Reklamı Kapat

Namaz Tesbihatı

İstanbul Sarıyer’de ikamet eden muhterem okuyucumuz Yusuf Çınar, “namaz tesbihatının günümüzdeki şekliyle camilerde yapılmasının tarihçesini” sormuştu. Cevaplandırmak için kısmet bugüneymiş.

Peygamber Efendimizin Sünnet-i Seniyyesi olan namaz tesbihatını, Asr-ı Saadet’te herkes kendisi müstakilen yapmaktaydı. Hz. Ömer’in (r.a.) hilafeti zamanında, şu anda ülkemizin yaklaşık yirmi misli büyüklüğünde beldeler fethedildi. Her milletten İslâm’a girenler oldu. Valilerin sorması üzerine, Hz. Ömer, bir tamim yayınlandı ve camilerde “tebliğ ve talim için” namaz tesbihatının şu şekilde yapılmasını istedi: Müezzin bir defa, “Sübhanallah” diyecek, cemaat de herkes kendi içinden 33 defa “Sübhanallah” diyecek. Müezzin bir defa seslice “Elhamdülillah” diyecek, cemaat 33 defa kendisi duyacağı şekilde sessizce tekrarlayacak. Müezzin yine bir defa seslice “Allahu Ekber” diyecek, cemaat kendisi 33 defa sessizce tekrarlayacak. Yani günümüzde camilerimizde yapıldığı gibi. İşte o günden itibaren bu güzel âdet-i İslâmiye camilerimizde tekrarlanmaktadır. Buna bid’at denilmez. Bid’a-i hasene de denilmez. Bu tebliğ ve talim maksadıyla yapılan bir âdet-i İslâmiyedir ve faziletli bir ibadettir.

Namaz tesbihatını ihmal etmemeliyiz. Vakti müsait olan, Hz. Ömer (r.a.) devrinden beri camilerde tekrarlanan bu güzel harekete iştirak eder. Hem camideki dua çok faziletlidir. Acele işi olanlar, namaz tesbihatını, yolda, vasıtada da yapabilir.

Namaz tesbihatında söylediğimiz bu üç mübarek kelimenin kısaca manası budur:

“Sübhanallah”: 1. Allah şerikten mukaddestir. 2. Benim kusûrâtımdan mukaddestir. 3. Ehl-i dalâletin efkâr-ı bâtılasından (batıl fikirlerinden) mukaddestir. 4. Kâinatın noksanlığından mukaddestir. Nefsimizin ve kâinatın noksanlıklarından mukaddestir.

“Elhamdülillah”: Ezelden ebede kadar kimden kime karşı olursa olsun, bütün hamtlar Allah’a mahsustur. Bütün nimetler O’nundur. Bütün hamt O’na mahsustur. Ben ve mahlûkat fakiriz. Hepimizin ihtiyacını yerine getiren Rahman-ı Rahîm vardır.

“Allahu Ekber”: Allah’ın kudret ve ilmi her şeye yeter. Kuvveti tam yerindedir. Ben ve mahlûkat aciziz. Belâlarımız çoktur, belâların def’ine benim ve kâinatın gücü yoktur.

Gerçekte bütün mevcudat “tesbih” yapmaktadır. Rabbimiz bunu bize haber vermektedir. İsrâ Suresi’nin 44. ayet-i kerimesine mealen bakalım: “Yedi kat sema ve yer ve göklerde ve yerde olan bütün mevcudat Allah-u Teâlâyı tesbih ederler. Ve O’nu hamt ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Şüphesiz ki O (Allah), Halîm’dir (azapta hiç acele etmeyen), Gafûr’dur (çok bağışlayan).”

Peygamber Efendimizin (a.s.m.) namaz tesbihatının faziletine dair hadis-i şeriflerinden birine bakalım: Ebû Hüreyre (r.a.) diyor ki: “Fakir muhacirler Resûlullaha (s.a.v.) gelip, “Varlık sahipleri yüksek dereceleri ve ölümsüz Cennet’i alıp gittiler; zira hem bizim gibi namaz kılıyor ve oruç tutuyorlar, hem fazla malları ile hac ve umre yapıyorlar, cihat edip sadaka veriyorlar” dediler. Resûlullah (s.a.v.) da, “Size bir şey öğreteyim mi, onu yaptığınız takdirde sizi geçenlere yetişir ve sizden sonrakileri geride bırakırsınız, sizin yaptığınızın aynısını yapmadıkça sizden daha faziletli olamazlar” dedi. Onlar da, “Evet, ya Resûlallah” deyince, şöyle buyurdu: “Her namazın arkasından otuz üçer defa, ‘Sübhanallah, Elhamdülillah, Allah-u Ekber’ dersiniz.” (Buhârî, Ezan, s. 843; Müslim, Mesâcid, s. 595)

Meşhur İslâm âlimi Bediüzzaman, namaz tesbihatında tembellik yapan bir talebesine verdiği derste, tesbihatın ehemmiyetine şöyle dikkat çekmektedir: “Kardeşlerimizden birisinin namaz tesbihatında tekâsül (tembellik) göstermesine binâen dedim: ‘Namazdan sonraki tesbîhatlar, tarîkat-ı Muhammediyyedir (a.s.m.) ve velâyet-i Ahmediyyenin (a.s.m.) bir evrâdıdır. O noktadan ehemmiyeti büyüktür.” (Kastamonu Lahikası, s. 68) Bediüzzaman, daha sonra geniş bir şekilde namaz tesbihatının ehemmiyetini izah etmektedir.

Namaz tesbihatı, namazın her yerinde görülmektedir. Bediüzzaman bu gerçeği şöyle dile getiriyor: “Namazın manası, Cenab-ı Hakk’ı tesbîh ve ta’zim ve şükürdür. Yani, celâline karşı kavlen ve fiilen ‘Sübhanallah’ deyip takdis etmek; hem, kemaline karşı lâfzen ve amelen ‘Elhamdülillahi’ deyip ta’zîm etmek; hem, cemaline karşı kalben ve lisânen ve bedenen ‘Allah-u Ekber’ deyip şükretmektir. Demek, ‘tesbih ve tekbir ve hamd’ namazın çekirdekleri hükmündedirler.” (Sözler, Dokuzuncu Söz, s. 43) 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Seyfeddin - İşte Ehli sünnet ihtkati Namazda En güzel zevk ve huşu Allah razı olsun selâm ve dualar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Nisan 21:14


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?