek ya da kire ortak ederek kalabalığının içine çekerek duruluğunu kaybettirmeye ya da görünürlüğünü yitirtip, değersizleştirmeye çalışacaklardır. Bu noktada duru kalabilmek için sürekli bir muhasebe sürecinin içerisinde olmak gerekir. Çünkü muhasebe ile insan hakikatinin sınırları doğrultusunda kendisini hesaba çeker ve her bir işe başlamadan, bir adımı atmadan, bir sözü söylemeden önce sonunu hesap ederek hareket eder. Bundan dolayı da sonradan pişmanlık duyacağı her şeye önceden mani olur. Bu da onu meselenin aslından koparmaz. Kendisine has varoluş değerlerini anlar, o değerlerin açtığı ufukları keşfetmekten büyük bir lezzet alır. Attığı her adım, anlamlı güzel ve etkileyici olur. Asıl mesele, hak ve hakikat dairesinde kalabilmektir. Gerisi beyhude bir çabadır. Hoşça bakın zatınıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?